logo

Develi’de Ulaşım

Develi ekonomik hayatının bir bölümü de katırcılık olmuştur. Katırcılık: Atlar, eşekler,develer, katırlarla,ayrıca at arabaları ve kağnılarla  yapılan kervancılık demektir.Gerek kendi mallarını, gerekse başkalarının ticari mallarını başka pazarlara taşırlar, oradan aldıkları malları da başka yerlere taşıyarak ticari hayatta önemli rol oynarlardı.Türk ve Ermeni katırcıların, o yılların ticaret hayatında önemli bir yeri vardır.Ticaret hayatında, çalışkan ve dürüst esnaf olmaları daima Develi katırcılarını tercih ettirmiştir.
Develi’nin yüz akı ilim adamlarımızdan Prof. Dr. Tarık Somer Amerika’da bulunduğu sırada bir hatırasını anlatmıştı: Newyork’tayım.Canım su istedi.
Su satan bir kadına vardım ve “Ver bakalım şu Elbiz suyundan der demez, kadın boynuma sarıldı. Meğer Everek’li bir Ermeni imiş. Bana Everek’in havasını getirdin, diyerek ağlamaya başladı. Sonra evine davet ederek beni kocasıyla tanıştırdı. Kocası da Everekli Ermenilerindenmiş. Newyork’un su distribütörü imiş. Babası ile Develi- Kayseri- Sivas hattında kervancılık yaparlarmış. Söz arasında dedi ki: Keşke geriye dönme imkanım olsa, yemin ederim şu zenginliği bırakır, aynı yollarda hamallık yaparım !” Tarih gören göz, duyan ruh için nice ibretlerle doludur.
Bu katırcılar bir taraftan Mısır’a kadar kervanlarla mal götürürler ve oradan da Develi’ye gerekli malları getirirlerdi. Suyolculardan olan şair-kadı Ali Celalettin Efendi aynı zamanda Mısır’a sefer yapan kervancılardan olduğu için Mısırlızadeler lakabıyla anılmaya başlamışlardır. Aynı zamanda Çukurova-Develi hattı kullanıldığı gibi Develi-Nevşehir hattında da çalışarak tuz getirmişlerdir.
Bu kervan yolculuklarında, özellikle yaz gecelerinde bir taraftan yol alırlarken bir taraftan da nice sesi güzel kervancılar, özellikle uzun havalar okur ve böylece sadece ticari hayatımızı zenginleştirmekle kalmazlar aynı zamanda folklorumuzda da taşıyıcılık görevini  üstlenirlerdi.
Kervancıların en büyük belâsı soygunculuk yapan asker kaçakları ile eşkiyalardır.  Tarih içinde özellikle XIX .Asrın ortalarından itibaren Yavaş bölgesi dört yol ağzı olduğu için eşkiyalar için önemli bir merkezdir.Daha önce burası bir köy iken sonradan boşaltılmıştır. Han tarihinde yerini bir türlü alamayan ve  çoğunun varlığını bile bilmediği, şimdilerde bir tarlanın içinde metruk kalan Yavaş Hanı  inanıyorum ki ne hatıraları saklıyordur. Nitekim Yukarı Develi’den yedi kervancı 1919’da Adana’dan Develi’ye mal getirirlerken, Ermeni militanları tarafından Tekir Yaylası’nda altısı şehit edilmiştir. Nitekim bu olay Develi Kuvva-i Milliye Teşkilatı’nın kurulmasında ve Haçın Harbi’nde tetikleyici rol üstlenmiştir. Atatürk’ün emriyle, Niğde Askerlik Şubesi’nden alınan silahlar aynı şekilde bu isimsiz nice kervancılar  tarafından at arabalarıyla Develi’ye, oradan da nakliye birlikleri tarafından Haçın’a ulaştırmışlardır.Nitekim dost Yücel Gönenç’in arşivinden örneğini aldığım bir belgede, dedesi Kürtüncüoğlu Nail Efendi, Develi Askerlik Şubesi emrinde iki at arabasıyla bu görevde çalışmıştır.Zaten yakın zamana kadar köyler ile Develi arasında nakliye işleri kağnı, at arabası ve binek hayvanları ile yapılmıştır.O yaz sabahlarında köylerdan sebze ile kavun-karpuz getiren kağnıların cazırtısı hâlâ kulaklarımdadır.Körük /Yaylı / Payton  bizim Develi’de ancak varlıklı aileler tarafından kullanılmıştır.En hareketli dönemleri ise Yazı Bağları denilen mevkide sergilik üzüm törenlerinde, misafirlerin taşınmasında kullanılmıştır.
