logo

Mustafa Taş’ın Zile’si

Zile Belediye Başkanı Cuma Karademir, Mustafa Taş ve eşi İmral Hanım.

Türkiye’de iki Zile vardır.Biri Tokat’a bağlı bir kaza ve ikincisi Develi’ye bağlı  bizim Zile Kasabası’dır.Sümerler devrinde bölgenin adı Batı Şamiya,roma döneminde ise Zela  olarak geçmiş, ilerleyen yıllarda Kıral Yolu ve İpek Yolu bu bölge için kullanılmıştır. Ticaret yollarının kesin noktasında kurulmuş bir yerleşim yeridir. Her ikisi de tarih içerisinde özellikle Hristiyan dünyası için önemli merkezlerden olmuşlardır. Develi’ye bağlı bir köy iken belediye olmuştur. Bölgede çıkan şifalı su (Acı Su) Sağlık Bakanlığından onaylı bir kaynaktır
Bölgede Roma ve önceki uygarlıklara ait bir çok arkeolojik mağara ve kalıntı gözlemlenmiştir. Osmanlı öncesi Rum yerleşiminde; kilisesi, manastırı olan bir yerleşim yeridir. Selçuklu fetih dönemlerinden başlamak üzere Türkler ve Rumlar birlikte bu bölgede yaşamışlar, ve bunun sonucunda zengin bir ortak kültür oluşturmuşlardır.Yıllar içerisinde gelişen siyasi hayatın cilveleri içerisinde nüfus mübadelesinde Rumlar bölgeyi terk etmişler ve Yunanistan’a göçmüşlerdir. Ortalama nüfusu 1500 civarındadır.Bu nüfus yaz ayları 3000’e ulaşır.


