logo

“DEVELİ FOLKLORU”

Bugün Erciyes Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulu 1976 yılında açıldığında hem açılma aşamasında hem de ilk görev alan öğretim görevlilerinden biriyim.İslâm Enstitüsü ve Eğitim Enstitüsü dışında üçüncü yüksek okuldu.
Uzun yıllar, bu yüksek okulda Türk Dili dersine girdim. Öğrencilerim arasında çok değerli Develili öğrencilerim de vardı. Bunlardan biri de Talip Usta idi.Babası Öksütlü Cemal’di. Ailenin bayram namazına gittiği sırada, ablasından ayrı yaşayan eniştesi tarafından, eve girerek öldürmüştü.Tabii çok feci bir olaydı.Ağabeyi değerli dostumuz ziraat mühendisi Bayram Ali Usta’dır.Bunlar bir ayrıntı bilgiler.
Fakat o yıllarda uğursuz fikir ayrılığı yüzünden, nice koruma uğraşlarıma rağmen, başaramadım ve Talip bir yıl sonra baskılara dayanamadı ve okuldan ayrıldı, İstanbul’a gitti. Halen de burada çalıştığını duyuyorum. Çok zeki biriydi. Şayet okusaydı mutlaka şimdi ciddi bir makine mühendisi olurdu.
Talip’e ben bir seminer konusu vermiştim:”Develi Folkloru”.O da öyle bir ödev hazırlamış ki sanki bir lisans tezi.Bu ödeve ben de 100 vermişim, naylonla ciltlendirmişim.Teslim tarihi:02.06.1976.Geçenlerde kütüphanemde Develi ‘de  ve Develi dışında çıkarılan dergileri ciltletirken bu ödevi elime geçti.Bu ödevin size bir özetini vermek istiyorum.18 yaşındaki bir Develili gencin, 33 yıl önceki Develi sosyal hayatından tespitlerini öğrenmiş olacağız. Zira folklor, bir milletin veya topluluğun maddi ve manevi yaşama biçimidir.
Talip önce Develi’yi tarif ve tahlil ederek konuya giriyor: Güzel yerdir doğrusu…Örf ve adetleriyle,kendine özgü tabii güzelliğiyle bir başka yerdir.Develi’nin tarihi eskiye dayanır,ileri görüşlü olma hırsı içinde yaşantısını sürdüren güler yüzlü insanlar şeneltir Develi’yi.
Folklor yönünden ele alacak olursak Develi, her yönüyle bütün bölgelerimizden üstü kapalı bir şekilde ayrılır. Konuşma tarzı, kendine has kelime ve deyimleri, atasözleri, duyulmamış oyunları, geleneksel adetleri var güzel, Develimizin.” Dedikten sonra konuya giriyor.
DEVELİ AĞZI KELİMELER
Aaarı:…..den beri.
Acer:Yeni,taze
Adirmek:Eğdirmek
Ahır sekisi:Ahırda oturma yeri
Asvata:Alış veriş
Babaç:Babacan.
Becen : Tavşan yavrusu.
Cıfıt:Kötü adam.
Cinnenmek:Sinirlenmek
Çarpana:Çok eskimiç ayakkabı.
Çengeme:Yontulmuş taş.
Dalanmak:Kavga etmek.
Deneleme:Buğday ve arpayı fazla yiyen hayvanın karnının şişmesi.
Diyrek:Taze.
Dombul:Omuz.
Gicimik:Uyuz.
Gostaklı:Temiz ve süslü gezen.
Gunnamak:Hayvanların doğurması.
İçesine:Rahatça,istenilen kıvamda.
Kemiç:Kevgir.
Kişiflemek:Gözetlemek.
Ohaa:Sığır sürmek için kullanılan söz.
Puhari:Baca
Seklem:On çiniklik zahire yükü.
Sitti:Nine,yenge.
Şoy:Mantının kaynatılmış suyu
Tatalak:Tat Konuşan
Yengel:Lezzetli
Zıbarmak:Uyumak,

