logo

YENİ KORONAVİRÜS SALGINI NEREYE GİDECEK? / 2

YENİ KORONAVİRÜS SALGINI NEREYE GİDECEK? / 2

Virüsler, Bakteriler ve Yaşamımıza Etkileri (Prof. Dr. Paşa GÖKTAŞ)

 

Yeni Koronavirüs Riskine Karşı #14 KURAL

 

1-Ellerinizi sık sık su ve sabun ile en az 20 saniye boyunca ovarak yıkayın.
2- Soğuk algınlığı belirtileri gösteren kişilerle aranıza en az 3-4 adım mesafe koyun.
3- Bulunduğunuz ortamları sık sık havalandırın.
4- Kıyafetlerinizi 60-90 derece normal deterjanla yıkayın.
5- Ateş, öksürük, nefes darlığı gibi şikâyetleriniz varsa, maske takarak bir sağlık kuruluşuna başvurun.
6- Öksürme ve hapşırma arasında ağız ve burnu tek kullanımlık mendille kapatın, mendil yoksa dirseğin iç kısmını kullanın.
7- Yurtdışı seyahatlerinizi iptal edin ya da erteleyin.
8- Kapı kolları, armatürler, lavabolar gibi sık kullandığınız yüzeyleri su ve deterjanla her gün temizleyin.
9- Tokalaşma, sarılma gibi yakın temaslardan kaçının.
10- Soğuk algınlığı belirtileriniz varsa yaşlılar ve kronik hastalarla temas etmeyin, maske takmadan dışarı çıkmayın.
11- Ellerinizle gözlerinize, ağzınıza ve burnunuza dokunmayın.
12- Yurt dışından dönüşte ilk 14 günü evinizde geçirin.
13- Hiçbir kişisel eşyanızı (havlu gibi gündelik eşyaları) ortak kullanmayın.
14- Bol sıvı tüketin, dengeli beslenin, uyku düzeninize dikkat edin.

Konferanstan Notlar:

Tarih Boyunca Dünya Nüfusunun Değişimi:

Tarihi Başlatan Sümerlerdir. Çünkü yazıyı buldular (M.Ö. 3300) Yazılı kayıtlar başladı

Sonra Mısır bunu izledi.

Dünya Nüfusunun Yıllara Göre Değişimi:

  • Yıl önce (M.Ö. 3000) tahmini 20.000.000.En yoğun nüfus, M.Ö. 1300’lerde Mısır’da:

7.000.000 (2. Ramses dönemi) Miladın ilk asırlarında dünya nüfusu 300.000.000,

80 milyonu Roma İmparatorluğu topraklarında,  50 Milyonu Çin’de yaşıyordu.

Çin nüfusu: 1662’de 100 milyon civarıdır.  Son 300 yılda 10 kat artış gösterdi.

1453’te Fatih İstanbul’u fethettiğinde, Dünya nüfusu 400 milyondu. 70 milyonu Avrupa kıtasındadır.

Osmanlı’nın İhtişamlı Dönemi Olan 1590’larda Dünya Nüfusu:

540 milyondur. Osmanlı topraklarında 100 milyon, Hindistan Timuroğulları (Babür İmparatorluğu) topraklarında 120 milyon, İran Safevileri 15 milyon, Türkistan 12 milyon

Dünya Nüfusu:

Orta Çağ’a girişte, 476 yılında 300 milyon.

Yeni Çağ’a girişte, 1453 yılında 400 milyon.

1000 yıl sonra, ancak 100 milyon civarında artış olmuş durumdadır.

 Dünya Nüfusunun Seyri:

1700 yılında 654.000.000

1750 yılında 700.000.000

1825 yılında 955.000.000

1830 yılında 1.000.000.000

1850 yılında 1.137.000.000

1875 yılında 1.326.000.000

1900 yılında 1.491.000.000

 1930 yılında 2.000.000.000

1950 yılında 2.500.000.000

1987 yılında 5.000.000.000

2010 yılında 6.790.000.000

2025 yılında 8.000.000.000 (Tahmini)

Dünya Nüfusunda Artış Hızı:

1800’lü yılların ortalarından itibaren başlıyor. 1900’lü yıllarda hızlanıyor.

Bunun nedeni: Aşıların başlaması. Antibiyotiklerin hayatımıza girmesidir.

Savaşlar 1. neden değildir.