Zile Develi’nin yaşantı bakımından en dengeli, kültürü yüksek ve İstanbul, Ankara hayatı ile çok erkenden tanışan bir kasabamızdır.Develi’den ilk Amerika’ya gidenler bura insanlarıdır.Bunda Rum komşuların da rolü olmuştur..Zileliler kazanılan birikimlerini bölgelerine eksiksiz  taşımışlardır.Bu bakımdan Zile’nin önemli coğrafi yapısı yanında erkeği ve hanımının giyimi,edası ve yaşayış biçimi,özellikle atlarına özel bakımları ile Develi kültür hayatında  farklı bir yere sahiptir.İnsanları eğitimlidir.Bu bakımdan azımsanmayacak kadar akademisyenler, bürokratlar ve iş adamları yetiştirmiştir.
Mustafa Taş da  eğitimci kimliğini daima üst seviyede tutmasını bilen bir aydın eğitimcimizdir..Özellikle Şehit Arif’in Fadimesi,Ankara 1998 adlı eseri ile hayat hikayesini ve hatıralarını anlatırken aynı zamanda Zile’nin kültür erezyonunun en az olduğu dönemlerine ait verdiği hatıralarına bağlı bilgiler bir belde için son derece önemlidir.Ayrıca kitabının başına koyduğu “Kalbini tam tut,her kötülüğü sileceksin
Sen yine güneşi ilk gören Ulu Erciyessin”
diye tamamladığı “Erciyes “ ile ,
“Şehit olmuş Arif Usta
Elem vermiş eşe dosta
Hayat bitmiş Fadime yasta
İmanla sarılmış posta
Tutunamamış, bulamamış bir pota”
Diye başlayan “Anılarına “adlı şiirleriyle yazarın şiir çalışmalarına da şahit oluyoruz. Başka şiirleri var mıdır, bilemiyoruz.Bu sebeple de şairliği hakkında bilgilemiyoruz.
Yazar içinden çıktığı Zile kültür coğrafyasına son derece hakim. Özellikle diline .Kitabında altını çizdiğim kelime, deyim ve atasözlerinden bazıları şöyle:Cingi, çocuk toprağı, havala hedirgeç, kısa çalım, kösseğe, sungu, sündük, tay yapmak gibi kelimeler;diş eğleme, elin ele yüğreği mi sızlar,el kapısı eskiyen kürkçü Mehmet’in yakası,gayret kuşağı, sayeban olmak,tandırdan koyup sündükten çıkarmak gibi deyimler; atın ki arpa yiğidin ki pilav,az yetmiyor çok artmıyor ,bunalan buzağısını çifte koşar, gelin bindi deveye gör kısmeti nereye, işten artmaz dişten artar, kız vardığı yere oğlan doğduğu eve sahip çıkmalı, kıtlıkta verilen sokum unutulmaz, kul kula sebep olur ,misafir değerini atına bakımıyla ölçer,gibi atasözleri bunlardan bazılarıdır.
Zile giyim etnografyası çok zengindir. Kaftan, üç etek gibi kendine has giysileri ve gümüş kemerleri ile tepelikli fesleri, geniş kara yazması ve kendilerine has baş bağlamaları orjinallikleridir. Bu konuda şu bilgileri vermektedir:”Genç kızlar ve yeni gelinler. Zile’ye mahsus,milli kıyafeti giymişler.Kaftan entari.Ön ve arka etekler, göğüslük denen orcalık, çalım kuşakları. Çuhalı ve gümüşlü tepelik. Tepeliğin önünde altın cıngıl. Arkada uzun saçaklar.Belde yine gümüş kemer.. Kaftan entariyi giyecek kimse kendi başına giyemez. Ön ve arka etek ve kuşakların kısa çalım denen özel biçimleri vardır.” demektedir ki kaftan giyecek kızlara ve gelinlere bu işi iyi bilen hanımlar tarafından giydirilir. Bu kıyafet unutulmasın ki Develi’nin tescilli folklor kıyafetinin esasını oluşturur. Bugün bu kaftanlar ve diğer süs eşyalarını Zile’de bulmak çok zordur.Bu güzelim elbiseler İstanbul ve Ankara’ya götürülmüşler veya satılmışlardır.
Mutfak kültürü de önemlidir. Özellikle düğünlerde çıkarılan takım yemek denilen düğün yemekleri o yörenin beslenme ve zevk kültürünü de ortaya koyar.Düğün yemeğine Develi’de Güvey başı Yemeği,Zile’de ise Kına Yemeği adı verilmektedir.Bu konuda yazar:”Yer sofralarında..Daha önceden hazırlanan ve tandırda,çömleklerde pişen,yaprak sarması,beyaz fasulye,bulgur pilavı iştahla ve kaşık şakırtılarıyla yenir…” demektedir.
Zile musıki hayatından da kesitler sunmaktadır. Aşağıdan Karadeniz iniler, Dağdan keserler meşeyi, Nerede bu gelin kızın kınası, Şu Zile’den gece geçtim türkülerini ve bunların tef ile kaşık eşliğinde icra edildiğini,ayrıca düğünlerin tamamen Rumların şenlendirdiğini de  bu sayede öğreniyoruz.
Şüphesiz Zile sosyal hayatının en önemli olayı Karamani Türklerin/ Rumların Yunanistan’a nüfus mübadelesi ne göre göçürülmeleridir. Develi sosyal hayat tarihinde Ermenilerin tehcire uğrayışları ve Rumların göçürülmeleri konusunda yaşananlar hakkında bilgilerimiz son derece sınırlıdır. İşte bu bakımdan yazarın verdiği şu bilgiler aynı zamanda tarihe de tanıklık etmektedir:”Rumlar da Türkler de mübadeleye çok üzülmüşler. Yıllarca çok iyi komşuluk etmişler.Çalışkan görgülü insanlarmış…Yazılı emir gelmiş, hazırlık başlamış. Müslüman Zileliler onlara yardım etmişler.Gitmeden bir iki gün önce ,son olarak,bağlarına bahçelerine gitmişler,ağlamışlar.Hatıra toprak almışlar.Gitme günü,bütün Zileliler,onları topluca köyün dışına kadar uğurlamışlar…Hele bir zihni arızalı Vasil varmış.Ben buradan gitmem diye çok çırpınmış…” Yerlerine ise Balkanlardan gelen muhacirler yerleştirilmişlerdir.
Zileliler genelde ayakkabı tamirciliği,kavaflık ve ayakkabıcılık yapmışlardır.Bu meslekte ilerlemeleri de yazara göre:”..Çok eski yıllardan beri Rumlar öncülüğünde İstanbul’a gitmiş..” olmalarındandır.
Zile eğitimine de  yazar değiniyor..Harf ınkılabına Zileli’lerin canla başla sarılmalarını anlattıktan sonra:” Kayseri’de idadiyi bitiren Cemal Turgal kurs sonu,Zile’de öğretmenliğe başlamış…Hem kurs,hem de C.Turgal’ın oluşu büyük şans olmuş.Geceleri de Halk Mektepleri Dershanesi açılmış…”bilgisini aktarmaktadır ki eğitim tarihi açısından önemlidir.
Yazar bu eserinde Zile’nin sosyal hayatını olanca gücüyle anlatmaya çalışmıştır.Varlık ve yokluk günlerini, insanlarımız arasındaki dayanışmayı, Zile’nin kültürü içerisindeki yerini öğrenmek isteyenler için şimdilik bu eser kaynak bir kitaptır.

1933.Develi.   Cumhuriyet’in 10.Yıl Kutlamalarında Zile’li seymenler.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
891 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?