logo

Türkiye Nasıl Bisiklet Ülkesi Olur?

Bisiklet ile ilgili bir sürü yazılar yazan Pınar Pinzuti’nin bir gazeteye vermiş olduğu röportajını aşağıda aynen yayınlıyorum.Bisiklet konusunda ciddi adımlar atmamız gerekiyor .Ülkemizde ekonomik kriz, sağlık sorunları
(Kalp, tansiyon, koah, diabet, obezite, depresyon), hava kirliliği ciddi boyutta artış göstermiştir.Şimdiden önlemlerimizi almazsak bir 10 yıl sonra bu sorunu hiç çözemeyeceğiz. Siz değerli okurlarımdan bu konuda destek ve katılım bekliyorum.
Röportaj:
1 -Ulusal ulaşım strateji planı
Ülkemizin bir bisiklet ülkesi, daha doğrusu bisiklet dostu bir ülke olabilmesi için öncelikle “ulusal bisikletli ulaşım strateji ve planına” sahip olması gerekiyor. Ulusal bir vizyon ve plan olmadığı sürece ülkede bu konuda yapılan tüm çalışmalar noktasal, birbirinden bağımsız, deneme yanılma ve kaynakların boşu boşuna harcanması ile sonuçlanacaktır. “İnsan odaklı” söyleminin çok popüler olduğu bir dönemde özellikle şehirlerin bir numaralı sorunu ulaşım ve hareketlilik konusunda yasal düzenlemelerin tamamlanması için ulusal bir stratejik eylem planına ihtiyacımız bulunuyor.
2- Bakanlık adım atmalı
UDHB – Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın geçmiş yıllarda paylaştığı strateji planlarına baktığımızda dokümanda bisiklet ve yayanın yer almadığını görüyoruz. 2014-2018 planında peki? Sıfır. Bisikletli ulaşım stratejimiz yok.
Dünyada örneklerini gördüğüm Ulusal Bisiklet Konseyi gibi oluşumlar, beşer yıllık stratejiler hazırlıyor, ülke çapında ulaşım ve spor amaçlı bisiklet kullanımına destek ve teşviklerin koordinasyonunu sağlıyor. Oluşturulan strateji dokümanının içeriğinde ise bisiklet, ülkeye ne kazandırıyor, son beş yılda nelere ulaşıldı, yeni vizyon nedir ve hedeflerin uygulanmasında yönetim ve denetim ne şekilde olmalıdır.
Konsey dokümanı hazırladıktan sonra “biz yapılması gerekenleri yazdık işimiz bitti” demiyor ve bu sürecin yönetim ve denetimi konusunda da bilgi veriyorlar. Ulaşım, Çevre ve Sağlık bakanlıklarından yetkililerin, yerel yönetimden, bisiklet sanayinden, bisiklet derneklerinden temsilcilerin ve bağımsız gözlemcilerin olduğu bu konsey yılda en az iki defa buluşuyor ve tüm sürecin raporlama ve değerlendirmesini düzenli olarak takip ediyor.
Bisikletli sayısında artış, daha aktif ve sağlıklı bir toplum demek, daha dinç insanların yaşadığı daha temiz kentler demek, ulaşımda daha az karbon ayak izi yaratmak demek. Bisiklete binerek zaman kazanan kişi aynı zamanda trafiğe özel aracıyla çıkmadığı için yoğunluğun azalmasını sağlıyor ve ekonomik olarak daha avantajlı bir tercih yapmış oluyor. Kişinin bu bireysel tercihi daha sonra ülke ekonomisine başka bir avantaj daha sağlıyor. Bisiklete düzenli binen bir kişi daha az hastalanıyor, kalp ve şeker hastalığı riski yarı yarıya düşüyor. Bu demektir ki hastalığı tedavi süreçlerine odaklanan yatırımlar yerine hastalığa yakalanma riskini azaltan alternatifler yaratmak hem ülke hem de birey açısından daha avantajlı bir hale geliyor.
3- Belediyeler güven ve cesaret vermeli
Belediyeler, bisikletlilere kucak açılması ve cesaretlendirilmeleri gerektiği konusunda yavaş yavaş bir aydınlanma sürecinin içine girdiler. Yaya ve bisikletli ulaşımı tercih eden kent insanının altyapı (kesintisiz ve güvenli bisiklet yolları ağı) ve hizmetlerle (pratik ve güvenli bisiklet park yerleri, bisiklet ve toplu taşıma araçlarının entegrasyonu vb) “ödüllendirilmesi” gerekmektedir. Aynı zamanda kent merkezinde trafiğin yavaşlatılması (hız limitinin 30km/s’e düşürülmesi, kent merkezine özel araç ile girmek isteyenlerin ek vergi ödemesi, kaldırımların otomobiller tarafından işgalinin önüne geçerek yayalara alan açılması vb) gibi otomobil kullanıcılarının alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Tüm bu sürecin en önemli parçası ise belediyeler tarafından “lüks” olarak görülmekte olan iletişimdir. İnsanların alışkanlıklarının değişmesi kolay bir şey değildir. Yaya ve bisikletliye saygının olmadığı, otomobil kullanıcılarının kendilerini diğer yol kullanıcılarından üstün gördüğü ülkemizde, insanları otomobilden indirip bisiklete bindirmek ancak doğru iletişim -sürdürülebilir ulaşım şekillerinin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi için özendirici mesajlar- ve iyi kullanıcı deneyimleri, bisiklet tercih eden kent insanının güvenli bir şekilde gitmek istediği yere ulaşması, ile gerçekleşebilir.

Share
2.778 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...