logo

ZIRNIMAK

 Bu haftaki yazımda bir projeden bahsedecektim fakat bunu önümüzdeki haftaya bıraktık. Konu olarak biraz yarenlik vermenin ve eskiye gitmenin daha faydalı olacağını düşündük. İyi mi ettik, kötü mü ettik, zaman bunu gösterecektir.
Bazen farkına varmadığımız öyle insanlar ve öyle davranış biçimleri vardır ki, zamanın tanığı olur, yaşadığı coğrafyanın nice kültürel ve sosyal hayatının ayrıntılarını bilirler de hep uzakta dururlar. Sessizliği yeğlerler.Halbuki yanlış.
Çünkü her insan ayrı bir dünyadır.Bunların yazılı hatıraları geleceğe bırakılacak en önemli belgeler olacaktır.Aynen Coşkun Osman,Nevzat Üstün,Mehmet Özdemir gibi değerlerimizin verdikleri eserler gibi.Şahsen bir Ebubekir Develioğlu, Mehmet Gönenç gibi belediye başkanlarımızın yaşayanlarımızdan Şadi Köksal, Ec.Şahin Azman,Suat Köylüoğlu, Ahmet İslamoğlu,Av.Ahmet Özçay,İsmail Erciyes,Ec.Selim Özden,Tarifeler,Muharrem Özkul,  vb. insanlarımızın hatıralarını anlatan eserleri görmeyi  çok isteriz. Farklı mizaçların ama hepsi de zengin birikimlerin sahipleridir.İnşallah yayınlanmış hatıralarını görürürüz de Develi adına çok seviniriz.Amma meşhur bir mısra-ı berceste:”O mahiler ki derya içredir,deryayı bilmezler.”Yani o balıklar ki denizde yaşarlar da denizi bilmezler diyor şair.İsmi lazım değil,bunlardan birine herhalde Develi’de çıkan gazetelere abonesinizdir,diyecek oldum, hemen atıldı:Ben gazeteleri sevmem ki,demesin mi? Hayret etmiştim!Ama biz iyi niyetimizi hep koruduk,hep de koruyacağız.
Geçenlerde Işık Oral Ağabey’den bir telefon:Geçen haftaki yazınızı okudum…..dedikten sonra hakkımız olmayan iltifatlar.Ben de dedim ki:Sen bunları geç de, artık hatıralarını yazma vakti gelmedi mi,dedim.Çünkü meziyetli bir şahsiyet.Babası Öğretmenlerimizden Mehmet Oral.Antikacı ve fotoğrafçı,yazar.Işık ta nüktedan mı nüktedan, macerapaerest, yurt dışı hayatı renkli. Kendisi de babası ve kardeşi Ufuk Oral gibi ciddi fotoğrafçı ve zengin bir fotoğraf arşivi olduğuna inanıyorum.Yaşamaktan yazmaya fırsat bulamıyorum,dedi.Biz  de: Bul yahu dedik.Nerden başlayım, dedi.Biz de :Doğup büyüdüğün sokakt6an ve sokak arkadaşlarından,komşularından başla.Zehir Ali’nin Paşa’dan, Hapın’dan, Töklerden, Toku Bacılardan, Baltacı İskender’,İğneci Hüseyin, Şefika Abla’dan, Kulaklardan, Bekçi Zihni Amca’dan  dedik.
            Tabir yerindeyse tam bir “gırgır sohbet” ama hep de dolu dolu.Birden atıldı ve :Dur sen Paşa dedin değil mi,dedi.Hınzır oyunlarımızda hep zırnırdı !.Bir gün yine sokak oyunlarımızın birinde ütüleceğini anlayınca her zaman ki gibi zırnımaya başladı.Ben de :Yeter be,sen hep zırnıyorsun,dedim buna nasıl bir vurursam dengesini bulamadı, ta bahçelere yuvarlandı,gitti.Meğer o bunu istermiş,O oldu.Sıkı mı bir daha zırnısın !
            Develi Lisesi’nde okurken o bizden iki dönem ilerde idi.Edebiyat hocamız Mahir T.Hocaoğlu sahasında çok iddialı konuşurdu.Bunda da hakkı vardı.Gerçekten mesleğine ve sahasına hakim biriydi.Yine böyle iddialı bir konuşmasında :Bana herhangi bir şairimizin şiirini getirin,ben bu şiirin kime ait olduğunu bilirim,demiş.Eh.Bizim Işık için bu önemli bir olay.Hocamızı denemek lazım.Tutmuş edebiyatımızda “Garip” şiir akımının önemli  şairlerinden Orhan Veli Kanık’ın ilk şiirlerinden birini bulmuş ve hocamıza:Hocam!Ben bir şiir yazdım.Göz atar mısınız,deyince hocamız şiiri eline almış ve :Ulan bu ne biçim şiir…”Dam başında saksağan / Vur beline kazmayı” demiş.Bizim Işık kaçırır mı:Vallahi bu şiir O.V.Kanık’a ait deyince.Hocamız bizimkinin üzerine yürümüş:Ulan b.. herif.Ben bu şiirin O.V.Kanık’a olduğunu bilmez miyim!.demiş demesine ama tabii ara ki bizim Işık’ı bulasın..


