logo

Hakk’a yüyüyen, değerli hocam “MAHİR TEVFİK HOCAOĞLU” ÜZERİNE

Geçenlerde telefonuma gelen bir mesaj şöyleydi:”M.Tevfik Hocaoğlu İstanbul’da öldü.” Yıkıldım. Develi ve Develi Lisesi haza bir öğretmenini ve örnek bir idarecisini kaybetmişti. Ölüm hak, doğrudur ama insan bu, sevdiklerinden ayrılmayı kolay kabullenemiyor.
Develi Lisesi’nin efsane isimlerindendi. Neden ? Özellikle klasik edebiyatımızın bütün derinliklerine vakıftı.Güzel ders anlatırdı. O güzelim gazelleri yorumlarken kendinden geçer, bizleri de hayal alemimizde, o günlere kadar hiç görmediğimi Irak çöllerini, İstanbul’un Sadabat’ını, Göksu Deresi’ni, Haliç’ini ve Aşiyan’ını gezdirirdi. Hem de şair Fuzuli ile, Baki ile ve Nedim ve diğer şairlerimizle. Derslerini hiç aksatmazdı. Dersini dolu dolu işlerdi. Ne güzel notlar tuttururdu. Edebiyatta estetik değerlerin ne olduğunu yıllar sonra her zaman övündüğüm hocamda ilk örnekleri gördüğümü belirtmeliyim.
Ne güzel Türkçesi vardı. Türk diline aşıktı. Türk’ün ve İslami  bütün değerleri gibi. Heybetli görünümü altında o kadar içli bir yapısı vardı. Öğrencileri takibi sürekliydi. Gerçi kadrosu çok değerli hocalardan oluşmuştu ama fikir bakımından çatışmaları da olmakla beraber okula aksettirmemeye çalışırdı. Farklı düşüncede bir öğretmenin ileri güttüğü bir dönemde, müdür odasında bir yumrukla nasıl elbise dolabına soktuğunu anlattığında, çok şaşırmıştım.
Şıktı. Her gün kendini yenilerdi. Okula geldiğini ayakkabısının demirinden bilirdik. Okulumuzun mozaik zemininde  tak! tak!  yürüyüşü ”Ben geliyorum “demekti.
Edebiyatın kaynak kitaplarından oluşan bir kütüphanesi olduğunu bilirim. Seyrani üzerine ilk eser veren Muallim Hazım Ulusoy’dur.Eseri de “Sanihat-ı Seyrânî”dir.Hocam yıllar içerisinde bu kitapta yer almayan, tespit ettiği şiirleri toplayıp bu kitapla birlikte ciltlendirdiğini; Seyrani üzerine bir yazı yayınladığını; bu yazısının bir başka yazar tarafından hocamın adını belirtmeden kendi adıyla yayınladığını da görmüştüm.Acaba bu kitaplar  ve ders notları şimdi nerede? Bu kitaplar Seyrânî kampusüne bağışlanamaz mı,kazandırılamaz mı?Gerçekten önemli bir konu.Değerli yeğenleri bu konuyu gündemlerine alırlarsa hem hocamın adı yaşar,hem kitapları öğrencilerimizin hizmetine girer.
Aile mezarlığı Fenese Mezarlığı’ndadır. Tek Parça olan mezar taşında: Baba ”Ayşepınarlı Tevfik Hoca (1874-1938), Eşi Pembe(1901-1981), Oğlu Zühdü (1926-1948) yazılıdır.
Hocam 1929 doğumludur. Ölümü 2010 olduğuna göre 81 yıllık fakat hep yalnızlık içerisinde geçen bir ömür.”Evlen artık !” diyen en samimi dostlarına bile tahammül edememiştir. Evlenmekten hep kaçınmıştır.

Hatta bir gün Hayrettin İstanbullu hocamız o kendine mahsus nüktedanlığı ile: Halı alıp boyasına bakacağına, avrat alıp boyuna baksa ya !”demiştir. Mabut vermezse Mahmut bir şey yapamıyor. Hocamın ki de öyle. Bunda 1.Annesi ile beraber yaşaması, 2.Allah bilir ya bir sevdiği hanımın başkası ile evlenmesi, 3.En önemlisi kardeşi Zühdü’nün genç yaşta ölümü; kendisinin de genç yaşta öleceği hissi gözünü korkutmuş olmalıdır. Ama ne gam! Yetiştirdiği yüzlerce öğrencisi O’nun da evlatları değil midir?

Hocama Allah’tan rahmet dilerken; aile yakınlarına ve seven bütün dostlarına, öğretmen ve öğrencilerine Yüce Mevla’dan sabırlar diliyorum. Bu arada Develi Lisesi olarak acaba hocamız adına küçük de olsa bir” anma toplantısı” düzenlenemez mi? Hem bu da, Lise müdürümüz İsmail Bey’e ve İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Bekir Bey’e çok yakışır! İnsanlarımızın kıymetini sağlıklarında bilemiyoruz, bari ölümlerinden sonra bilelim.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
888 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?