logo

DEVELİ’NİN ÖRFLÜ EŞEKLERİ !

Daha, yakın zamanlara kadar, Develi günlük hayatının en önemli ulaşım unsurlarından biri çilekeş eşeklerdir. Hatta öyle ki, eşekler olmasaydı halimiz ne olurdu? Diye insan sormadan edemiyor. Amcam Cemal eşeği ile övünür ve “Kara taksi” diye anardı.Daha ileri gider,benim kara taksi, Dişçi İbrahim’in cipinden kıymetlidir,derdi.Eşek deyip geçmemelidir.Bir zamanlar Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Develi gündelik hayatında traktör ve diğer motorlu araçların yaygın olmadığı zamanlarda çok önemli bir binek ve nakil vasıtası olmuştur. Ansiklopedilerden ve internet sitelerinden elde edilen bilgilere göre eşeğin ortaya çıkışı 10.000 yılı bulmaktadır.
Binek veya hizmet hayvanı olarak yararlanılan, evcilleştirilmiş atgiller familyasından olan eşek, ata göre çok daha dayanıklıdır. Eşeğin en çok bilinen ve tanınan türlerinin Fransa, Pireneler, Sicilya, Mısır, Kıbrıs ve Kuzey Afrika’ya kadar kökeni uzanır. At ile çiftleştirildiğinde aynı amaçla kullanılan katır dünyaya gelir. Eşek aygırı, damızlık eşeklere verilen isimdir. Evcilleştirilmiş eşeklerin yanı sıra bir de yaban eşekleri vardır. Hindistan ve Moğolistan’da Asya yaban eşeği gibi türleri ile de karşılaşılır. Günümüzün evcilleştirilmiş olanların atasının Somali veya Nubye eşeği denilen Afrika eşeği olduğu kabul edilir. Eşeklerin renkleri, postları ve bedenleri de ülkelere göre değişimler gösterirler. Ayrıca Zebralar, , Kıbrıs eşekleri vb.çeşitli eşek cinsleri vardır
Develi’ye eşek ne zaman gelmiştir bilemiyoruz. Ancak Hititler döneminde gelmiş olması çok muhtemeldir. İnsanımızın eşeklerle ünsiyeti çok eskilere dayanır.Bu bakımdan arıların bir kısmına “Eşek arısı” çiçeklerden bazılarına eşek lalesi/gülü; gençlerin oyunundan birine de uzun eşek oyunu verilmiştir.Hatta eşek insana aslandan daha yakın ve yardımcı olduğu halde;Aslan evladım,denince gururlanılır da; “eşek oğlu eşek” denildiği zaman kızarız ki anlaşılmaz bir durumdur !Eşek şakası bu,diyerek de çok kişiye kızarız.
Eşeklerin inatçı oldukları yönünde olumsuz inanç, gerçekte sahiplerinin bu hayvanların oldukça gelişmiş kendini koruma dürtülerini yanlış anlamalarından kaynaklanmaktadır. Bir eşeğe, zorlayarak veya korkutarak, kendi yararına olmadığına inandığı bir işi yaptırmaya çalışmak oldukça zor bir iştir.
Ülkemizde eşekler genellikle yük taşımak için kullanılır. Eşekler eskiden hemen hemen tüm bölgelerimizde beslenirken şu anda eşek besleyenlerin sayısı oldukça azalmıştır. Eşekler eskiden kervanların önünde ilerlerdi.Çünkü eşekler yolun en düzgün koşullarında ilerler ve dibini görmedikleri suda ilerlemezler.Yeryüzünün en büyük nüfusa sahip 16. ülkesi olan Etiyopya`nın başkenti Adis Ababa`nın sokaklarında, eşekler uzun zamandır önemli bir nakliye aracıdır.
Eşeklerin bakımı oldukça kolaydır. Kendi yemlerini bulur ve ne bulurlarsa yerler. Onlara iyi davranırsa sahiplerine bağlanırlar. Zekâya gelince, atlardan daha akıllı oldukları söyleniyor.