DÜNYADA BÜYÜK SALGINLAR:

M.S. 165-180 Antoninus Salgını:

Roma İmparatorluğunda görülüyor. İmparator Antoninus da hayatını kaybediyor. Roma İmparatorluğu nüfusunun %30’unu kaybediyor. Neden: Tam bilinmiyor. Çiçek veya kızamık düşünülüyor.

M.S. 541 Jüstinyen Vebası:

Konstantinopolis’te (İstanbul) görüldü. İmparator Jüstinyen dönemi. İstanbul nüfusunun %40’ını kaybetti. Mısır, Filistin, Suriye, Anadolu’ya yayıldı. Farelerin taşıdığı pirelerle yayıldı.

1346-1353 Kara Veba

Avrupa’da görüldü. 75-200 milyon arası insan öldü. Avrupa, nüfusunun %30- %60’ını kaybetti. Tanrı ve kilise sorgulandı, Rönesans başladı.

Amerika’da Su Çiçeği Salgını:

  1. yüzyılda Amerika keşfedildi. Suçiçeği salgını, Avrupa’nın üçte birini öldürmüştü.

Amerikan yerlileri virüs ve bakterileri henüz tanımadığı için, yerli nüfusun %90’ı öldü

Avrupa’dan gelen hastalıklar, Amerikan yerlilerinin 19. yy başına kadar yarısını öldürdü.

  1. Yüzyıl Meksika Salgını (1520-1576)

Salmonella bakterisi kaynaklı Tifo ve Paratifo salgınları, 15 milyona yakın insanı öldürdü, Maya uygarlığının yıkılışına neden oldu,

Kolera Salgınları:

İçme sularının Kolera mikrobu ile kirlenmesi sonucu oluşuyor.

Uzun yıllar, birçok ülkede dışkı atıkları içme ve kullanma sularına atılıyordu. Ağır ishal ortaya çıkan insanların yarısı ölüyordu. Tarihte, bilinen 7 büyük kolera salgını oldu.

Hindistan, Afganistan, Rusya, Avrupa, Afrika, Amerika, birçok ülkelerde görüldü.

Milyonlarca insan kolera salgınlarından öldü. Su kaynakları iyileştikçe, kolera salgınları azaldı.

1855-1859 Veba Salgını:

Çin ve Hindistan’dan başladı. Etkileri yüzyıl kadar sürdü. Farelerle Avrupa ve Amerika’ya kadar yayıldı. Sadece Çin ve Hindistan’da 12 milyon insan öldü.

  1. Dünya Savaşı Tifüs Salgını:

1914-1918 yılları sırasında, savaşta Tifüs bakterisini taşıyan bitler nedeniyle görüldü

Avrupa ve Asya’da 25 milyon kişi hastalandı. Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyondan fazla insan öldü. Batı ülkeleri, salgın nedenlerinin bitler olduğunu daha çabuk anladı ve önlem aldı. Ölümler Batı’da daha az, Doğu’da daha çok oldu.

1918 İspanyol Gribi Salgını:

  1. Dünya savaşının hemen ertesinde görüldü. Influenza H1N1 virüsü neden gösteriliyor. Dünya genelinde 50 ile 100 milyon arası insan öldü. Bu sayı 1. ve 2. Dünya savaşlarında ölen insanların toplamından çok daha fazladır. Bu salgın, tarihin en büyük felaketlerinden birisidir.

1957 Asya Gribi Salgını:

Çin’de başladı. Influeza A virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak yayıldığı düşünülüyor. 4 milyon insan öldü. Geliştirilen aşı ile sınırlandı. 40 milyon kişi aşılandı.

HIV/AIDS İnfeksiyonu:

Maymunlardan insana geçtiği düşünülüyor. İlk olarak 1959’da Kongo’da görüldü. Adı, 1980’lerde konuldu. Son 30 yılda 36 milyon insan öldü. Kesin tedavisi yok. Yaşam boyu ilaç kullanmak gerekiyor.

İNSANDA BAKTERİLERİN VE VİRÜSLERİN HASTALIK

 YAPMA MEKANİZMASI NASILDIR?

Bakteriler:

İnsan vücudunda, çok sayıda bakteri bulunur. Bunlar, vücudun farklı bölgelerinde zararsız bir şekilde yaşarlar. Normal halde boğazda, burunda, deride, bağırsaklarda zararsız şekilde bulunurlar. Vücut direnci yerinde olduğu sürece, herhangi bir zarar vermezler.

