logo

YETKİLİLER NEDEN ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMAK İSTEMİYOR

Geçtiğimiz hafta içerisinde Urfa Valiliği, Belediye Başkanlığı ve Harran Üniversitesi ve Motif Vakfı’nca Uluslararası Halk Kültürü Açısından Ahilik” adı altında ortaklaşa düzenlenen bir sempozyum için biz de bir davet almış ve burada bir de sunumda bulunmuştuk.
Geniş bir katılımla değişik üniversitelerimizden ve Azarbeycan!dan gelen yüz yirmi ilm adamının katılımıyla, gerçekten harika bir organize ile bu sempozyum gerçekleştirildi. Birbirinden değerli bilim adamları, birbirinden farklı konularda ilginç sunumlarıyla bu sempozyuma renk kattılar. Bu bildiriler kitaplaşınca gerçekten Türk kültürü değerli bir esere daha kavuşacaktır. Konulara ilgi duyanlar, ilginç bir kaynak kitapla karşılaşacaklardır.
Şanlıurfa İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı, Valiliği ve Şukav (Şanlıurfa Kültür Araştırmaları Vakfı) birbirinden  faklıve Urfa kültürünü faklı bir biçimde ele alan kıtaplar ve dergiler yayınlamaktadır ki, imrenmek elde değildir. Şanlıurfa’yı şöyle veya böyle tanıyanlar inanıyorum ki Balıklı Göl, Sıra Geceleri ve Peygamberler diyarı olarak bilirler. Bunların hepsi doğru.
Ancak üç dört defa ziyaret ettiğim bu şehir eskiden, bir Urfa’lı dostun deyimiyle “Külüstür bir şehir” iken şimdilerde her taraf pırıl pırıl,tertemiz, çok güzel belediye hizmetlerini gördük.
Şehir imarı disiplin altına alınmış.
GAP!ın su kanalları ile Harran Üniversitesi şehrin sosyal hayatına çok önemli bir hizmeti  olmuş. Ülkemizin farklı bölgelerinden gelen pırıl pırıl gençler  şehre ayrı bir hava vermişler.
Amacım Şanlıurfa’yı kısa da olsa tanıtmak olduğu kadar bu sempozyumdan çıkardığım dersleri Develi adına paylaşmaktır.
Develi’nin sosyal  ve kültürel hayatı için en önemli organize  1979 yılında ilki yapılan “Aşık Seyrani Sem,ner ve Şenlikleri”dir. Hem eğlence kültürünün zenginleşmesi  ve hem de faklı yerlerden gelen ilim damlarıyla tanışma ile Develi adına faydalı bilgilerinden faydalanma hep bu organizenin sonuçlarıdır.
İşin ilginç bir yanı buraya gelen her sanatçı ve bilim adamı geldikleri yerlere giderken unutmayalım ki her biri Develi ve Develi`yi tanıtma, kültürünü yaymada birer sanat elçileridir.
Nitekim Ş.Urfa Belediye Başkanı ve Rektör de aynı konuya dokunarak bunun önemini belirttiler. Nitekim biz de gezdimiz yerlerde Develi’ye gelip bildiri sunan ilim adamlarının nice güzel düşünceli anlattıklarını görüyoruz.
Bu da bizim gibi Develi sevdalıları için ne büyük mutluluktur.
İşte yapılan sempozyumların hele yapılacak “Uluslar arası” organizelerin Develi’ye elçi kazandırılması demektir ki, Develi’min tanıtımı adına ne büyük bir nimet olacaktır.
İkincisi,artık zamanı geldi. Develi Belediyemiz ne güzel eserler yayınlamıştı. Halbuki artık bu neşriyat yayımı bir sisteme oturtulmalı ve Develi’ye ölümsüz eserler kazandırılmalıdır.Bizim “Fotoğraf Albümü” yayımını bir yıldır bekliyor.Bazı meclis  üyelerimizin bu eserimize soğuk baktıklarını duyuyorum.Bu albümdeki fotoğraflar yılların getirileridir ki Develi’nin en az bir asırlık görüntülü tarihidir. Son olarak  elime geçen “Fotoğraflarla Bartın”adlı eseri görünce ne yalan söyleyeyim,içim kaynadı.Vallahi bizim çalışma daha zengin.İnanıyorum ki Develi’yi Develi yapan  zaman, mekan ve insanların bir resmi geçididir.İnşallah bahane üretilmeden basılır da Develi kültürüne bir eser daha kazandırmış oluruz.
Urfa artık bir müzeler şehri olmaktadır. Bizim Develi için bu konu açıkça dillendirildi.Fakat ne Kaymakamlıktan ne de Belediyemizden bir çıt çıkmadı. Bu suskunluğu anlamak mümkün değil. Bir taraftan Seyrânî’yi anarken bir taraftan da Seyrânî’yi Seyrânî yapan “Oruza Mescidi” önce bir eve dahil edildi, mihrap tarafı yok edildi. Daha sonra terslik yapıldı, şimdilerde de bir bina olmaktan çıkmış ve mezbelelik oldu. Ortada Seyrânî’den mescit duvarlarındaki ne gül resmi, ne Ali, Hasan ve Hüseyin hatları kaldı. Hal böyle iken bir kaza müzesi nden vazgeçtik,bir anıt mezar dışında ne” Seyrânî Müzesi “veya bir “Seyrânî’yi Araştırma Merkezi” kuramadık.Ama çok güzel adam ağırladık. Sakın yapılanları küçümseyen nankörlerden görmeyiniz.
