logo

Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar Ağ Gelin/Yaşar Adanur

Yaşanmış üzeri kapatılmaya çalışılmış öyle hüzünlü hikâyeler duyuyorum ki içim parçalanıyor, insanlığımdan utanıyorum. Hepsini yazmak istesem de yüreğim el vermiyor, kalemim utanıyor, yazamıyorum. Ben yazarken parça parça oluyorum ya bunları yaşayanlar nasıl dayanmış onca sene hayret ediyorum.Ah be insanoğlu “Kadınların haklarına riayet ediniz. Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz” diyen Hz. Muhammed’in ümmetiyiz.
Bunca kadınımız gözyaşı dökerken öldürülüp kara toprağa gömülürken gönüllerin sultanı Peygamber Efendimiz’in yüzüne mahşer günü nasıl bakacağız bilemiyorum.
Hakkınızı helal edin Ayşe’ler, Hülya’lar sizleri birer palamut tohumu olarak ekip yetiştirmeye çalışmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
Şöyle diyordu “Aysel: Fiziken öldürülen kadınlarımız için palamut tohumu ektik, Soner ya ruhen öldürülen kadınlarımız için ne ekeceğiz”?
Soner’de “Ruhen öldürülen kadınlarımız için tohum fidanı ekmeye kalksak ömrümüz yetmez yetse bile sanırım onlar için arazi kâfi gelmez” diye cevap vermişti.
Sahi ruhen öldürülen kadınlarımız için tohum ekmeğe kalksak tohum ve arazi yeter mi? Bu anlamlı cümleler kitabın yazarı Yaşar Adanur’a ait. Kitabında kadın haklarını, kadının önemini ve kadına yönelik şiddete dikkat çekiyor.
Bu kitabı neden yazdın diye sorduğumda neden yazdığını ve biyografisini şöyle özetledi.
Şiire meraklıyım, “Beşinci Mevsim Aşk” ve “Beşinci Mevsim Cemre” şiir kitaplarımdan sonra roman türüne yönelmeyi düşündüm. Kadına yönelik şiddet günümüz de gündemi meşgul ettiği için böyle bir konuda yazmak istedim. Sosyal Medya üzerinden yaptığım paylaşımlara gelen yorumlar ve mesajlar da bu konuda etkili oldu. Kadınlar gördükleri şiddeti yaşadıklarını yazıyorlardı. Lise Edebiyat hocam Hacer Fakılı’ya “Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar” diye bir kitap yazmak istediğimi, konusunun ne olduğunu anlattım, oda eğer yazabilirsen çok büyük ses getirirsin sinema filmi bile olur dedi.
“Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar” kitabımızı yayınladım çok beğeni aldı. Tomarza’dan, Yahyalı’ dan, Develi’mizden, Kayseri’den cümleleri satır aralarına nakşettim. Bu sefer de kitabın devamını yazmamı istedi okuyucularım.
Bu çalışmalarımızda bizlere her zaman inanarak destek veren, ilham verici manzarası ile ufkumu açan Cıvıklı Evi Anadolu Sofrasında çalışmama (yazmama) imkan sağlayan Kıyga Grup Abdulmenaf Kıyga, Tayyar Kıyga ve Ömer Kıyga’ya teşekkürler ediyorum.
Rahmetli annem için bir şey yapamadım ama toplum da ezilen horlanan kadınların sesi olayım onların sesi olurken de Kayseri’mizin, Develi’mizin, Tomarza’mızın güzelliklerini okuyucu ile buluşturayım, yerli turistin dikkatini çekerek doğup büyüdüğüm ekmeğini yediğim topraklara bir katkım olsun istedim.
Şu anda da kitabımın senaryosu yazılıyor, inşallah en kısa zamanda bitmiş olacak. Dizi film falan olursa önce kadınlarımıza sonra da ilimize, ilçemize çok büyük katkı sağlayacağını umuyorum.
Biyografisi:
Yaşar Adanur: 1974 Tomarza doğumluyum, ilkokulu, orta ve liseyi Tomarza’da okudum. Annem ölmeden senin evlendiğini görmek istiyorum dediği için liseyi bitirir bitirmez evlendim. Biri erkek üç kız dört evladım var. Askerden sonra infaz koruma memuru olarak göreve başladım. İstanbul Kartal H tipi, Niğde E tipi ve Yahyalı K1 tipi Ceza İnfaz Kurumları’nda görev yaptıktan sonra Develi B tipi Ceza İnfaz Kurumu’na tayin ile geldim ve burada görev yapıyorum.
Ailemin tek erkek çocuğuyum, üç ablam var Rahmetli annem, babamdan çok çekti. Hiç rahat yüzü görmedi, yediği dayaklar, işittiği ağır sözler, çocukluğumda çok zoruma giderdi. Üç ablası vardı, ama dayanacak arka çıkacak, annesi ve babası yoktu. Babam da bunu bildiği için hiç bir yere göndermez, rahat nefes aldırmazdı. Ruhları şad, mekânı cennet olsun.
Bu kitap, adeta bu acıyı yaşayarak hisseden yazar Adanur’un çocukluğundaki izlerin kâğıda yansıması. Doğa tasvirlerini, şiirleri okurken hikâye sizi sürüklüyor, adeta yüreğinizde hissediyorsunuz.
Kitabıyla topluma güzel mesajlar veren şair ve yazar Yaşar Adanur’u tebrik ediyor, kitabın devamını merakla bekliyorum. Çünkü; söz uçar yazı kalır.