Bakteriler Ne Zaman Zarar Verirler?

Normalde bulundukları yerden, örneğin boğazdan kana geçtikleri zaman, oransal miktarları değiştiği zaman, vücut direnci düştüğü zaman zarar vermeye başlarlar.

Stafilokok, streptekok, E.coli gibi bakteriler bu gruptandır.

Patojen Bakteriler:

Bir de, dışarıdan vücuda girdiğinde hastalık oluşturan bakteriler vardır. Bunlara patojen zararlı bakteriler denir. Kolera mikrobu Vibrio cholera, Tifo mikrobu Salmonella typhi,

Veba mikrobu Yersinia pestis, Tifüs mikrobu Riketsiya prowazeki  gibi mikroplar bu gruptandır.

Virüsler Nasıl Hastalık Oluştururlar?

Bazı virüsler hedef organları neresi ise, o organa giderek yerleşir ve hastalık yaparlar.

Örneğin hepatit virüsleri karaciğere, Kuduz virüsü beyin ve sinir hücrelerine, Rotavirüs barsak hücrelerine, Koronavirüsler solunum yolu hücrelerine, yerleşerek hastalık oluştururlar.

Solunum Yolu Virüsleri Birincil İnfeksiyon Yapabilirler.

Influenza A ve B (Grip) virüsleri, RSV, Parainfluenza, Coronavirus, Rhinovirus, Adenovirus, Human metapneumovirus, Bocavirus, gibi solunum yollarına yerleşmeyi seven virüsler doğrudan üst solunum yolu, bronşlar ve akciğeri tutarak, hücreleri parçalar ve bronşit/ pnömoni (zatürre) tablosu oluşturarak ölüme neden olabilirler.

Virüsler, İkincil (Sekonder) İnfeksiyon Oluşturabilirler:

Solunum yolu virüslerinin çoğunluğu, ağız veya burundan girdikten sonra, solunum yolu hücrelerini etkileyerek, bir kısım hücrelerin ölümü ve tahrip edilmesinde rol alırlar.

Solunum yolları dokusunun dengesinin bozulmasına, Vücut direncinin düşmesine, neden olurlar. İşte bu zeminde de, boğazda ve nefes yollarında zararsız halde duran bakteriler yayılmaya başlarlar ve; Bronşit, zatürre gibi ağır sonuçların doğmasına neden olurlar.

Virüsler Zemin Bozucu, Bakteriler Yayılımcı Rol Oynarlar:

Solunum yolu virüsleri vücuda girdiği zaman, vücut direncini kırıcı rol oynarlar,

Bozulan ve vücut direnci kırılan bu zeminde, bakteriler yayılmaya başlarlar. Çoğunlukla mekanizma bu şekildedir.

Çoğu Ölümler Gripten Değil, Pnömoni’den (Zatürre) Olur.

Influenza A, H1N1 gibi grip etkenleri ya da Koronavirüs gibi virüsler, solunum yolu hücrelerini parçalayıp işgal ederek doğrudan ölüme neden olabilirler. Ancak çoğunluğu zemini bozup direnci kırarak etki ederler. Hastalığın başlangıcı Influenza gribi olarak başlar. Ölüm genellikle pnömoni (zatürre)’den olur.

Etken, boğazda bulunan Streptekok, Pneumokok, Stafilokok gibi bakterilerdir

Antibiyotik Bu Yüzden Verilir:

Virüslere karşı antibiyotikler etkili değildir. Antiviral ilaçların etkisi sınırlıdır.

Antibiyotikler, bakterilere karşı etkilidir. Influenza A, H1N1, Koronavirüs ile gribal infeksiyon benzeri durum geçiren insanlara antibiyotikler; Virüsü önlesin diye değil,

Virüsün bozduğu zeminde streptokok, pneumokok, stafilokok gibi bakterilerle sekonder (ikincil) infeksiyon olarak pnömoni (zatürre) gelişmesin diye verilir.

Bu Sistem Başarılıdır:

Antibiyotiklerin bulunuşu devrim niteliğindedir. Antibiyotiklerle bakterilerin oluşturduğu ölümcül pnömoniler (zatürre) azaldığı için, Virüslerin oluşturduğu grip salgınlarındaki ölümler de kat be kat azalmış durumdadır.

