logo

YANGINDAN KORUNMA HAFTASI


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Ateş ve ısı, insan hayatı için önemli bir ihtiyaçtır. Ateş kontrol altında kullanıldığında insanlara yardımcı olurken kontrolden çıktığında ise çok büyük zararlar verebilmektedir. İşte ateşin kontrolden çıkıp gittikçe büyümesine ve çevreye yayılmasına “Yangın” denilmektedir.
Yıldırım, deprem gibi doğa olayları ile trafik, uçak kazaları, elektrik kontağı gibi olaylar sonunda yangın çıkabilmektedir. Yangın, daha çok insanların dikkatsiz, tedbirsiz ve bilgisiz davranışlarının acı sonudur. Ayrıca yangın en tehlikeli bir felaket olup, önüne çıkanı yakar kül eder, siler süpürür ve ortadan kaldırır.
Bu felaketten korunmanın yollarını insanlar çok eskiden beri aramışlar, çeşitli araç ve gereçler yapmışlar ve bunları her geçen gün geliştirmişlerdir. 1717 yılında Müslüman olup Davut ismini alarak Türk vatandaşlığına geçen bir Fransız, Fransa’da gördüğü Didon denilen yangın tulumbasından esinlenerek ilk yangın söndürme aracını yapmıştır.İlk başarısını da 150 kadar tulumbacı ile İstanbul Tophane’de çıkan büyük bir yangını söndürmekle göstermiştir. Daha sonra yangınlara müdahale etmesi için Yeniçeri Teşkilatında “Tulumbacı Ocağı” kurulmuştur. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla Tulumbacı Ocağı da ortadan kalkmıştır. 1827 yılında kurulan yeni ordu bünyesinde tulumbacılar ocağı yerine “Yangıncı Taburu” kurulmuştur. İlerleyen süreçte Davut Ağanın başlattığı bu teşkilat gelişip büyüyerek “İtfaiye Teşkilatı” adını almıştır. Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul’da belediye daireleri ve bu dairelere bağlı “İtfaiye Birlikleri” kurulmuştur. Osmanlı döneminde İstanbul ile sınırlı kalan İtfaiyecilik Osmanlının son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilanı ile diğer illere de yayılmaya başlamıştır.
Yangın söndürme görevi 25 Eylül 1923 tarihinde Belediye Hizmeti olarak kabul edilmiştir. Bugün tüm belediyelerimizde ve büyük endüstri kuruluşlarında itfaiye örgütü bulunmaktadır.
Ülkemizde her yıl 25 Eylül-01 Ekim tarihleri “Yangından Korunma yani İtfaiyecilik Haftası” olarak kutlanmaktadır. Hafta süresince çeşitli yayın organları ile yangının yaratacağı ve yarattığı zararlar halka anlatılmaktadır. Başta öğrenciler olmak üzere halka, yangından korunma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgilendirmeler yapılmaktadır.
Yangından korunma konusunda her vatandaşın bilgili ve eğitimli olması şarttır. Yangını önlemek, çıkan yangına müdahale etmek ve yangın sonrasında oluşabilecek zararı en aza indirmek için küçük de olsa bir eğitim alma ihtiyacı doğmaktadır.
Yanma olayının nedeni, havada bulunan oksijendir. Yangın çıkar çıkmaz yakınımızda yangın söndürme tüpü varsa onu kullanarak ateşin üzerini köpük ile kapatmalıyız. Tüp yoksa ateşi kum, halı, kilim, battaniye vb. ile örtüp hava almasını önlemeliyiz. Böylelikle hava içinde bulunan oksijen ateşle birleşemez. Yangın olayı da sona erer.
Ülkemiz yangın felaketiyle çok sık karşılaşan ülkelerin başında gelmektedir. Bu yangınlar genellikle elektrik kontağından, çocukların yanıcı maddelerle oynamasından, tüp gaz patlamasından, dikkatsiz ve bilinçsiz davranışlardan çıkmaktadır. Genellikle yaz aylarında yangınlar yüzünden ülkemizin milli serveti olan ormanlar yok olmaktadır. Bir ormanın yanması halinde zayi olan sadece ağaçlar değil, yöreye özgü bitki türleri, hayvanlar, böcek türleri de telef olmaktadır.
Önemli olan yangının çıkmasını önlemek, bu konuda dikkatli olmak ve gerekli koruyucu tedbirleri almaktadır. Yangın çıktıktan sonra kısa zamanda söndürülse bile yine zararlarını görürüz. Bu sebeple önleyici önlemler çok önemli olup, bunun bilincinin çok küçük yaşlardan itibaren verilmesi gerekmektedir.
Yangın doğal felakettir ve yangını ancak dikkat önler. Yarınlarımıza ormanlar bırakmak istiyorsak önce yangın ile mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Bu vesileyle “Yangından Korunma Haftasını” kutlarken yangını söndürmekten çok çıkmasını önlemenin marifet olduğunu unutmayalım.

