logo

VEREM HAFTASI

İnsan sağlığını tehdit eden en ciddi hastalıklardan birisi olan verem (Tüberküloz), halk arasında ince hastalık diye bilinmektedir. Her yıl Ocak ayının ilk haftası veremle savaş haftası olarak kutlanmaktadır.
Bu sene 70. yılı kutlanacak olan Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası etkinlikleri, 02 -09 Ocak 2017 tarihleri arasında yürütülecektir. Bu haftanın amacı verem ile ilgili toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalığa bütün kesimlerin dikkatinin çekilmesidir. Bu haftada bazı etkinlikler yapılmaktadır. Bu etkinliklerde verem hastalığının tanımı, veremden korunma yolları ve veremin neden kaynaklandığı konusunda insanlar bilgilendirilmektedir. Aynı zamanda hastalığın tedavisinin nasıl yapıldığı, erken teşhis durumunda tedavinin yapılacağı anlatılmaktadır.
İnsan sağlığı yönünden oldukça tehlikeli olan verem mikrobu, insan vücuduna solunum veya sindirim yoluyla girmektedir. Tedavi edilebilen hastalık, eğer erken teşhis edilmezse ölüme sebep olmaktadır. Bulaşıcı bir hastalık olan verem mikrobunu Robert Koch adında bir Alman doktor bulmuştur. Bu nedenle bu mikroba Koch Basili adı da verilmiştir.
Mikroplar hangi organa yerleşirse hastalık o organın adı ile anılmaktadır. Akciğer Veremi, Kemik Veremi, Gırtlak Veremi, Deri Veremi, İlik Veremi gibi hastalıklara neden olmaktadır. Vücudun en zayıf ve dirençsiz olduğu anı kollayan verem, eğer dikkat edilmezse zengin- yoksul, genç-yaşlı demeden herkes bu hastalığın pençesine takılmaktadır.
Verem hastalığı ile ilgili bilinmesi gereken en önemli husus tedavi edilebilinir olmasıdır. Doktorlar iki üç haftadan fazla balgamlı, kanlı öksürük, nefes almada zorlanma, halsizlik, iştahsızlık, ani kilo kaybı, gece terlemesi gibi sorunlar yaşanması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmesini söylemekte ve erken teşhisin hayat kurtardığını belirtmektedirler.
Bulaşıcı olması bakımından önem arz eden bu hastalığa karşı tıpta yaşanan gelişmeler sonucu bir aşı bulunmuştur. Bu aşıya B.C.G aşısı adı verilmiştir. Ülkemizde bebeklere ve okul yaşındaki çocuklara bu aşı yapılmaktadır. Bu aşı yaptırıldığı takdirde hastalık vücuda bulaşsa bile öldürücü bir etki yapmadan atlatılmaktadır.
Verem aşısı ülkemizde ilk defa 22 Aralık 1952 tarihinde yapılmaya başlanmıştır. Bu itibarla veremle savaşmak, kişilerin vereme yakalanmasını önlemek, hasta olanları sağlığına kavuşturmak amacıyla Verem Savaş Dispanserleri kurulmuştur.
Veremden korunmak için, havasız yerlerde kalmamalıyız. Dengeli beslenmeli ve B.C.G aşısı olmalıyız. Veremli hastaların eşyalarını kullanmamalıyız. Onların tabağından yemek yememeli, çatal ve kaşıklarını kullanmamalı ve bardağından su içmemeliyiz. Öksüren ve hapşıran insanlardan uzak durmalı, açık ve temiz havada dolaşmalıyız. Unutmayalım ki güneş ve temiz hava verem mikrobunun düşmanıdır.
Verem, halen günümüzde öldüren bulaşıcı bir hastalık olarak ön sıralarda yerini korumaktadır. Dünyada 8.4 milyon insan bu hastalığa yakalanırken 2 milyon insan ölmektedir. Toplumu veremden korumanın en etkili yolu verem hastalarının erken teşhisi ve başarılı tedavisidir. Öksürürken veya hapşırırken ağzımızı ve burnumuzu mümkünse bir mendille kapatmalıyız. Verem hastalığının belirtilerini hissettiğimizde en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıyız. Hastalandığımızda düzenli ilaç kullanımı ile veremi durdurabilir ve sevdiklerimize bulaşmasını önleyebiliriz.
Ülkemizde verem hastalarının tedavilerinin düzenli yürütülmesini sağlamak amacıyla hasta odaklı “Doğrudan Gözetimli Tedavi” uygulanmaktadır. Verem hastalığının tedavisinde tam başarı için, ilaçlarımızı Doğrudan Gözetimli Tedavi ile kullanmalıyız.
Bu arada verem tedavisinde kullanılan tüm aşı ve ilaçların ücretsiz olduğunu da unutmayalım.
Herkese sağlık dolu, mutlu ve güzel günler dilerim.

Share
870 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Prof. Dr. Ali Osman Öncel Dedem Merhum Osman USTA

    30 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Her bir memleket insanı için yaşarken veya vefatından sonra söylenecek güzel sözler vardır. Önemli olan arkada bırakılan güzelin ve doğrunun izlerini sürmek, yaşanılan hayatın özetinin yapılması için işbirliği yapmaktır. İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği Başkanımız M. Orhan Cebeci’nin "Develi'de İz Bırakanlar" 2 başlıklı kitabına koyacağı yazısı için, rahmetli dedem ile ilgili elimde olmayan bir fotoğraf arşivi toplamaya başladım. M. Orhan Cebeci kardeşim, dedem ile ilgili hatıralarım olup olmadığını sorunca düşünmeye...
  • MEZİYETLİ BİR AĞABEYİMİZ : MAZHAR GÜNGÖR

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi’de ortaokul ve lise bugünkü binalarında, aynı anda eğitim yapıyorlardı. İstiklal mezun olduğum 1959-1960 öğretim yılında , Develi Ortaokulu’na kaydoldum. Orta 1’de ve Lise !’de sınıfta kaldım. Sekiz yıl bu sayılı okulumuzda neler gördüm, neler! Develi Lisesi 15.09. 1957 yılında eğitim ve öğretime başlamıştı. Lisemiz 2.sınıfta bir yönetmelik değişimi ile ”Edebiyat ve Fen bölümleri”ne ayrılmıştı. Yalnız Fen bölümünün açılması için on beş öğrenci gerekiyordu. On dört öğrenci gerekiyordu. Fakat bir öğrenci eksikliği ile fen bölümü açıla...
  • Aşağı Everek’teki Osman Usta’nın “Numune Kıraathanesi”

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Değerli hemşehrim Metin Usta ile bir konuşmamızda babası merhum Osman Usta'yı rahmetle andık. ”Babam 40 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra Develi'ye dönmüş, Develi sevdası ağır basmış, bir Develi sevdalısıydı” diye anlattı. Develimizde İz Bırakan merhumu anmak maksadıyla ulaşabildiğim bilgiler ve fotoğraflar nihayetinde bu yazı kaleme aldım. Osman Usta'nın babası Kervancı Süleyman'dır (Hanife'nin Süleyman) olarak da tanınırmış. O yıllarda çevre vilayetlere Develi'de yetişen ürünleri atla götürür, oradakileri de Develi'ye getirir satarmış. Kervan ...
  • DÜNYA KALP GÜNÜ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir. 2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde b...