Eski ve Yeni Salgınlardaki Ölüm Oranları Çok Farklıdır:

Çindeki son yeni Koronavirus (Kovid-19) salgınında ölüm oranı %2.84 gibi görünmektedir. Son dönem Influenza A, H1N1, SARS, MERS gibi salgınlarda da ölüm oranı buna yakındır. 1918 İspanyol Gribi salgınında ölen insan sayısı ise, dünya genelinde 50 ile 100 milyon arasındadır. O dönem ölümler milyonlar boyutunda, son dönemde ise binler-on binler boyutundadır. O dönem ölüm oranı %30’lar, şimdilerde ise %1-2-3’ler düzeyindedir.

Ölüm Oranını Düşüren, Antibiyotikler ve Aşılardır:

Antibiyotikler, ikincil infeksiyon ile pnömoniden ölümü azaltarak,

Virüse (gripe) karşı yapılan aşılamalar ise, virüsün ağır geçmesini hafifleterek ya da önleyerek, Ölüm oranını azaltmaktadırlar.

Antibiyotikler, Bakteriyel İnfeksiyonlardan Ölüm Oranını Çok Azaltmıştır:

Antibiyotikler, 1945’lerden itibaren kullanılmaya başlandı. Penisilin’i bulan 1928’de bir tesadüf sonucu.  Sir Aleksander Fleming’dir. Antibiyotiklerle Pnömoni’den (zatürre) ölüm %30’lardan %1-2’ye  Menenjit ’ten ölümler %30-40’lardan %1-2’ye Tüberkülozdan mutlak ölümler çok az düzeye, salgınlardan ölümler milyonlar düzeyinden binler-on binler düzeyine gerilemiştir.

Veba, Kolera, Tifüs, Sıtma, Verem Gibi Hastalıkların Yıkıcı Etkileri Sınırlanmıştır.

Yukarıdaki hastalıklar şimdi de görülmektedir. Ancak, tarihteki gibi yıkıcı değildir.

Nüfusun yarısını, üçte birini öldürememektedir. Ölüm oranları sınırlı kalmaktadır.

Bunun nedeni antibiyotikler, aşılar ve koruma-destek önlemleridir.

Aşılar, Viral İnfeksiyonları Önlemede Çok Başarılıdır:

Bu alanda devrim niteliğindedir. Kızamık salgınları bu sayede azaltılmıştır. Çiçek bu sayede ortadan kaybolmuştur. Kabakulak, suçiçeği bu sayede azalmaktadır. Hepatit A ve B bu sayede azalmaktadır. Kuduz bu sayede azalmaktadır. Çocuk felci (polio) bu sayede çok azalmıştır.

Nüfus Artışı Bu Nedenle Hızlanmıştır:

Binlerce yıl boyunca 300 milyonu aşamayan insan nüfusu, bu sayede bugün 8 milyara doğru gitmektedir. Bunun baş nedenlerinin birincisi antibiyotikler,

İkincisi ise aşılardır. Diğer bir neden de, destek tedavilerinin ve koruyucu önlemlerin gelişmesidir.

SOLUNUM YOLU İNFEKSİYONLARINDA BAKTERİLER Mİ?

DAHA ÖNDEDİR, YOKSA VİRÜSLER Mİ?

Net olarak virüslerin daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Gelişim Tıp Laboratuvarlarında, bu alanda en ileri yöntem olan Moleküler Multipleks PCR ile incelemede: Her çalışmada solunum yolu infeksiyonlarına neden olan 22 etken değerlendirilmiştir. Bunların 18’i virüs, 4’ü bakteridir. Sonuçta, bulunan etkenlerin %8,3’ü bakteriler, %91,7’si virüsler şeklindedir.

Solunum Yolu İnfeksiyonlarında Etkenlerin Dağılımı:

Son 1 ayda (21 Ocak 2020-20 Şubat 2020) gönderilen 260 örnekten: 132’sinde (%50,8) patojen etkenler bulunmuş, 128’inde (%49,2) patojen etken    saptanmamıştır

132 patojen etkenin; 121’inde (%91,7) virüsler 11’inde (%8,3) bakteriler bulunmuştur.