DEYİMLER
Ağzını yüzünü çitilemek
Aliye edik,Veli’ye düdük etmek
Bir şey mi var yani
Cicikleri gevşemek
Dabanıyın altını öpmek
Dam yuvağı
Dışlık vermek
Donu düşük
Düven öküzü gibi yiyon
Gaval elin,yel Allah’ın,çal parmakların oynasın
Gep diyin gitmek
Gözü pörtlemek
Uçkuru düşük
Uyku semesi
Yüraade atlar depinmek
Velen etmek
ATASÖZLERİ
Camıza mal beldirin,samanlığı kendine ayırır.
Dek dur,depik yeme
Yıkayıcı hak etsin de ölü gabir gabir sürünsün vb.
Bu bilgileri not ettikten sonra şu ilginç yorumu yapıyor: Develi ve çevresi tabii ki yalnız bu kelime,deyim ve atasözlerinden ibaret değillerdir.Bunlardan başka diğer bölgelerimizin de kullandığı kelime ve deyimlerden de konuşulan Develi’de konuşma ve teleffuzun ana direkleri sayabileceğimiz bu kelime ve deyimleri unutmaya çalışıp,kendine sosyete havası vermeye çalışanlar bu savaşlarında her zaman yenik düşmüşler ve düşecekler de.Develi ve çevresi yabancı illerimizden gelenleri ve bunların tesiri altında kalma hissini kendine gurur sayarak onlara uymaya çalışanları bir kenara bırakacak olursak;Develi ağzı yıllardır,kendi nitelikleri ve kuralları dışına çıkmamış olduğunu görürüz.
HAYIR  DUALAR /ALKIŞLAR
Develimizin alnı açık, yüzü pak insanları şimdiye kadar hep iyi niyetli olmuşlar;hiçbir iyiliği karşılıksız h,ç bir iyiliği duasız bırakmamışlardır.Sokakta gezen bir dilencinin kapıyı çalıp ta bir su istediğinde;verildiği zaman:Su gibi ömrün uzun olsun,demesi…Develi sakinlerine  neler bağışlamaz ki.Sırtındaki yükü götürmeye takatı kalmamış bir ihtiyara yardım edene ,o ihtiyarın içten gelerek “Allah tuttuğunu altın etsin”,demesi koltuklarımızı kabartarak gezmemize yeterli değil mi? Bu hayır duaları şu şekilde sıralayabiliriz:
Allah beden sağlığı versin
Allah helal süt emmiş birini nasip etsin.
Atıyın ayağı tökezlemesin
Allah zarar ziyandan korusun
Malıyın parayın hayrını gör vb.
Bu notlarından sonra Talip; Bedduaları, mahalli giyimi,düğün törenlerini,bağ bozumu,yufka ekmek yapımı,etlik-pastırma ve sucuk yapımı ve diğer adetler başlığı altında da:Erişte,makarna kesme,ölü gömme adetleri,Süğsün / Yumruk oyunu ve cirit oyunu üzerinde durduktan sonra günlük dini yaşayışı ele almaktadır.Bu konuda da şu yorumu yapmakta ve bilgi vermektedir:
Yufka ekmek yapımındaki ekmek gevreten ile yufka yapıcılar arasındaki konuşma tespiti enteresan: Evirici,sacın üzerine evraaçla birkaç defa vurarak:
-Hadin anam,tandır boş yanıyor.Eeeov,sıra sende,ne duruyon?
-Ben daha yeni verdim kele.Sıra kiminise versin ,paay.
-Aman anam ,ne baarıp duruyonuz.Alın benim ki tamam.Sıra ne olacakmış sanki.Bu sırada ekmek sahibi söze karışır:
-Birağaz daha elli bezi hamur var.Sığır geleli naadar oldu.Keyfinize ya !
Bunlar çok değerli tespitlerdir.Diğer tepitleri ise şunlar:
*Hamile kadınların doğacak çocuklarının dudağının yırtık olur düşüncesiyle deve ve tavşana bakmayışları,
*Dağda kalan hayvanları kurt yemesin diye”kurt ağzı bağlatılması”,
*Çevre köylerde genç kızların sürme yerine tavan isi karası kullanması,
*Şeytan çarpar korkusuyla geceleri kapı eşiğine oturmayışları,
*Yeni doğum yapan kadınların çocuklarını kırk gün geçinceye kadar evine bağlı kalsın düşüncesiyle dışarı çıkmayışları; kırkıncı günü ,doğan çocukların cami damında kırk arpa tanesi ile kırk kum tanesinin bir kevgir içine konup üzerinden dökülen suyla yıkanması ve Yukarı Develi kalesindeki delikli kayanın oyuğundan uğurlu sayılan üç rakamı sayısınca geçirmeleri
*Uzun süren hastalığı olanların Zile Kasabası’ndaki “çabıtlı çalıya” giderek derdini oraya bırakırmışcasına üzerinden kopardıkları bir parça bezi o çalıya bağlayışı
*İşsiz güçsüz kadınların kapı önlerine oyurup ta ki yoldan geçenlere varıncaya kadar herkesin lafını etmeleridir.Oturma gruplarının konuşma konusu her şeydir.Mesela :Yoldan geçen bir genç kız için şunlar konuşulur:Amooov…Şu şeyin gızı dağal mi gıy? Anam nasıl da büyümüş şuna bak.Çenini çekemiyor.Erkek çocuklar için:Aman anam bu …..dölü değil mi gıy?
Bu bilgilerden sonra bugün unutulmaya yüz tutan bilmeceleri ele almakta ve Develi’de oynanmakta olan 29 adet çocuk oyunlarını sıralamaktadır:Aç kapıyı bezirgan başı ,aç kilit, aşık, beş taş, bilya, birdir bir, bir iki üç, ceviz oyunu, ceviz kırıştırma, çelik çomak, el bende,elim elim öpelek,el üstünde kimin eli var,enek,güvercin taklası,hamam kızdı,ip atlama, kör ebe, kurt baba, mozak, munnaraz, saklambaç, sek sek, üşüdüm üşüdüm, taş kavgası, tıp, tombik, vız, yattı kalktı kabak.,
Görüldüğü gibi ciddi ele alınan Develi Folkloru hakkındaki bir ev ödevinde Develi sosyal hayatı hakkında ne dikkat çekici bilgilere sahip oluyoruz.Bugün bu davranışların çoğu unutuluyor,kelimeler tarihe gömülüyor, arkaikleşiyor, kimi tamamen zeka, şahsi beceri ve kuvvete bağlı çocuk oyunları da yerlerini artık elekronik aletlere yerlerini bırakmaktadırlar.Hasılı bu otuz yıl önce yazılan folklor malzemeleri bile ne ışıklar tutmaktadır.Sevgili Talip, gördün mü samimi olarak hazırladığın “Develi Folkloru “adlı ödevin bizlerde yıllar sonra bile olsa neler hatırlatıyor.  

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
826 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+6 = ?