logo

Hacı İbrahim Yıldız ve Şiirleri

Hacı İbrahim Yıldız 1934 yılında Çomaklı’da dünyaya gelmiştir.1955 ‘de askere gitmiş ve askerlik dönüşü Fatma Hanım’la evlenmiş ve beş çocuk babasıdır.Nitekim “Efendim” redifli şiirinde efendisini överken bunu şöyle belirtiyor:
Mahlasım Çuhadar bilâdım Develü
Eren efendimin hem ismi Ali
Meşrebi açıktır kadiri yolu
Bu yolun hakanı canım efendim.
Develi’de nice hafızlar yetiştirip dini sahamıza hizmet eden Hafız Recep Bilici hoca’dan 1962’de hafızlık belgesi almıştır.Daha sonra da Kayseri’de Hasbekli Hoca adıyla şöhret bulan Mümin Akan Hoca’dan Taşçıoğlu Kur’an Kursu’nda okumuştur.
Önce Çomaklı’da imamlığa başladı. Bu görevi üç yıl sürdü.Daha sonra Develi’ye geldi ve Abdulbaki Mescidi’nde on yıl çalıştı.Daha sonra da İzmirli Mahalle Mescidi’nde on beş yıl çalıştıktan sonra emekli oldu.
1991’den itibaren irşat görevini üstlenerek Borlu Ahmet Kuddusi Vakfı Develi Şubesi Başkanlığı’nı yapmaktadır.
Borlu Kuddusi Baba ( 1760 -1848) Kadiri tarikatı şeyhlerindendir. Asılları Maraşlıdır. Kadiri tarikatı mürşitlerindendir. Geniş bir halka edinmiş, muhipbanları tarafından çok sevilmiş bir mutasavvıftır. Sekiz yüz elli beş şiiri ve Pend-nâme,Vasiyet-nâme ve İcazet-nâme adlı risaleleriyle birlikte Fehmi Kuyumcu tarafından Kuddûsi Divânı, Ankara 1982, adıyla bastırılmıştır.Birçok ilahileri de bestelenmiş ve kasetler ,CD’ler yapılmıştır.Bor’da metfundur.Adına kurulan vakıf tarafından her yıl anma toplantıları yapılmaktadır.
H.İbrahim Yıldız öyle görülüyor ki şiir zevkine bağlı olduğu Kuddusi Baba’dan etkilenerek ermiştir. Bunun da garipsenecek hiçbir yanı yok.Gayet olağandır.Gerçekten Kuddusi Baba güçlü bir şairdir.Nesirleri de olmasına rağmen gerçek öğretisini şiirleri yoluyla yapmıştır.

H.İbrahim Yıldız da bu etkileşimin sonucu tasavvufi şiirler yazmaktadır. Nitekim Ağlayı ağlayı” redifli şiirinde, niçin şiir yazdığının ip uçlarını verir:

Garibim söylemez dilim
Çağırırım seni pirim
İbrahim’in hali malûm
Yazar ağlayı ağlayı
Şiirleri gözden geçirildiğinde; anlatımında Aşık Seyrani’nin de etkisi görülmektedir. Seyrani’nin de bir Kadiri halifesi ve Kuddusi Baba ile yakın bir dostluğu olduğu, hatta ikisi arasındaki bazı kerametlerin Develi’de anlatıldığı da unutulmamalıdır.
1963 yılında Kuddusi Baba’nın mezarını bir ziyaretlerinde etkilenerek:
Vedalaşıp çıktık yola
Himmetleri karşı gele
Muhabbetler daim ola
Kesme Mevlâm sen bu hali
İbrahim der ben de varım
Bahçesinden gülüm aldım
Her halini güzel gördüm
Sözüm budur bil Allahım
derken O’ndan ayrılışın zorluğunu anlatmaktadır.
Ben önce altı şiirini bir mutlu tesadüf eseri gördüm. Sonradan kendisiyle görüştükten sonra çok şiir olduğunu ve kitaplaşmak üzere Develi Belediye Başkanlığı’na verdiğini öğrendim.Daha sonra da ”Çuhadaroğlu İbrahim Yıldız,Kadiri Tarikatının Manevi Erleri Develi-2006” adlı yayına hazır notlarını inceleme imkanı bulduk. İnşallah yayınlanır ve bundan da hem Develi irfanı hem de Türk irfanı yararlanır.
Şiirlerinde İbrahim ve Çuhadar mahlasını kullanmaktadır ki bu da âşık edebiyatı geleneğine bağlılığını göstermektedir.
Elimizdeki şiirlerinde konu olarak Kadiri tarikatını kuran Abdulkadir Geylânî (1078-1166)’niye hasret, Tanrı’ya yalvarış ve Kuddusi Baba’dan himmet beklerken hayattaki şeyhi Ali Eren Efendi’yi de tavsif etmek olarak özetlenebilir. Şiirleri yanında zaman zaman Develi dini tarihi için önemli olan sohbetler ile Recep Bilici Hoca ile Kasım Yapıcı gibi bir Kadiri halifesi yanında bazı Kadiri tarikatına mensup gönül erleri hakkında bilgiler içermesi de çok önemlidir.Bu bilgiler dağınık ve disiplinli bir anlatımla olmasa bile konuya ilgi duyanlar için önemli ip uçları verebilir. Şiirlerinde sadelik ve anlatımındaki akıcılık dikkat çekicidir.Tasavvuf dünyamızda sıkça kullanılan kalıp sözler ve ıstılahlar dışında söz oyunları yoktur.
Geylanî’yi anlatırken şöyle başlıyor:
Bağdat çöllerinde bir gül açmış
Taze nergiz gibi kokar Geylânî
Feyizi ilhamı yurda saçılmış
Âşıklar bağrını yakar Geylânî
Bağdat çöllerinde bir gül kokuyor
Çağırmış dostlarım tevhit okuyor
Aşık olanlara ilham akıyor
Bahar seli gibi coşar Geylanî
…..
Velilerin izi Peygamber yolu
Alır onlar daim Resulden balı
Gücenmez mi sana Hazreti Ali
Evlattır Aliye pirim Geylanî
Diyerek onun hayatı hakkında sanki bir “medhiye” yazmaktadır.Şeyhi Ali Eren’e de şu duygularla seslenir:
Yönelip babına feyz almaya geldim
Bakınca yüzüne gülen efendim
Varıp dergâhına kulun almaya
Akan yaşlarımı silen efendim
Yönelen şehrine gözler yaşarır
Feyzin çok açık çiği pişirir
Zikr-i Mevlâ ile bahri taşırır
Ummanlara sığmaz benim efendim
Sadakatte “Sıdık” adalette ”Faruk”
Cömertlikte “Osman” hayada sadık
Şecaatte “Ali” tabip-i hazık
Tabiplere hakan Ali Efendim
Gönül bahçesinin gülü sende var
Tasavvuf yolunun balı sende var
Yedilerin kırkların hali sende var
Kırık gönüllere giren efendim
Her ölümü tadan hak yolcusu Allah’a ulaşmak ister. Tasavvufta Allah’a ulaşmanın yolu zikirden geçer.Yunus diliyle “sarı çiçekle halleşme” meselesi bundandır.Zikir inanan gönlün yıkanması ve iyilikle,güzellikle,varlıkla,muhabbetle dolma işlemidir.Bir tasavvuf erbabı için kainattaki her yaratılmış Allah’ı tespih eder.Ya insan ? Durur mu? İşte H.İbrahim Yıldız da “Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya” adlı şiirinde bu duyguyu işler:
Havalarda uçan kuşlar
Gider Mevla’ya Mevlâ’ya
Dertli gözden akan yaşlar
Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya
Kabe’ye giden hacılar
Mü’minlere duacılar
Mekke’yi gören yolcular
Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya
Ali ile Osman anda
Hüseyin’in gülü gonca
Rasul’ün kabrin görünce
Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya
Gecelerde kalkan kullar
Seherlerde esen yeller
Şu uzanıp giden yollar
Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya
Bağdat’ta eğlenip kalan
Mevlâ’sına âşık olan
Geylanî’den himmet alan
Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya
İbrahimim gözüm yaşı
Dolanırım dağı taşı
Zikredenler Hakk’ın dostu
Gider Mevlâ’ya Mevlâ’ya

Hacı İbrahim’in şiirleri ortaya çıkınca; şüphesiz, şiirlerinin dili, anlatımı, konuları, ahengi, ritmi hakkında daha sağlıklı bilgilere ulaşacağız.Ayrıca verdiği biyografik bilgiler bir daha gözden geçirilip,eklemelerle beraber verildiğinde değerlerimizi daha iyi tanıma imkanı bulacağız.

Etiketler: » » » »
Share
1.114 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?