Şimdi zırnıma deyince aklıma bir olay geldi. Daha önce anlatmıştım ama yeri geldi tekrarında fayda var. Develi’nin renkli bir siması da Çellov’dur.Deli mi,cinli mi  belli değildi ama şunu iyi biliyorum işini iyi bilirdi.Bir gün bu Tıstısın Osman Güney amcanın tuvaletini temizlemiş ve karnı yarıklara doldurarak on beş defa bostana götürmüş.Her yükü de bir liraya anlaşmışlar.Osman Amca Uzun Çarşı’nın en zengin esnaflarından biri..Cihan Harbi gazilerinden.
Bir ara tam Çarşı Camiinin önünden geçerken, Çellov yakalamış Osman Amca’yı. Çellov diyormuş ki:Osman Ağa bak ben on beş yük b.. temizledim.Osman Amca diyormuş ki:Hayır,ben bostana gittim.saydım on dört yük.Belli ki Osman Amca zırnıyor.Çellov yalvarıyormuş:Etme Osman Ağa.Benim bir b.. yükümü yeme.Esnaflar gülüyor.Osman Amca ile Çellov inatlaşıyorlarmış.Nitekim çarşının hakemlerinden ve emin adamlarından Sofu Dayı ile fırıncı Salih Dayı araya girmişler de olayı on dört buçuğa anlaştırmışlar.
Bugün bunların hepsi ahirete göçtü.Allah rahmet eylesin.
             Develi’nin renkli simalarından biri da Kara Müftü lakaplı Numan Fevzi Cebeci’dir.Hoca efendi bilgisinde sağlam ,anlatımı güzel  ve öğretim metodu sağlamdı.Develi’de Kuva-ı Milliye Teşkilatında görev almış ve uzun süre de Develi’de müftülükte ve Halasiye Medresesi’nde de müderris olarak bulunmuş bir kıymetli şahsiyetti.
Dilinin sertliği, çok açık sözlü oluşu ve pervasızlığı özellikle Develi münevverlerini rahatsız ediyordu.Çeşitli uyarılara rağmen bu davranışlarından da vaz geçmiyordu ama hoca da bu konuda biraz gerilemişdi.
Hocanın bu sıkıntılı halini gören Kozanın Kazım Hoca Efendi ne zaman Çarşı Camii’nde sohbete başlasa;Kozanın Kazım kürsünün altında oturur,Hocaya karşı geleceklere göz dağı verirmiş.Hoca efendi yine bir gün coşmuş,telaşla aşağıya bakınca Kozan’ın Kazım nöbette.Hoca’nın keyfi de yerinde.Cemaata sesleniyormuş:Biliyorum,bir çoğunuz diş gıcırdatıyorsunuz amma aşağıdaki zağar da canım, çok zalım!
Kozan’ın Kazım deyince aklımıza geldi.Bir gün evinin kapısında oturmuş ,düşünüyormuş.Sevdiklerinden biri  de tam karşıdan geçerken :Kazım Ağa ,Allah versin,havan yerinde deyivermiş.Kazım Ağa bu söz üzerine derin bir ah çektikten sonra:Havamız yerinde olacağına,evimde bir çuval unum olsa ondan iyi, demiş.