Uzun süre ulaşımda ve nakliyecilikte dolayısıyla ticarette büyük rolü olan Katırcılık / Kervancılık tarihteki yerini yavaş yavaş motorize güçlere bırakmıştır.
Develi’ye ilk kamyon Yukarı Develi’den Mevlit Çavuş tarafından getirilmiştir. Anlatılır ki kamyon Develi’ye gelirken yolda çamura saplanmış.Çekmek için köyden mandalar bulunup getirilir.Geldiklerinde görülür ki kamyonun önüne yine köylüler tarafından karnını doyurmak için yonca konmuş ! Yıl 1930-35 arası olabilir. Hatırlayabildiğim ilk araba markaları Austin, Savrer, Henşel, Şıtaynır, Bosford, Man’dır. Otomobüs Süper Vayt, Şevrole daha sonra da Man ve Magirüs, cip ve taksiler ise:Vilivis,fort, şevrole,traktör ise:Fergüson’dur..
Öyle zannediyorum bu arabaların çoğu 2.Dünya Savaşı sonrası arabalarıdır.Yeri geldi bir hatıramı anlatayım:Yukarı Künyeli bir Hacı Kahya vardı.Çok baba ve güngörmüş bir adamdı.Bunun Aüstin marka bir arabası var,her pazartesi Develi pazarına Künyelileri doldurur, getirirdi.Para verenden alır, yolculardan bazıları çok akıllı geçinir,işi pişkinliğe vurur:Koskoca Hacı Kahya bizden para mı alacak, dedi mi akan sular dururdu.Araba iki de bir bozulur. Şimdiki Emniyet Binası yanında Rasim Erdoğan’ın bir tamirhanesi vardı, orada tamir edilirdi. Arabanın moturu Perkins markaydı.Araba çalışırken harn! harn diye ses çıkarırken masraftan yorulan Hacı Kahya bir gün demesin mi: Onca tarlayı yedi.Elde bir harım kaldı.Şimdi gözünü harıma dikmiş,harım da harım diyor, hınzır! Daha sonra bu kamyonlar sonradan otobüse çevrilerek ulaşımda çalışmışlardır.Otobüsler de yerlerini 1964’lerde minübüslere bırakmıştı.
Motorlu vasıtalar denilince akla şoförler gelirdi.Bildiğimiz kadarıyla ilk akla gelen şoförler Emir Tarhan, Cıngızın Hasan, Akif Tümer, Abdullah Uçar, Hüseyin Yolaç Ziya Akay, Kırtılın Mustafa,Deli Mazhar vb. gözükmektedir. Develi’de ilk ehliyetli şoför Emir Tarhan’dır.Ehliyetini, Konya’da bulunan Hayvan Üretme Çiftliği’nden almıştır.Bunlar içerisinde en renkli kişi Abdullah Uçar’dır.Cıngız’ın Hasan iri gözlüydü.Fort otobüsüyle, 30-40 km. süratle 3 saatte Kayseri’ye gelirdi.Niye böyle yavaş sürüyor diyenlere:Hınzırın gözü iri olduğu için,birazcık gaza bassa yolları daralttığını zannediyor,derdi.Daha ne hoş fıkraları vardır.Yine Şehabettin Kattaş’ın anlattığına göre: Eski nakliyecilerden Cemal Sipahinin Ahmet Pusatlıoğlu adında bir şoförü varmış.Adana’dan bir gün Kayseri’ye sebze çekerlerden İncesu hizasına geldikleri sırada hale yetişmek için şoför Ahmet hızlanmaya başlayınca Cemal Ağa:
-Ahmet’im usul usul oğlum,demiş ve devamla:Kayseri kabak yiyecek de ceremesini biz mi çekecik…Usul usul oğlum…O günden sonra Ahmet Pusatlıoğlu’nun adını Develi şoförleri Usul Usul Ahmet  koymuşlar.

Kamyon ve otobüs sahipleri ile işletmecileri  Emir Tarhan, Abdullah Uçar, İbrahim Unutulmaz, Osman Güney, Cadavatlar, Leblebiciler, Kones, Kattaşlar vs.İkinci kuşak şoförler içerisinde Mustafa Tarhan farklıydı.Ağzı yaman laf yapardı.Yolculuk esnasında yolcular arasında lüzumsuz konuşmalar olduğunda ,o,kendinden çıkmıyor gibi:Her şey demeokratik kurallar içerisinde arkadaşlar ! dedi mi,iş biterdi.Bir de sabaha doğru İstanbul ve Ankara’dan gelirken, Develi’ye girdiği zaman otobüsün kornasına basardı ki Aşağı Everek inim inim inlerdi.Bu, görünürde yolcu bekleyen Develilere: Yolcularınız geldi ,hazırlıklı olun anlamına gibi gelirdi amma ekabirler bilirdi ki bu birilerine (!) “Ben geldim, haberin olsun !”demekti.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
595 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+8 = ?