Solunum Yolu İnfeksiyonlarında Virüslerin Oranı:

121 pozitif virüs örneğinden; 30’u (%24,8) Influenza A H1N1 (Domuz gribi), 8’i (%6,6) Influenza A H3N2, 9’u (%7,4) Influenza B, 19’u (%15,7) RSV-A, 10’u (%8,3) RSV-B, 19’u (%15,7) Adenovirus, 12’si (%9,9) Rhino/ Enterovirus, 4’ü (%3,3) .

 CORONAVİRUS TİPLERİ :

10’u (%8.3) Diğer virüs tipleridir.

Bakterilerin Dağılımı.

11 bakteriden; 5’i Chlamydia pneumophila, 4’ü Bordatella pertussis (Boğmaca) 2’si de Mikoplazma pneumoniae’dir.

YENİ KORONAVİRÜS İNFEKSİYONU:

Koronavirüsler, bilinen bir virüs grubudur. Genellikle soğuk algınlığı ve üst solunum yolu infeksiyonlarına neden olurlar. Bilinen 4 tipi vardır (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63, HCoV-HKu1). Bunlara MERS-CoV ve SARS-CoV eklenmiştir. Bilinen tip sayısı 6’ya yükselmiştir. İlk 4 tip rutin olarak görülmektedir. Gelişim Tıp Laboratuvarları’nda da, son 1 ay içinde, 4 hastada görülmüştür.

Yeni Coronavirus (2019-nCoV) Nedir?

Daha önce insanlarda saptanmamıştır. Yeni bir Coronavirus alt tipidir. 7 Ocak 2020’de tanımlanmıştır.

İlk Hastalık Bildirimi Ne Zaman Yapılmıştır?

DSÖ tarafından 31 Aralık 2019’da Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde, nedeni bilinmeyen pnömoni vakaları olarak bildirilmiştir.

İnfeksiyon Kaynağı Nedir?

Kesin olarak bilinmemektedir. Hayvanlardan geçtiği belirtilmektedir.

Bulaşma Yolu Nasıldır?

Damlacık yoluyla olduğu bildirilmektedir. İnsandan insana bulaş bildirilmiştir.

Hasta bireylerden öksürme, hapşırma ya da hastaların materyali ile temas (göz, ağız, burun mukozasına temas) yoluyla bulaşacağı düşünülmektedir.

Kuluçka Süresi:

SARS-CoV ve MERS-CoV gibi, 14 güne kadar olabileceği düşünülmektedir. Son olarak 27 güne kadar uzayabileceği bildirilmiştir. İnkübasyon (kuluçka) süresi 2-15 gün arasında değişebilir.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

Solunum yolu belirtileridir. Ateş, öksürük, nefes  darlığı gibi. Ağır vakalarda pnömoni,(zatürre)  ağır akut solunum yolu infeksiyonu, böbrek yetmezliği, hatta ölüm. Asemptomatik (Belirtisiz) kişiler solunum yolunda virüs taşıyabilirler.

Gelişim Tıp Laboratuvarları Genel Yönetmeni

Prof. Dr. Paşa GÖKTAŞ

Share
6.884 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...
  • DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Toplum olarak ortak paylaştığımız yaşam alanlarının temiz tutulması bir vatandaşlık görevidir. Toplum içerisinde bulunan toplum bilinci ve sorumluluk duygusu kişinin ilk önce kendisine saygı duyması ile başlar. Yaşamsal alanların korunması, doğaya, yeşile sahip çıkılması ve çevre temizliğinin önemi herkesin ortak sorumluluğudur. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedi...
  • DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerind...
  • YAZARLARIMIZIN YAZILARINI OKURKEN

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Çağdaş Develi Gazetesi’ nin yayınlandığı 2003 yılından beri elimizden geldiğince haftalık bir değişik konulu yazı yetiştirmeye çalışırım. Bu yazıların hepsi Develi ile ilgili tarih, sosyal, kültürel, siyasî, edebiyat vb konulardadır. İnşallah, bu yazılar bir plan dahilinde yazılmıştı; kitaplaştırıldığında inanıyorum ki Develi kültürü ve medeniyeti adına değerli çalışmalar olduğunu hepimiz göreceğiz. Zira bu yazıların çoğu tabir yerindeyse iğne ile kuyu kazmak kabilinde yazılmıştır. Çünkü küçük yerlerde bilgi toplamak o kadar zahmetlidir. Fotoğr...