logo

YENİ BİR YILA GİRERKEN

Bir yılı daha geride bırakıyor, yepyeni bir yıla giriyoruz. 2021 yılında iyisiyle kötüsüyle pek çok başlangıca imza attık.
Hangisi olursa olsun, bu yeni yıldan beklentilerimiz çok büyük olacak. Mesleği, geliri, kültürel durumu ne olursa olsun, hepimizin benzer duyguları paylaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Kimimiz daha umutlu, kimimiz daha karamsar baksa da yeni bir yıl karşımızda duruyor.
Çok zor bir yılı geride bırakıyoruz.
Bir yılı daha tüketmenin hüznü yerine bir yıldan daha kurtulmuş olmanın sevincini yaşamayı tercih ediyoruz. 2022’de bizi ne bekleyecek henüz bilmiyoruz. Her yeni yıl tazelenen umutların, sevinçlerin, özlemlerin habercisidir. Elbette herkesin kendilerine göre bazı hayalleri, umutları, özlemleri ve düşünceleri vardır. Bunların ne kadarı gerçekleşecek bilemeyiz. Ancak, birçok insanımızın ekonomik sıkıntı içerisinde olması, önünü yeterince görememesi onları karamsarlığa itiyor.
Yeni gelen bir yılda her şeyi temize çekmeye, arınmaya ve yenilemeye ihtiyaç duyuyoruz. Herkes için olmasa da çoğunluk için bu böyle. Yeni bir yılı hiç de umursamayan bir kesim daha var. Ama onların umursamazlıkları gamsızlıktan değil çaresizlikten, insan gibi yaşayamamaktan kaynaklanmaktadır. Ülkemizde milyonlarca insan açlık sınırının altında hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Asgari ücretli birinin hayattan beklentisi insanca yaşayacak bir ücrete sahip olmaktır. Her ne kadar karamsar tablolar oluşsa da umudumuzu kaybetmemeliyiz. Her insan yeni yıldan mutluluk, huzur dolu bir yaşam, sağlık ve barış ister.
Yılbaşı gecelerini daha çok televizyonun başında geçirdiğimiz eski mutlu yılları arar olduk. Yeni yılda pek çok işletme yılbaşı paketleri, indirimleri düzenliyor, özel menüler oluşturuyor. Ancak bunları uygulayacak ve alacak insanlar oldukça sınırlı. Caddeler, vitrinler süsleniyor, kavramlar değişiyor, hiç inanmasak da bir “yeni yıl heyecanı” hepimizi sarıyor. Kimimiz son dakikacı, kimimiz ise protesto edip, erkenden yatanlardan. Öyle ya da böyle yılbaşı gecesini aklından geçirmeyen yok, bundan eminim.
Bazı kişiler yılbaşının bu haliyle kutlanmasının tüketim kültürünü körüklemekten öteye geçmediğini düşünebilir. Haksız da sayılmazlar. Hem alışveriş anlamında hem de eğlence kültürü anlamında çılgın bir tüketim olduğu kesin. Ancak, yeni yıla girerken artan enflasyon ve dolar kuruna karşı Türk lirasının erimesi ve alım gücünün düşmesi temel ihtiyaç ürünlerine, yağdan şekere, ete, süte, peynire, ekmeğe, bakliyata, sebze ve meyveye, kiralara, benzin, motorin, LPG’ye gelen zamlardan dolayı asgari ücretli ve emekli insanlar oldukça çaresiz duruma kalmaktadır.
Diğer taraftan, salgından dolayı küresel çapta yılbaşı kutlamaları sönük geçmektedir. Türkiye’de Covid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler yeterli olmadığını da gördük. Özgürlüklerimizin, yaşantımızın, günlük aktivelerimizin ve hatta beklentilerimizin kısıtlandığı bir yıl oldu. Bütün düzenimizi ve alışkanlıklarımızı değiştirmek zorunda kalıyoruz. Kimi zaman umudumuzu, kimi zaman Covid-19 nedeniyle yakınlarımızı kaybettik.
Korona salgını, kadın cinayetleri, ekonomik kriz, döviz kur artış ve inişleri, doğal afetler ve diplomatik krizler derken 2021’nin son gününü yaşıyoruz. Yeni yıla girerken haklara, liyakate, eşitliğe yeniden inanalım.
Bu nedenle kadına ve çocuğa yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet, cinayet, sömürü, taciz ve tecavüzün son bulmasını diliyorum. Virüsten kendimizi korumaya, ekonomik kriz nedeniyle hayatımızı zorlukla idame ettirmeye çalıştığımız günleri geride bırakmak istiyorum.
2021’de yaşadığımız küresel ve kişisel olaylardan ders çıkarmalı ve nasıl bir yılın geride kaldığını kendi içimizde değerlendirmeliyiz. Keyifli olmayan bir yılın üzüntüsünün içinde olmamalı, hayatımıza bu yeni deneyimleri de katarak yön vermeliyiz.
Yeni yılda ülkemizin tüm ekonomik sıkıntılardan arınmış, özgür hayatına kavuşmasını diliyorum. Her şeye rağmen yeni yılın ülkemize ve tüm dünyaya barış, mutluluk, sağlık ve huzur getirmesini, başarı ve sevginin olmasını tüm kalbimle diliyorum.
Mutlu yıllar…