Share
132 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ahırda Ata Binen, Kapıyı Yüksek Tutar

    24 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Bu güzel söz merhum Hacı Ömer Sabancı'ya ait, bu hafta da deyimlerden ve güzel anlamlı sözlerden bir demet yapalım istedim. Öncelikle Kendini Sev Bir şeyi yanlış hissettiriyorsa yapma. Çünkü üzülürsün. Tam olarak ne demek istiyorsan onu söyle. Dolaylı yollardan anlatmaya çalışma. Yoksa pişmanlık yaşarsın. Herkesi memnun etmeye çalışma. Çünkü başaramazsın. Kendin hakkında kötü konuşma. Çünkü bu sana zarar verir. Enerjini emen negatif insanlarda uzak dur. Çünkü enerjin sana lazım. Kendine iyi davran. Çünkü sana en çok sen lazımsın. Özgüv...
  • DÜNYA MÜZİK GÜNÜ

    24 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Müzik, insanoğlunun varlığı ile birlikte var olduğu düşünülen insan hayatının en vazgeçilmez unsurlarından biridir. İnsanlığın ortak dili olarak kabul edilen müzik, dini, dili, ırkı, yaşam felsefesi farklı olan milyarlarca insanı sonsuz bir evrenin ortak paydasında buluşturan yegâne sanattır. Müzik, hayatımızın önemli bir parçasıdır. Müzik kavramı, sadece bir eğlence aracı ya da keyifli bir boş zaman faaliyeti olarak tanımlanamaz. Müzik, birçok yönü ile hayatımızın önemli bir parçasıdır. Müzik duygularımıza eşlik eden, bazen ruhu dinlendirip ...
  • RUS KÖYLÜSÜ

    17 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Her dilin bir argosu vardır. Şüphesiz Türk dilinde de kendine göre argo vardır. Her yazar da bu kelime hazinesinden yeri geldikçe zaman zaman yararlanır. İlhan Ayverdi, hazırlamış olduğu sözlükte”argo” hakkında şöyle der:” Ortak dilden ayrı olarak ,daha çok kendini gizlemek isteyen belli topluluklar tarafından kullanılan, herkesçe anlaşılmayan, ortak dilde ki kelimelere farklı anlamlar yükleyen ,mecazî anlamların önemli bir yer tuttuğu özel dil.”. İşte “Rus Köylüsü de böyle bir ifadedir! Böyle bir anlatımı ben İstanbul’da çok yaşlı bi hanım ö...
  • Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar Ağ Gelin/Yaşar Adanur

    17 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Yaşanmış üzeri kapatılmaya çalışılmış öyle hüzünlü hikâyeler duyuyorum ki içim parçalanıyor, insanlığımdan utanıyorum. Hepsini yazmak istesem de yüreğim el vermiyor, kalemim utanıyor, yazamıyorum. Ben yazarken parça parça oluyorum ya bunları yaşayanlar nasıl dayanmış onca sene hayret ediyorum.Ah be insanoğlu “Kadınların haklarına riayet ediniz. Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz” diyen Hz. Muhammed'in ümmetiyiz. Bunca kadınımız gözyaşı dökerken öldürülüp kara toprağa gömülürken gönüllerin sultanı Peygamber Efendimiz'in yüzüne mahşer gün...