logo

Develi’ye Göçler

Develi’nin tabii nüfus yapısı onyedinci yüzyılın ortalarından itibaren değişik eşkıya olayları, konar göçerler arasındaki  otlak meselesi yüzünden süren uzun mücadeleler ve Doğu Anadolu ‘da bazı etnik isyanlar üzerine göçürülenlerle değişmeye başlamıştır.Ancak esas göçler ondokuzuncu asırda,yenilgiyle sonuçlanan savaşlar ve dolayısıyla küçülen Osmanlı İmparatorluğu’nda  başlayanlardır.
Bu göçlerden bazılarını hatırlatmak faydalı olacaktır.

Çerkezlerin Gelişi
1820’lerde Osmanlı-Rus Savaşları sonrasında Anadolu’ya;Kafkaslardan Çerkesler gelmeye başlamıştır.Bunlardan bir kısmı zamanla Develi’ye yerleştirilmişlerdir..Bugün Develi’deki Çerkez ailelerin ataları bunlardır.Zamanla Develi’de sanayinin de gelişmesiyle Çerkez orjinli aileler buraya gelerek , Develi’yi mekân tutmuşlardır.

Merzifon Alevilerinin Göçü
Develi’de Ermenilerin ve Alevîlerin kıpırdamasını 1864’lerde görüyoruz.Tarihî kayıtlarda bu konuda derli toplu bilgi şimdilik  bulunmamaktadır. Develi Nüfus Müdürlüğü’ndeki kayıtlardan ve Yukarı Fenese Mezarlığı’nda yaptığımız incelemeler sonrası elde ettiğimiz bilgiler;sözlü kaynaklardan gelen bu bilgilerin doğruluğu ortaya çıktı.
Anadolu’nun neresinde Amerikan Kolejleri açılmıştır,orada karışıklıklar çıkmıştır.İşte aynı tarihte Develi’de bazı Fenese’li Ermeniler, Merzifon’da da aleviler   karışıklık çıkarmışlardır.Olaya karışan Ermeniler şiddetle Develi’den dışarıya çıkarılmışlardır.Aynı tarihte de Merzifon’dan da aleviler .Develi’den ayrılan Ermeniler nereye gönderilmiştir,bilemiyorum ama bir rivayet beş yüz kişilik alevi grubu Develi’ye gelmiş ve Ermenilerden boşalan evlere yerleştirilmişlerdir. Develi’de bunlara  Evci ,oturdukları mahalleye de  Evciler Mahallesi denilmiştir.Nüfus Defterine de böyle kayıt edilmiştir.Mezarları da Yukarı Fenese Mezarlığı’ndadır.Sonradan bunların birçoğu sunnileşmişlerdir.1911’lerde Develi’de Ermeniler , bayram namazında camiye giden müslümanları topluca yok etmek için bomba yapımına girişmişlerrdi. Tanrı’nın hikmeti ,bu bombalardan biri bir kamavurun elinde patlamıştı.Buna Develi’de Bomba Hadisesi denir.Bu olayı Develi Kaymakamlı’na bildirip büyük bir faciayı önleyen vatansever Türk evladı da bu ailelerden olan Yusuf Bakırbilek ‘dir.
Artvin Muhacereti
1.Cihan Harbi’nde , özellikle Doğu Anadolu’da Rusya desteğindeki Ermeni kamavurları Türk köylerine baskınlar düzenleyip , tecavüzkâr davranışlarını artırarak devam ettirmişlerdir. Hele Kafkaslardan Türk Ordusu çekildikçe özellikle Batum ve Artvin bölgesindeki  insanlarımızın büyük bir kısmı canlarını, namuslarını , şereflerini kurtarmak için İç Anadolu’ya göç etmişlerdir.Ünlü âşığımız Bayburtlu  Zihnî’nin “Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş / Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı “diye başlayan ağıdı o dönemlerin acıklı halini anlatan bir edebî belgesidir. Bunlardan  büyük bir kısmı da Develi merkezine ve Bakırdağ başta olmak üzere Çukuryurt köyüne yerleştirilmişlerdir.Kendilerine “Artvin Muhacirleri “ denmiştir.Bu göçün acı günlerini, yaşayan nice ninelerin ve büyüklerin anlattıklarını, çocukluk günlerimde,  onlarla beraber ağlayarak dinlemişimdir.Bu insanlardan erdemli bir insan olan Benli Hafız’ı,dedemin öğrencilerinden Recep Bilici Hocamızı, Dr.Enver Bilici ,Diş tabibi Fikret Çulhaoğlu ağabeyleri, feyzlendiğim öğretmen İsmail Bakır’ı ve komşumuz Nani / Nene Bibi’yi burada anmayı bir kadirbilirlik biliyorum.
Bu günlerin hatıraları ve olayları ne yazıktır ki ne hatıra olarak ne de bir roman, bir hikaye olarak yazılamadı.Yazılsaydı ne iyi olacaktı.
Selanik  Göçmenleri
