logo

VAKIFLAR HAFTASI

İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla 1985 yılından beri “Vakıflar Haftası” kutlanmaktadır.
Vakıf, bir kişinin belirli bir hizmetin yerine getirilmesi ya da başkalarının yararlanması için ya malını ya parasını ya da mülkünü bağışlayarak oluşturulmuş bir kuruluştur. İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günlerini paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasındaki ilişkilerin iyi olması gerekir.
Öncelikli vakıf kelimesinin bizdeki sadaka, zekât ve bağış türünden geldiği, temelinde dini esasımızın bulunduğu, Müslümanlık bilincinin olduğunu hepimizin bilmesi gerekmektedir. Vakıf kültürü ile birlikte yardımlaşmanın esas alınması, devletimizin ve kamu kurumlarımızın yetişemediği yerde sivil toplum kuruluşlarımızın ve vakıf müesseslerinin vatandaşlarımıza, insanlık namına sundukları hizmetleri kapsadığını da bilmeliyiz.
Dinimiz yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dinin temeli saymıştır. Peygamber efendimiz de yaptığı eylemlerde vakıflara ne kadar önem verdiğini göstermiş ve onun yardım ettiği vakıflar sayesinde İslamiyet mirası bizlere ulaşmıştır. Günümüzde de büyük öneme sahip olan vakıflar; Osmanlı zamanında yaygınlaşmış, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da önemini ve etkinliğini aynı ölçüde sürdürmüştür.
Vakfın tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Tarihin her döneminde atalarımız “Hayır Kurumları” yapmıştır. Vakıflarımız Türk İslam Medeniyetinin en önemli tarihsel mirasıdır. Geçmişten bugüne insanlık medeniyetine bıraktığı eserlerin yanında, toplumumuzda birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, şefkat ve dayanışmanın tesis edilmesi hususunda ecdadımızın bize bıraktığı en değerli miraslardandır.
5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu teşkilata verilmiştir. İnsanların yaratılışında olan yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3-9 Aralık tarihleri arasında “Vakıf Haftası” kutlanmaktadır.
Vakıf eserlerinin koruma altına alınması, bakım ve onarımlarının yapılması ve yıllarca ihmal edilen eserlerimizin yeniden hayat bulması için tüm imkânlarını seferber edilmesi gerekmektedir. Son yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü bu konuda atılım yaparak birçok vakıf eserlerinin onarımını yaparak hizmete geçmesini sağlamıştır. Halen de vakıf eserleri ve camilerin onarımları devam etmektedir. Ayrıca, binlerce ihtiyaç sahibi aileye sıcak yemek ve erzak yardımı yapılmaktadır.
Daha önce Aralık ayının ilk haftası olan “Vakıflar Haftası”, 2001 yılından itibaren Mayıs ayının ikinci haftası olarak değiştirilmiştir. Buna rağmen, değişikliğin bazı kurum ve kuruluşlarına duyurulmamış olması sebebi ile bu kurum ve kuruluşlar tarafından “Vakıf Haftası” kutlama etkinliklerini hala Aralık ayının ilk haftası içerisinde yürütülmektedir. 2020 yılı tüm dünyada ve ülkemizde devam eden “Korana virüs” salgınından dolayı sosyal medya aracılığıyla Vakıf Haftasını gerçekleştirilmesi beklenmektedir.
Tarihin izlerinin yaşandığı eserlerimize sahip çıkalım. Yaşamaları için yardım edelim. Vakıf eserlerini korumak için yardımcı olalım. Hayırlı iş yapmanın en emin yolu vakıflara yapılan bağışlar olduğunu da aklımızdan çıkarmayalım. Ayrıca, Vakıfların, atalarımızın bizlere bıraktığı kültür mirasları olduğunu da unutmayalım. Bu vesileyle Vakıflarımızın yaşatılmasına katkıda bulunan hayırsever kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.

Share
7.787 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...