Share
429 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Âşık Seyrani Bektaşi Şairi miydi?

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'ye asılsız ve kasıtlı olarak aşırı derecede içkiye düşkün bir Bektaşı şairi iftirası nasıl atıldı? Merhum hocam Ahmet Hazım Ulusoy'un hazırladığı “Sanihat-ı Seyrani adlı eserini bastırmak üzere 1924 yılında İstanbul'a gider. O dönemde İctihat Mecmuası'nı çıkaran Dr. Abdullah Cevdet'in İstanbul Cağaloğlu'ndaki idare yerine uğrar. Bilindiği gibi: Gençliğini İsviçre'de hayatının bir kısmını da Avrupa'da geçiren Abdullah Cevdet'in dinsiz olduğunu ve namazının kılınmamasını söylenmişse de Ayasofya Camii imamı hatibi cenaze namaz...
  • DÜNYA GIDA İSRAFINI ÖNLEME HAFTASI

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Gıda (besin), canlıların gelişip güçlenmesi ve yaşaması için ihtiyaç maddelerdir. Her canlının hava, su gibi gıdalara da ihtiyacı vardır. İsraf kelimesini tanımlamak gerekirse, ihtiyaç duyulandan fazla alınması, kullanılması ya da yeteri kadar kullanılmadan atılması şeklinde açıklanabilir. Gıdaların israf edilmesi, yeteri kadar tüketilmeden atılması ya da ihtiyaç duyulandan fazla gıda ürünü alınması, bugün olmasa da yarın büyük bir açlık sorunu ile karşılaşmamıza neden olacaktır. Çöpe atılan, ziyan edilen ekmek, yemek, sebze ve meyve...
  • DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ: III DR.RECAİ ÖZDİL

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

    Son dönem müzik hayatımızda üzerinde durulması gereken kişilerden biri de Dr.Recai Özdil'dir Kendisini bir tesadüf eseri 1967 yılında Ankara'da, Anafartalar Caddesi'ndeki muayehanesinde tanımıştım. Muayenehanesinde, DTCF Türkoloji bölümünde okurken İlhan isminde bir arkadaşım çalışıyordu. Niğdeli .Onunla fakültenin akşam bölümünde okuyor ve aynı zamanda aynı evi paylaşıyorduk. İkimiz de gündüzleri işimize, akşamları da eğitimimize gidiyorduk. İlhan ile beraber de Melek Hanım adında bir hemşire çalışıyordu. Bir vesile onları ziyarete gitti...
  • Aşık Seyrani İle İlgili Övgüler

    04 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'nin hayatı şiirleri üzerine birçok bilgi ve belge mevcuttur. 25'in üzerinde hayatı ve şiirleri ile ilgili kitap ve hayatını anlatan bir biyografik roman yazılmıştır. Seyrani hakkında asılsız mesnetsiz yazıları kaynak göstererek yanlış tanıtılmasına cevap olarak değerli üstatların, tarihçilerin, yazarların Seyrani hakkındaki görüşlerine yer verdim. Yer verdiğim bu övgüler ona değer veren Seyrani dostlarına bir armağanımdır. * Seyrani ekseriyetle sofiyane ve ahlaki mahiyette olan şiirlerinde halk edebiyatı ananaleri, halk ahlak...
astropay bozdurma bitcoin bozdurma paykwik bozdurma