logo

ULUSLARARASI DÜNYA DAĞ GÜNÜ

Dağ, yerkabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine egemen durumda olan ve oldukça geniş bir alana yayılan, tırmanması zor, ağaçlarla kaplı ya da çıplak, kayalık, çok yüksek bölümlere verilen addır.
Dağlar, birçok büyük nehrin kaynağı ve insanların yarısından fazlasının, içme, ev kullanımı, tarım ve endüstri için kullandığı suyu sağlaması bakımından önemlidir. Ayrıca dağlar, enerji kaynakları ve maden zenginliğinin yanı sıra, biyolojik çeşitliliğin de zengin olduğu ekosistemlerdir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 11 Aralık günü, “Uluslararası Dünya Dağ Günü” olarak ilan edilmiştir. 2003 yılından beri, bu gün dağların yaşam için önemi hakkında farkındalık uyandırmak, dağların gelişimindeki fırsatlar ve kısıtlamaları vurgulamak, dünya genelindeki kırsal nüfus ile çevreye pozitif etkiler sağlayacak ortaklıklar kurmak için düzenli olarak kutlanmaktadır. Dağ Günü, çevremizdeki dağların mucizesini ve büyüsünü kucaklayabilmemiz için kutlanmaktadır. Kısaca Dağ Günü, dağ sorunları hakkında farkındalık yaratmayı amaçlayan uluslararası bir etkinliktir.
– Dağlar, dünya yüzeyinin %22′ sini kaplamakta ve küresel turizmin %15-20’sini çekmektedir. Dağlar, sürdürülebilir ekonomik büyümeye karşı dünyanın ilgisini uyandırmada önemli bir güce sahiptir.
– Dağlar, dünya nüfusunun %13’üne ev sahipliği yapmaktadır.
– Dağlar, küresel biyosfer (yerküre) rezervlerinin %56’sını içermektedir.
– Dağlar dünya içme suyunun %60-80’ini sağlamaktadır.
Yaşadığımız şehir ve dünyanın birçok büyük şehri içme suyu açısından dağlara bağımlıdır. Ayrıca, dağlardan sağlanan temiz su pek çok tarımsal alanda çiftçiler tarafından kullanıldığı için, dağ kaynaklı sular küresel besin güvenliğinin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. Öte yandan dağlar özellikle güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve biyogaz yoluyla yenilenebilir enerji sağlamada anahtar bir role sahiptir.
Yüce Allah, yeryüzünün insanları sarsmaması için sağlam dağlar koyduğunu, doğru yolu bulmak için ırmaklar ve yollar meydana getirdiğini Nahl suresinde (15nci ayet) bildirmiştir. Dağların oluşumu insan hayatına sayısız nimetler getirmiştir.
Günümüzde dünyanın her yerinde milyonlarca insan dağcılık, kaya tırmanışı, kayak ve doğa yürüyüşü yapmaktadır. Yürüyüş meraklıları, birçok parkuru ve gizli mekânı bir neşe içinde bulabilir, aynı zamanda bu kadar az ziyaretçinin yer aldığı çok uzak yerlerin tadını çıkarabilirler. Dağ turizmi, turizm ekonomisinin hızla gelişen bir sektörüdür. Dağlık alanların gelişmesine önemli katkı yapmış ve halen yapmaktadır. Fakat aynı zamanda kontrolsüz dağ turizmi, pek çok dağlık alanın doğal ve kültürel değerlerinin bozulmasına da neden olmaktadır.
Dünya her geçen gün daha kötüye gitmektedir. Günümüzde dağlarımızın hali içler açısı durumundadır. Toroslardan Kaz dağlarına, Kaçkarlardan Istrancalara kadar Madencilik, RES, HES ile delik deşik edilmiştir. Kıymetli maden, enerji elde etmek için binlerce ağaç kesilmiş, su havzaları tehlikeli duruma düşmüş, ekosistem bozulmuş, doğal çevre zarar görmüş ve endemik bitkiler yok olma durumuna gelmiştir. Dolayısıyla birçok bölgede doğa ve dağlarımız tahrip edilmiştir.
Hızla şehirleşen dünyada, dağlar sadece güzel manzaralara, doğal ve kültürel çeşitliliğe sahip oldukları için değil, aynı zamanda modern yaşamın geriliminden kaçış imkânı sağladığı için de önde gelen turistik mekânlardır. Ancak, uzun vadede dağların çekiciliği ve çeşitliliğinin korunması, kaynakların istikrarlı, öngörülü ve sürdürülebilir yönetimine dayanacaktır.
Bu yüzden, dağlık alanların yönetiminde, turistlerin istekleri, yerel halkın ihtiyaçları ve doğal kaynakların korunması arasında özenli bir denge sağlamak için çaba gösterilmelidir.
Kuşkusuz ki dağlar insanoğlu ve sürdürülebilir bir dünya için çok büyük öneme sahiptir. Yüksekliğin en güçlü simgesi, ormanlarla, karlarla kaplı, ulaşılması güç ve gizemli görülen, dorukları gökler uzanan, sanki göğü alttan destekleyen ve dünyanın merkezinde bulunan dağ, Türklerin inanç ve kültüründe daima yer almıştır.

