logo

YANGINDAN KORUNMA HAFTASI

Ateş ve ısı, insan hayatı için önemli bir ihtiyaçtır. Ateş kontrol altında kullanıldığında insanlara yardımcı olurken kontrolden çıktığında ise çok büyük zararlar verebilmektedir. İşte ateşin kontrolden çıkıp gittikçe büyümesine ve çevreye yayılmasına “Yangın” denilmektedir.
Yıldırım, deprem gibi doğa olayları ile trafik, uçak kazaları, elektrik kontağı gibi olaylar sonunda yangın çıkabilmektedir. Yangın, daha çok insanların dikkatsiz, tedbirsiz ve bilgisiz davranışlarının acı sonudur. Ayrıca yangın en tehlikeli bir felaket olup, önüne çıkanı yakar kül eder, siler süpürür ve ortadan kaldırır.
Bu felaketten korunmanın yollarını insanlar çok eskiden beri aramışlar, çeşitli araç ve gereçler yapmışlar ve bunları her geçen gün geliştirmişlerdir. 1717 yılında Müslüman olup Davut ismini alarak Türk vatandaşlığına geçen bir Fransız, Fransa’da gördüğü Didon denilen yangın tulumbasından esinlenerek ilk yangın söndürme aracını yapmıştır.İlk başarısını da 150 kadar tulumbacı ile İstanbul Tophane’de çıkan büyük bir yangını söndürmekle göstermiştir. Daha sonra yangınlara müdahale etmesi için Yeniçeri Teşkilatında “Tulumbacı Ocağı” kurulmuştur. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla Tulumbacı Ocağı da ortadan kalkmıştır. 1827 yılında kurulan yeni ordu bünyesinde tulumbacılar ocağı yerine “Yangıncı Taburu” kurulmuştur. İlerleyen süreçte Davut Ağanın başlattığı bu teşkilat gelişip büyüyerek “İtfaiye Teşkilatı” adını almıştır. Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul’da belediye daireleri ve bu dairelere bağlı “İtfaiye Birlikleri” kurulmuştur. Osmanlı döneminde İstanbul ile sınırlı kalan İtfaiyecilik Osmanlının son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilanı ile diğer illere de yayılmaya başlamıştır.
Yangın söndürme görevi 25 Eylül 1923 tarihinde Belediye Hizmeti olarak kabul edilmiştir. Bugün tüm belediyelerimizde ve büyük endüstri kuruluşlarında itfaiye örgütü bulunmaktadır.
Ülkemizde her yıl 25 Eylül-01 Ekim tarihleri “Yangından Korunma yani İtfaiyecilik Haftası” olarak kutlanmaktadır. Hafta süresince çeşitli yayın organları ile yangının yaratacağı ve yarattığı zararlar halka anlatılmaktadır. Başta öğrenciler olmak üzere halka, yangından korunma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgilendirmeler yapılmaktadır.
Yangından korunma konusunda her vatandaşın bilgili ve eğitimli olması şarttır. Yangını önlemek, çıkan yangına müdahale etmek ve yangın sonrasında oluşabilecek zararı en aza indirmek için küçük de olsa bir eğitim alma ihtiyacı doğmaktadır.
Yanma olayının nedeni, havada bulunan oksijendir. Yangın çıkar çıkmaz yakınımızda yangın söndürme tüpü varsa onu kullanarak ateşin üzerini köpük ile kapatmalıyız. Tüp yoksa ateşi kum, halı, kilim, battaniye vb. ile örtüp hava almasını önlemeliyiz. Böylelikle hava içinde bulunan oksijen ateşle birleşemez. Yangın olayı da sona erer.
Ülkemiz yangın felaketiyle çok sık karşılaşan ülkelerin başında gelmektedir. Bu yangınlar genellikle elektrik kontağından, çocukların yanıcı maddelerle oynamasından, tüp gaz patlamasından, dikkatsiz ve bilinçsiz davranışlardan çıkmaktadır. Genellikle yaz aylarında yangınlar yüzünden ülkemizin milli serveti olan ormanlar yok olmaktadır. Bir ormanın yanması halinde zayi olan sadece ağaçlar değil, yöreye özgü bitki türleri, hayvanlar, böcek türleri de telef olmaktadır.
Önemli olan yangının çıkmasını önlemek, bu konuda dikkatli olmak ve gerekli koruyucu tedbirleri almaktadır. Yangın çıktıktan sonra kısa zamanda söndürülse bile yine zararlarını görürüz. Bu sebeple önleyici önlemler çok önemli olup, bunun bilincinin çok küçük yaşlardan itibaren verilmesi gerekmektedir.
Yangın doğal felakettir ve yangını ancak dikkat önler. Yarınlarımıza ormanlar bırakmak istiyorsak önce yangın ile mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Bu vesileyle “Yangından Korunma Haftasını” kutlarken yangını söndürmekten çok çıkmasını önlemenin marifet olduğunu unutmayalım.