Ehlileştirilmiş eşeklerin kendine has koşumları da vardırBunlar aynı zamanda etnografik malzemelerimizin de zenginliğidir. alınlık, başlık,eğer, gem ,kolan,kuskun, kürtün, nazarlık, özengi,semer yular , zincir, eşek takım adlarıdır.
Bu eşyalar kimi demirciler, kimi saraçlar kimileri de kürtüncüler tarafından yapılır. Saraçlıkta Meteris Camii İmamı Mahmut Hafız, kürtün yapımında ise:Aşağı Everek’te Kürtüncü Mahmut, Fenese’de de Kürtüncü Şakir Ağa mahir sanatçılardı.Şakir Ağa aynı zamanda yaman saz çalar ve özellikle “Genç Osman “ türküsünü gür sesiyle söylerdi.
Yine yakın zamanlara kadar Develi’de çoğu evin bir eşeği vardı.Fakat genelde bu hayvanlar cins değildi ve öyle de bakımlı değillerdi.Her nedense uzun zaman Develi’de cins atlar ve inekler yetiştirmek için mücadele verilmiş olmakla beraber cins eşek yetiştirmek için bir mücadele verilmemiş ve böyle bir girişim de yapılmamıştır.
Bununla birlikte cinsi veya bakımı ile dikkat çeken eşek sahibi insanlarımız da vardır.Böyle şöhretli eşekler tespit edebildiğimiz kadarıyla şöyledir.Fenese’de:Çerçici Fakı Dayı’nın,Çot Süleymanın Bekçi eşeği, Çerçici Fakı Dayı’nın,Göğünün Durmuş’un ve Adıgüzel’in, Mimdiğin Hamdi’nin, Südüklünün Hasan’ın, Urumelinin Mehmet Ağa’nın eşekleri.Aşağı Everek’te ise: Ali Özçay’ın , Dişçi İbrahim’in, Isak Kattaş’ın, Yeşil Bankanın Nail Ağa’nın eşekleri  dikkat çekerdi.
Eşekler üzerindeki koşumlara göre de değerlendirilebilir: Semerli, kürtünlü ve eğerli eşekler.Kürtünlü eşekler genelde üzerlerine atılan heybeler vasıtasıyla  hafif ağırlıktaki eşya ve ot benzeri şeyler taşınır veya binmeye yarardı.Semerli eşeklerle ağır yükler veya taşlıktan çıkarılan yonu taşlar taşınırdı.Ayrıca kaysı,üzüm,elma gibi yiyecekler heğ denilen araçlarla eşeklere yüklenir,köylere götürülür ve oralardan zahire, fasulye, mercimek gibi yiyeceklerle değiştirilir veya satılırdı.
Eğerli eşekler sadece binmeye yarardı. İşte yukarda isimlerini andığımız şahıslara ait eşeklerin çoğu bakımlı ve eğerli eşeklerdi.Muntazaman  yıkanır, kaşağılanır ve temizlenirlerdi. Gezinme ihtiyacı çıktığında eşek sahipleri önce çoğu gümüş kaplamalı ve deriden yapılmış eğerlerin gümüşleri parlatılır. Eğerlerin derileri gözden geçirilir,tozları alınırdı.Eşeğin hamını almak ve yağlandırmamak için zaman zaman eşekler eğerlenir ve elde gümüş saplı kamcılarla asvaltta şöyle bir ihtişamla gezinirlerdi ki  herkesin dikkatini çekerdi.
Eh…Üstüne binen kişi de de kılık kıyafet ona göre olurdu.
Köylerden gelenler genelde eşekleriyle yük getirirler ve pazarda satarlardı.Bu arada eşekleri de o yıllarda hanlarda kalırdı.Şimdilerde Kattaş Oteli’nin bulunduğu yerde Kattaşların Hanı vardı ve burayı “Hancı Nalbant Halil Ağa” işletirdi. Eşekler hana dolunca  zırlama başlar. Rahmetli adamcağız ekmek derdinde olduğu için sesini çıkartmaz ama dertlendiğinde de:”Aslen Girenitli olan Çerçici Fakı’nın eşeğinin zırlamasından; pazarda da Urumelinin Mehmet Ağa’nın eşeğinin sesinden bıktım, usandım”,dermiş