Aynı yıllarda Balkanlardan da göçler olmuştu.Özellikle Balkan bozgunundan sonra evlâd-ı fatihan olarak adlandırılan nice insanlarımız ,yaşamak ve namuslarını korumak için yılardır sulh içerisinde yaşadıkları bu topraklardan; mezarlarını ,türbelerini, camilerini, konaklarını, nice sevdiklerini,mal ve mülklerini bırakarak Anadolu’ya göçmüşlerdir.Bu hazin göçün anılarını işleyen Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu Arayan Adam “romanı bu konuda anıt bir romandır.Yine Samiha Ayverdi ,Safiye Erol ,gazeteci Burhan Felek ve Sevinç Çokum ‘un eserlerinde bu acı günler büyük bir duygusallıkla anlatılır.
Üçüncü ve büyük bir göç ise 1924 yılında Lozan andlaşması üzerine “Nüfus Mübadelesi “ dediğimiz olayla yaşandı.Bu andlaşmaya göre Türk ordusu Balkanlardan çekilince,bu bölgedeki Türklerin can güvenliğini sağlamak üzere Yunanistanla bu söz konusu andlaşma yapıldı.Bu andlaşmaya göre ; Yunanistan’daki Türkler Anadolu’ya ,Türkiye’deki Rumlar da Yunanistan’a göçürülecekti ve göçürüldüler de. Aygösten mahallesi’nde ve Zile’de Rum azınlıklar otururlardı.Bu azınlıklar Yunanistan’a göçürülünce ,Yunanistan’dan gelen Türkler de bu mahalleye ve Zile’ye yerleştirilmişlerdir.Bunlara “ Selanik Göçmenleri” denilmiştir.Aygösten Mahallesi’nden göçenler  de burada Aygösten Mahallesi’ni kurmuşlardır. Bu vesile ile  öğretmen Mustafa Taş’ın Zile’deki Türk-Rum ilişkilerine ışık tutan Şehit Arif’in Fadimesi adlı eserini hayırla anıyorum.
Siyasî göçler insanlık aleminin yüz karasıdır.Bazen devletlerin gerçeği ile insanlığın gerçeklerinin çatıştığı bir gerçektir.İşte göçler bu çatışmaların tabii bir sonucudur. Bunun altında birçok sebebler yatar.Fakat gerçek şudur ki , bunlardan ne gelenler memnun olmuşdur, ne de gidenler.”Ah o günler !” diye başlayan konuşmalarında döktükleri gözyaşları hâlâ gözlerimin önündedir.Rum diye gönderdiklerimiz Karaman Türkleri/Hristiyan Türklerdi.Ortodokstular.Evlerinin yapılış kitabeleri Grek Alfabeli fakat Türkçe’dir. Mehmet Özdemir Milli Mücadelede Develi adlı eserinde, bir vesile gittikleri Yunanistan gezisinde,Yunanistan’a  göçürülen insanlarımızın hüzünlü anlattıklarını  ne kadar anlamlı verir.Son zamanlarda bu göçürülen Karamanlı yazarların Türkçeye kazandırılan eserlerinde bu göçün nice değişik yönlerini ,özellikle Anadolu’yu ve Anadolu  insanlarına duyulan  sevgisiyi, özlemi ibretle okuyoruz.
Kazakların Göçü
Bugün ki Doğu Türkistan’dan yani Çin’den Kazakların bir kısmı, kaçarak 1954 yılında Develi’ye geldi.Aşağı Everek’te Kafiler denilen bir aile vardı.Onların evi iki katlı ve çok genişti.Bir kısmı bu eve yerleşti.Bir kısmının da Kopçu’ya yerleştirildiğini  sonradan öğrendim.Çok çileli bir yolculuk.Geldiklerinde çok sefil ve bakıma muhtaçtılar.Evimiz yerleştirildikleri eve çok yakın olması, annemin bazılarını yemeğe alması ve koruması sebebiyle olayı iyi hatırlıyorum.O zaman ana cadde kaldırımdı, asfaltlanmaya yeni başlanıyordu.Yolun kenarında bir hayli akasya ve söğüt ağaçları vardı.Bunlar kaldırımlara zarar verir ,diyerek kesildi ve bunlara dağıtıldığını biliyorum.Açlık insanlara  neler yaptırmaz ki ! Çöplüklerden yiyecek maddesi topladıklarını da…. Bu Çin’den kaçış bir İngiliz yazarı tarafından da  romanlaştırıldı ve Göç adıyla yayınlandı . Kısa sürede deri işlemeciliğinde ileri gittiler ve sonunda çoğu İstanbul’a giderek konfeksiyon işinde başarılı oldular. Develi belkide ilk defa deri şapkayı, kalpağı bu ırkdaşlarımızla tanıdı.
Bugün Uygur Türkleri’nin hakkını dünyaya duyurmak için mücadele veren “Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Merkezi” Kayseri’dedir.. Ayrıca Gökbayrak adıyla da bir dergileri vardır.
Develi insanı bu göçlerle gelen,kökünden koparılan  bu insanlara kapılarını açtı.İnsanlığın en güzel örneklerini gösterdi. Bugün belki Orta Anadolu’nun en huzurlu bölgesidir.Develi’nin kültür zenginliğinin altında biraz da bu göçler yatar diye düşünüyorum.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
963 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?