Share
180 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞ SÖZLEŞMELERİNİN DURUMU

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    İşçi işveren ilişkisinin önemli ölçüde korunması, geçerli ya da haklı bir neden olmaksızın sona erdirilememesi ve işçinin gelirinde sürekliliğin sağlanması modern iş hukukunun en temel gayelerinden birini oluşturur. İş hukukunun bu temel gayesini tehlikeye sokan en önemli nedenlerden biri işyerinin devir yoluyla bir işverenden başka bir işverene geçmesidir. İşyeri devri başta satım sözleşmesi olmak üzere, işyerinin kiralanması, intifa hakkının kurulması vb. yollarla devretme, işverenin ölümü, işyerinin özelleştirilmesi ya da devletleştirilmesi,...
  • REKABET NEDEN ÖNEMLİDİR?

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Rekabet, yaşantımızda sık kullanılan kelimelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem sosyal medyada hem de gündelik yaşantıda kullanılan rekabet kelimesi uzun yıllardan beri dilimizdedir. Rekabet, üstünlük sağlama amacı ile rakiplere karşı yürütülen yarışma etkinliklerinin bütünüdür. Bu terim işletmecilik, iktisat, çevrebilim, spor ve sanat dallarını da içeren alanlarda sıkça kullanılmaktadır. Rekabet iki ya da daha çok güç, kuruluş, işletme, sistem, birey ya da grup arasında yer alabilmektedir. Diğer bir ifadeyle rekabet, hırs, başarma...
  • Gurbette Yıllar 2

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Gurbette Yıllar 2 (Birfâni Tornacı Ömer) İlçemiz Bakırdağı Mahallesi sakinlerinden ve “Birfâni Tornacı Ömer” mahlasıyla bilinen Ömer Develioğlu’nun ikinci şiir kitabı olan “Gurbette Yıllar 2” şiir kitabı Develi Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıktı. Başkanımız Mehmet Cabbar’a, Kültür Müdürü Ali Orhan’a ve emeği geçenlere teşekkür ederim. Kitabın Önsözünden: Köklü bir edebiyat gelenek ve birikimimiz içerisinde şiirin ayrı bir yeri vardır. Millet olarak da şiire ayrı bir önem vermişizdir. Derviş Osman, Âşık Seyrani, Ali Celalettin, A...
  • Süphan Dağı Efsanesi

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Doğu’nun uzun kış gecelerinde nenemi dinlemeye bayılırdım.  Siyabend ile Hace’nin hikâyesi, Süphan Dağı’nda geçiyordu. Zozan (yayla) nenem anlatırken bende gözümün önünde Süphan Dağı olayını yeniden yaşıyordum. Nasıl unuturum Siyabend’in parmak ısırtan kahramanlığını? Ve göz yaşartan hikâyesini. Süphan Dağı eteklerinde yaşayan bir yiğittir. Yoksul bir köylüdür. Zayıf ve cılız delikanlıdır. Bu nedenle ona Kürtçede “ipin gölgesi”anlamına gelen Siyabend adı verilir. Annesi, babası, kardeşi yoktur. Amcasının sürülerine çobanlık yapar. Her gün S...