Develi insanı ile hayvanlar arasındaki ilişkileri bir başka yazımda kısa da olsa dile getirmiştim. Bu konuyu edebiyatımıza hikayeleriyle ve gerçekçi bir gözle dile getiren sanatçımız ise Nevzat Üstün ve eseri de “Çıplak”’tır.
Eşek üzerine bazı deyim ve atasözleri vardır. Edebiyatımıza da bir tür vermiştir: Har-name / Eşek mektubu.Özellikle insanların yanlış davranışlarını alaya almak için yazılmış hicivlerdir.Anonim Halk edebiyatımızda da bir hayli atasözü, deyim ortaya çıkmıştır.Değişik atasözü ve deyimler kitabından derlediğim kısa örnekler  bunun ispatıdır:Eşek inadı,eşeği maskara etmişler…kokoşlara benzemiş,eşşeğe haddinden fazla değer verirsen kendini yarış atı sanarmış, eşek sudan gelinceye kadar, eşeğine binmeden ayağını sallamak,Eşeğe gücü yetmez,semerden öç almak,Eşeğini sağlam kazığa bağlamak,Eşek başı mı?Eşek cenneti,eşek cilvesi, eşek inadı,eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır,eşek lalesi gibi açılmak,eşek sudan gelinceye kadar,eşekten düşmek… Uygur atasözleri içinde de şunlar var.Eşek alacaksan yakından,kadın alacaksan uzaktan,eşek döşeğin kadrini bilmez,kedi kemiğin değerini,eşeği heybeye değil yüke gönderin,eşeğe satarın (bir müzik aleti) ne gereği var,gibi. Bazı hayvanlara da eşek adı verilmiştir. Eşek arısı gibi. Çiçeklere ve bitkilere de yine: Eşek gülü / Şakayık, eşek hıyarı…Yine bir davranış biçimi olarak:Eşek şakası gibi…Genç oyunlarından uzun eşek oyunu gibi.
Söz konusu eşek olur da eşek üzerine hatıralar,fıkralar olmaz mı?
Yukarı Develi’nin Deli pınar tarafından çıkılan yol çok eğimlidir. Bu yola İznenin Bayırı denir. Özellikle yüklü at, katır ve eşekler bu bayırı çıkarken çok zorlanırlar.Bir insan tuvaletini sesli yaptığı zaman: Çek kara eşek,bir İznenin Bayırı kaldı,derler.Bu bir deyim haline gelmiş ve bir işte zorlanan kişiler için söylenir.
Kozanın Kazım dermiş ki:……evinde kahya olacağına Yeşil Bsankanın Nail Efendi’nin eşeği ol ondan yi.Mübarek.,sanki 1.derecenin ,4.kademesinde bir devlet memuru gibi…
Yine bir zamanlar koruma bekçisi olmuştu.Kızıklılar, Kartın Dağı’ndaki kavakları kökünden keserek oradaki koruluk yok olma tehlikesine girmişti. Özellikle Kazım Ağa bekçi olarak seçilmişti ki Kızıklılar korkudan bu ağaçları yok etmesi.Elbizde pusuya yatan Kazım Ağa,yakaladığı Kızıklı’ya şöyle söylermiş:Odun bizim eve,eşek Sipahioğlu’nun hanına,sen de karakola!
Sormayın ya bunlar olmazsa diye.Bu Kozanın Kazım.Yarın yakaladığında ya eşeğin kuyruğu gider,ya da adamın kaba etinde bir bıçak darbesi …

Not:Develimizin tanınmış şahsiyetlerinden fırıncı,nakliyatçı ve tüccarlarından değerli Cemil Özbek Ağabey’in vefatını büyük bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum.Merhuma Yüce Mevla’dan rahmet,ailesine ve sevenlerine de baş sağlığı diliyorum.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
732 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?