Ama asıl yapılması gerekenlerin de yapılmadığını bir plansızlığın olduğunu söylemek istiyoruz.
Develi’de bir Seyrani Derneği” var. Artık Belediye’nin koltuğunun altından çıkmalı ve kendi varlığını ortaya koymalıdır. Orası yapılan organizelerde programlarda yer alma merkezi olmaktan kurtulmalıdır.
Yoksa asıl amacını ifa edemiyorsa lağvedilmelidir! İşin gerçeği budur. diye düşünüyorum.
Kaymakamlıkların bulundukları kazaların ve idarelerindeki  belde ve köylerin, ihtiyaçlarını karşılamada yetkileri  asıl görevlerindendir ama bir de bulundukları kazaların kültürel değerlerini ve zenginliklerini ortaya çıkarma görevleri de vardı.Bu konuda  belli yaşa gelen bizler kaymakamlar arasında belki şartların gereği olarak bir Hikmet Güryıldız’ı bu alanda biz de varız, dediğini görmüştük.
Biz de övünmüyoruz ama bir gerçeği belirtmek için söylemek istiyoruz,bizim bir pojemiz olarak “Develi Kuvva-i Milliye Teşkilatı” adına Develi Kaymakamlığı adına bi sempozyum düzenlemiş ve burada sunulan bildirilerin ise kitaplaşması Başkan Recep Özkan’ın himmetleriyle Develi Belediyesi’nce basılmıştı.
İşin açık tarafı artık Develi Kaymakamlığımızı Develi Kültürünün ortaya çıkarılmasında az ama özlü ve sonuç veren projelerin içinde görmek istiyoruz. Kaymakamlığımızı zor duruma düşürmek istemiyoruz ama bu samimi düşüncelerimizi de duyurmak istiyoruz.
Artık Develi’nin kültürel zenginliğini bilen Kaymakamımız Enver Ünlü’den bunu bekliyor ve kendisine de yakışacağına inanıyoruz.
Mesela Develi Müzesi ile Seyrânî Araştırma Merkezi’nin kurulması gibi.Adı Develi de ölümsüzleşir.Söylemekten çekiniyorum ama yine de belirteyim:Madem ki söz konusu Develi; şayet bir yardımımız olursa her zaman olduğu gibi bu konularda da hazırız. Bir hayırlı telefon yeter de artar bile!
Bir başka konu ise Üniversite şehri olmak.Harran Üniversitesi şüphesiz Ş.Urfa’ya çok şey kazandırmış.
Çok yeni bir üniversite olmasına rağmen hızlı büyümüş ve gelişmiş.On beş bin öğrencisi olduğu belirtildi.Ancak en büyük eksikliğin tanıtımda ki yetersizlik .Bunu bütün yetkili ağızlar belirtti.
Develi de bir üniversite kazası olma yolunda ilerliyor.Kim ne derse desin önünde sonunda Develi’de “Seyrânî Üniversitesi” kurulacaktır. Buna adım gibi iman ediyorum.Biliriz ki yükselen bir bayrak bir daha yere inmez.
Yere inmesine inmez ama buna evvela Develi insanı inanacaktır.
Her şey para demek değildir.
Bir yazımda da belirtmiştim.
Öğrenci özgür ortam bekler. Bu bir, İkincisi hem kendileri hem öğretim kadrosu zengin bir sosyal hayat ve imkan bekler.
Kiralık evlerin değerinde verilmesi beklenir ama fırsat bekçiliğini hiç sevmez.
İstedik ve dedik ki Kayseri’den öğrenci getiren minibüsler öğrencileri derse yetişmeleri açısından kampüse kadar götürmelidir. Hayır, önce terminale sonradan da kampüse öğrenciler gitmelidir.Niçin dolmuşlara bir kıyak yolu kapanmamalıdır!Bunu kim çözer Kaymakamlık, Develi Belediyesi, ile Otomobilciler ve Şoförler  Odası…Bu konuyu tartıştığımda gördük ki biri taraf olmak istemiyor,diğeri oy kaybı istemiyor öteki üye aidatlarını kaybetmek istemiyor. Yani ilgililer elini taşın altına sokmak istemiyor. Şimdi bana sık sık soruyorlar. Develi Kayseri’ye bağlanırsa ne olur.?
Bu konuda hemen şunlar söylenebilir : Yarın Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri Develi’de hizmete sokar. bizimkiler oldum olası ilkesizliklerinden dolayı hemen “rekabete” gider Yedi liraya çıkarılan ücret dört liraya geri çekilir. Kim belediyenin önünde durabilir, çoğu esnaf erir gider. Evlerinin kiralarını en az iki misline çıkaranlar Üniversite’nin yapılaşması sona erince onlar da ellerini ovuştururlar.
Halbuki öğrenciler gelecekte Develi’nin her biri kültür elçileridir.
Bunları dağıtma yerine birer insafla ve anlayışla ve sevgi ile yaklaşsak da birer Develi sevdalısı” yapsak daha iyi olmaz mı?
Çağdaş Develi Gazetesi, 03.05.2012

Share
1.386 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+9 = ?