Share
128 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞ SÖZLEŞMELERİNİN DURUMU

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    İşçi işveren ilişkisinin önemli ölçüde korunması, geçerli ya da haklı bir neden olmaksızın sona erdirilememesi ve işçinin gelirinde sürekliliğin sağlanması modern iş hukukunun en temel gayelerinden birini oluşturur. İş hukukunun bu temel gayesini tehlikeye sokan en önemli nedenlerden biri işyerinin devir yoluyla bir işverenden başka bir işverene geçmesidir. İşyeri devri başta satım sözleşmesi olmak üzere, işyerinin kiralanması, intifa hakkının kurulması vb. yollarla devretme, işverenin ölümü, işyerinin özelleştirilmesi ya da devletleştirilmesi,...
  • REKABET NEDEN ÖNEMLİDİR?

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Rekabet, yaşantımızda sık kullanılan kelimelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem sosyal medyada hem de gündelik yaşantıda kullanılan rekabet kelimesi uzun yıllardan beri dilimizdedir. Rekabet, üstünlük sağlama amacı ile rakiplere karşı yürütülen yarışma etkinliklerinin bütünüdür. Bu terim işletmecilik, iktisat, çevrebilim, spor ve sanat dallarını da içeren alanlarda sıkça kullanılmaktadır. Rekabet iki ya da daha çok güç, kuruluş, işletme, sistem, birey ya da grup arasında yer alabilmektedir. Diğer bir ifadeyle rekabet, hırs, başarma...
  • Gurbette Yıllar 2

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Gurbette Yıllar 2 (Birfâni Tornacı Ömer) İlçemiz Bakırdağı Mahallesi sakinlerinden ve “Birfâni Tornacı Ömer” mahlasıyla bilinen Ömer Develioğlu’nun ikinci şiir kitabı olan “Gurbette Yıllar 2” şiir kitabı Develi Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıktı. Başkanımız Mehmet Cabbar’a, Kültür Müdürü Ali Orhan’a ve emeği geçenlere teşekkür ederim. Kitabın Önsözünden: Köklü bir edebiyat gelenek ve birikimimiz içerisinde şiirin ayrı bir yeri vardır. Millet olarak da şiire ayrı bir önem vermişizdir. Derviş Osman, Âşık Seyrani, Ali Celalettin, A...
  • Süphan Dağı Efsanesi

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Doğu’nun uzun kış gecelerinde nenemi dinlemeye bayılırdım.  Siyabend ile Hace’nin hikâyesi, Süphan Dağı’nda geçiyordu. Zozan (yayla) nenem anlatırken bende gözümün önünde Süphan Dağı olayını yeniden yaşıyordum. Nasıl unuturum Siyabend’in parmak ısırtan kahramanlığını? Ve göz yaşartan hikâyesini. Süphan Dağı eteklerinde yaşayan bir yiğittir. Yoksul bir köylüdür. Zayıf ve cılız delikanlıdır. Bu nedenle ona Kürtçede “ipin gölgesi”anlamına gelen Siyabend adı verilir. Annesi, babası, kardeşi yoktur. Amcasının sürülerine çobanlık yapar. Her gün S...