Share
1.105 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞ SÖZLEŞMELERİNİN DURUMU

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    İşçi işveren ilişkisinin önemli ölçüde korunması, geçerli ya da haklı bir neden olmaksızın sona erdirilememesi ve işçinin gelirinde sürekliliğin sağlanması modern iş hukukunun en temel gayelerinden birini oluşturur. İş hukukunun bu temel gayesini tehlikeye sokan en önemli nedenlerden biri işyerinin devir yoluyla bir işverenden başka bir işverene geçmesidir. İşyeri devri başta satım sözleşmesi olmak üzere, işyerinin kiralanması, intifa hakkının kurulması vb. yollarla devretme, işverenin ölümü, işyerinin özelleştirilmesi ya da devletleştirilmesi,...
  • REKABET NEDEN ÖNEMLİDİR?

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Rekabet, yaşantımızda sık kullanılan kelimelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem sosyal medyada hem de gündelik yaşantıda kullanılan rekabet kelimesi uzun yıllardan beri dilimizdedir. Rekabet, üstünlük sağlama amacı ile rakiplere karşı yürütülen yarışma etkinliklerinin bütünüdür. Bu terim işletmecilik, iktisat, çevrebilim, spor ve sanat dallarını da içeren alanlarda sıkça kullanılmaktadır. Rekabet iki ya da daha çok güç, kuruluş, işletme, sistem, birey ya da grup arasında yer alabilmektedir. Diğer bir ifadeyle rekabet, hırs, başarma...
  • Gurbette Yıllar 2

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Gurbette Yıllar 2 (Birfâni Tornacı Ömer) İlçemiz Bakırdağı Mahallesi sakinlerinden ve “Birfâni Tornacı Ömer” mahlasıyla bilinen Ömer Develioğlu’nun ikinci şiir kitabı olan “Gurbette Yıllar 2” şiir kitabı Develi Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıktı. Başkanımız Mehmet Cabbar’a, Kültür Müdürü Ali Orhan’a ve emeği geçenlere teşekkür ederim. Kitabın Önsözünden: Köklü bir edebiyat gelenek ve birikimimiz içerisinde şiirin ayrı bir yeri vardır. Millet olarak da şiire ayrı bir önem vermişizdir. Derviş Osman, Âşık Seyrani, Ali Celalettin, A...
  • Süphan Dağı Efsanesi

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Doğu’nun uzun kış gecelerinde nenemi dinlemeye bayılırdım.  Siyabend ile Hace’nin hikâyesi, Süphan Dağı’nda geçiyordu. Zozan (yayla) nenem anlatırken bende gözümün önünde Süphan Dağı olayını yeniden yaşıyordum. Nasıl unuturum Siyabend’in parmak ısırtan kahramanlığını? Ve göz yaşartan hikâyesini. Süphan Dağı eteklerinde yaşayan bir yiğittir. Yoksul bir köylüdür. Zayıf ve cılız delikanlıdır. Bu nedenle ona Kürtçede “ipin gölgesi”anlamına gelen Siyabend adı verilir. Annesi, babası, kardeşi yoktur. Amcasının sürülerine çobanlık yapar. Her gün S...