  Kozan’ın Kazım’ın yaşadığı dönemde Develi ‘de bir kabadayı da Kırtılın Şabanağa bu adam 1.90 boylarında,iri yarı,bileği kuvvetli bir adammış.Bir sebepten ikisi birden kapışmış.Kırtılı Şaban ağa Kazım Ağa’yı tutmuş bir çuvalın içine koymuş ve çuvalın ağzını bağlamış.Daha sonra da sırtına almış:Şerefsiz.Seni şu su kemerinin üzerinden aşağıya atayım da hem ben , hem de bir Develi senden kurtulsun diye sohranıyormuş.O zamana kadar çuval içinde sessizce duran K.Kazım,cebinde sakladığı bıçağı çıkarmış ve çuvalı kestikten sonra,bıçağını Kırtılın Şabanağa’nın kaba yerine saplayıvermiş.Can acısıyla  çuvalı yere atmış ve Kazım Ağa kurtulmuş.
 Çocukluğumuzun en önemli oyunlarından biri de bilye / misket oyunu idi.Yıl 1955-56’lar olmalı.O yılların asvaltı daha düzenliydi.Bilyeler önce kenar taşlardan 1 metre mesafeden, Dişçi İbrahim Avcı’nın attığı diş kalıplarından alınan alçılarla çizilirdi.Buraya da bilyeler dizilirdi. Bu dizilen bilyelerden uzunca bir ikinci mesafeye de çizgi çizilir ve dizili bilyelere buradan atışlar yapılırdı.Bu konuda uzman  bir ağabey vardı. Ütüleceğini anlayınca çabuk zırnırdı. Ama kendinden küçüklerle oynamaya başlamışsa aslan kesilirdi. Uzun boyuyla, süner ve  bilyeleri yaman avlardı.Adı da “Böke” idi. Şimdili kuşaklar “böke” kelimesini bilmez.Biraz da onlar sözlük karıştırsınlar!
   Develi’de şimdilerde uzun zamandır çıkan dört haftalık gazete var. Bu gazetelerin de hepsinin WEB  sayfası var.Bizim gibi Develi’yi dışarıdan takip edenler için bu bulunmaz bir fırsat.Hepsine de bilgilenme ve emek bakımından teşekkür ediyoruz.Gazeteleri keyifle okuyoruz.Şimdilerde  ise gördüğünüz gibi Çağdaş Develi Gazetesi dört renk üzerinden çıkıyor.Develi basın tarihi açısından bir ilk gerçekleştirilmiş, oluyor.
Bu gelişmeden memnun olanlar da çıkacaktır, bizim gibi alkışlamayı bilmeyen toplumlarda memnun olmayanlar da.Halbuki bu girişimler,inşallah devamlı olur ve yerini günlük ve bölgesel bir gazeteye bırakır, diğer gazetelerimiz için de bir itici güç olur.
Ancak bir gerçeğimiz daha var.Bugün dört gazetede devamlı yazı yazan,gördüğüm ve takip ettiğim kadarıyla: 13-15  eli kalem tutan, bu gazetelerimize yazılarıyla destek veriyorlar.Kayseri ilçeleri içerisinde 70 binin üzerinde insanı barındıran ve en çok öğretmen kadrosuna sahip bir ilçe için bu acı bir gerçektir. Halbuki her konuda Develi üzerinde barındırdığı soyut ve somut kültür varlıklarıyla bakir bir alandır. Araştırmacısını beklemektedir.
Sorumluluk ta bir görevdir ve yazmak ta kendine güvenmektir.Bu şuurda o kadar çok Develili aydımız var ki…Fakat laf çok, iki satır yazı yok ama niye?

Çağdaş Develi Gazetesi,02.02.2012

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1.447 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

BENZER HABERLER

Yrd. Doç. Dr. Kadir Özdamarlar
Develi’de Lakablar

Develi’de Lakablar

Yrd. Doç. Dr. Kadir Özdamarlar
YUNANİSTAN DİMETOKA’DA DEVELİ DEDE

YUNANİSTAN DİMETOKA’DA DEVELİ DEDE

Yrd. Doç. Dr. Kadir Özdamarlar
ŞUURLU BİR İNSANIMIZ ZİR.MÜH.CENANİ GÜRBÜZ

ŞUURLU BİR İNSANIMIZ ZİR.MÜH.CENANİ GÜRBÜZ

Yrd. Doç. Dr. Kadir Özdamarlar
DEVELİ`DE BİR KARAMANLI ŞEMŞEDDİN MAHMUT

DEVELİ`DE BİR KARAMANLI ŞEMŞEDDİN MAHMUT