logo

Alaaddin Oben veya Aşık Güzini

Develi’de güzel sanatların gelişimi üretim bakımından haliyle sınırlıdır. Eşyaların ev dekorunda malzeme olarak kullanılmasının seyrini Develi’de bilemiyoruz. Ancak 19.Yüzyılın ortalarından itibaren modern evler yapılmaya başlayınca ister istemez ev zevkinde resim ve ağaç işlemeciliği de ön plana çıkmıştır. Batı kültürüne girince bu etkiyle klasik ev düzenimiz yerini bu yeni modaya yerini bıraktı.
Bu geniş evlerde, sedirler dolayısıyla sedir yastıkları, köşe minderleri, kabartlamalar, yaygılar,halılar; korkuluklar, hamamlar, misafir odalarındaki ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri olan çiçeklikler ve dolaplar, değişik mutfak eşyaları, kadife kaplı ve ağaç işçiliği ile süslenmiş tavanlar ile bunları tamamlayan değişik gaz lambaları, özellikle pencere kenarlarındaki değişik kokulu çiçekler ile özellikle misafir odasının duvarında kalın çerçeveli, içerisi kadife üzeri işlemeli bir pano üzerinde aile fotoğrafı güzel bir  evin güzellik anlayışını belirlerdi. Zamanla bu klasik mobilyalar yerlerini batı kültürü etkisiyle yerlerini Avrupai eşyalara bıraktı. Sedirler koltuklara, çiçeklikler büfelere, sandıklar üzeri büyük aynalı konsol ve komedilere vs. yerlerini terk etti..Bu değişim bugünlere kadar hızlı bir değişimle bugünlere kadar geldi.Ne gariptir ki sanki yeni keşfediliyormuş gibi terk ettiğimiz bizim ananevi eşyalar şimdilerde evlerimizde antika eşya diye toplanmaya başlanıyor.Elbette bu da güzel bir şey.Hiç olmazsa dünü hatırlatan ve dünün tarihi ve kültürel değerlerini korumak ve değerlendirmek de şerefli,zevkli  bir görevdir.
Develi’de, bütün tarihi derinliğine rağmen edebiyat dalı hariç güzel sanatlar dalında pek sanatkar çıkmadı.Tiyatro dalında Şeref Gürsoy, Kerim Afşar adları yanında daha başka isimler gözükmez.Sinemada  küçük rollerde bazı isimler zihinlerdedir.Mimaride özellikle cami mimarisinde Salim Alp’ın epey mesafe aldığını gözlüyoruz.Resim dalında Mustafa Gür ilk akla gelen isimdir.Bir ara Mustafa Mızrak ile Mustafa Gezeroğlu’nun  grafiker olarak çalıştıklarını biliyoruz.Ama ne musıkide, ne de heykelde adını duyurmuş bir sanatkarımız yoktur. Sanatta arz talep ve ilginin önemli olduğunu ama çok önemli olduğunu ve Develi’de de bu konunun pek de kıymetli olmadığını bilmemize rağmen yine de profesyonel sanatkar insanımızın çıkmamasına elbette bir sorumlu olarak üzülüyoruz.
Bütün bu toplumsal alakasızlığa ve eğitimsizliğe rağmen Develi’de, kendi çapında, özveriyle hem halk şiiri, hem de resim dalında eser vermeye gayret gösteren kişi Alaaddin Oben’dir.
Oben 1945 yılında Develi’de doğmuş bir mütavazi aile evladıdır.Yanılmıyorsam Orta okul mezunudur. Kısa sürede devlet memuru olmuş ve buradan da emekli olmuştur.Ben de kendisini bu öğrenimi sırasında tanımış ve bu tanışıklığımız da bugünlere kadar gelmiştir.Resim denemeleri bu sıralarda başlamıştır. Resim çalışmalarında bir ustadan el almış mıdır? Zannetmiyorum. O resim yapmaya bir merakla başlamış ve kendi kendini yetiştirmiştir.
Yağlıboya çalışan Oben’in çalışmalarından bir kısmı Develi Belediyesi’nin himmetiyle güzel bir katalogda toplanmıştır. Tablolarına bakıldığında konu olarak  Develi ve Develi’de özelliği olan insan manzaraları üzerinde durduğu görülür.Burada göremediğim bir Develi Kalesi’nin Everek’ten görünüşünü kompoze eden bir tablosunu da Ankara’da bir dostun muayehanesinde görmüştüm.Demek ki kataloğa girmeyen fakat İstanbul ve Ankara’da bazı Develilerin evini ve yazıhanesini süsleyen tabloları da olması muhtemeldir.Sanatçının böyle desteklenmesi de güzel bir davranıştır.Marifetin iltifata tabii olması da bundandır.
Bu resimlerinin sanatsal değeri nedir? Ressam olmadığım ve bu konuda bilgim yetersiz  olduğu için, bir şey söylemek haddimi zorlar. Ancak görebildiğim kadarıyla tablolardaki fırçasına hakimiyeti, renkler arasındaki uyum ve gölge oyunlarının dikkat çekici olduğunu söyleyebiliriz.
Bu çalışmalarını Kayseri ve Ankara gibi illerimizde de sergiledi. Bunu biliyorum.Bu sergilerin ününü geniş bir çevreye yaydığını biliyorum.Basında da yankı bulduğunu takip edenlerdenim.
Temennim odur ki bu çalışmaların hızla devam etmesi, bunların değişik sergilerde tanıtılması ve her şeyden önce geliştirilmiş bir katalogda toplanmasıdır. Resim gibi yüksek bir zevk isteyen güzel sanatlar dalında ilerlemek;Develi gibi sanat bakımından dar bir bölgede sanat icra etmek kolay değildir.Bu zorluğa rağmen bu konuda sabırla ilerlemeye çalışan Oben’i şahsen çok önemsiyorum.
Oben’in resim çalışmaları yanında âşık şiiri dalında da ilerlediğini görüyoruz. Bu konuda O’nu yönlendirmede Âşık Ali Çatak’ın büyük rolü olduğunu biliyorum. O’na Güzini mahlâsını / takma adını veren ve âşık şiirinin inceliklerini gösteren de Çatak’tır. Âşık şiirinin inceliklerini iyi bilen,Seyrânî geleneğinden gelen böyle yetkin birinin tedrisinden geçmesi Güzinî için bir şanstır.Seyrânî adlı koşmasında:


Seyrân’i bir kutup sözüyle sazla
Hiç işi olmamış işveyle nazla
Bir Hoca bir âlim ,çobanlık fazla
Güzinî çok suyu sıkmış Seyrânî
Demiştir.Suyu sıkmak gibi bir deyimi kullanmak doğrusu bir ustalıktır.Şiirleri bir kitapta toplanmamıştır.İnanıyorum ki bu şiirler kitaplaştığında hakkında daha derli toplu bilgi edinilecektir.
Develi’de yayınlanan gazetelerdeki şiirlerini derliyorum. Bunlardan Sorma adlı koşmasından alınan dörtlükler toplumsal bir yönünü ve dikkat çekici bir gözleme sahip olduğunu görüyoruz:

Bile bile kul hakkını yiyorsan
Kendini başkasından hiç sorma
On bir ay günaha hizmet diyorsan
Sen kendini başkasından hiç sorma
….
Haksızlığa zırvalamak denmez mi
Üstümüzde Allah bizi görmez mi
Herkes kendi hali nice bilmez mi
Sen kendini başkasından hiç sorma….
Ancak diğer şiirlerinde de görüldüğü gibi anlatımında yer yer zırvalamak gibi argo kelimeler kullanmaktadır ki bu bir anlatım zaafıdır. Şiirleri yapı bakımından sağlamdır.Ahenk unsurlarından ritim ve akıcılık güzeldir. Seyrânî tarzında, konu olarak halini de anlatan şiirleri vardır:
Deli çaylar gibi aktık durulduk
Boşuna koştuk biz boşa yorulduk
Haysiyet satsaydık çarşı pazarda
Kuşkusuz bin kere zengin olurduk
Oben aynı zamanda Develi folklorunu ve Develi’yi ilgilendiren konuları ele alan yazılar da yazmaktadır ki bu Develi kültürü için bir zenginliktir. Ancak Develi’nin tarihi hakkında yazdığı bazı yazılarında hatalara düşmektedir. Bu bilgi zaafıdır. Haddini aşar! Develi tarihi yerine mahalli folklorumuza ait konuları ele alsa daha güzel olacaktır. Kaldı ki bu alanda da başarılı görüyorum.
Özetle Alaattin Oben’in tablolarının kataloğu hazırlandığında, şiirleri kitaplaştığında ve yazıları bir araya geldiğinde sanatta gerçek yönü ortaya çıkacak ve kalitesine göre de kalıcı olacaktır ama her halukârda da Develi kültürü karlı çıkacaktır.

Not: Develi eğitiminin değerli öğretmenlerinden ve bir dönem Develispor’un değişmez kalecilerinden ,ağabeyimiz Ahmet Kılıç’ın Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu büyük bir üzüntü ile öğrenmiş oluyorum. Kederli ailesine başsağlığı dilerim.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
631 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?