logo

TARİHTEN GÜNÜMÜZE ORTA DOĞU-13

1543

İRAN DEVAMI : Bu komşumuz ile olan meselelere bakarsak yakın tarihte dikkati çeken hususlar şunlardır : ABD’nin Şah zamanında kurdurduğu SAVAK ile Türkiye’de sızmadığı yer kalmaz. Ancak bize verdiği en büyük zarar Asya Türk topraklarından Anadolu’ya yapılan insan göçüne engel teşkil etmesidir. Böylelikle Anadolu’ya Türk kanı taşıyan insan akını durur. Osmanlının genişleme döneminde fethedilen yerlere yerleştirilebilecek insanlarımız İran yüzünden gelemez ve İmparatorluk topraklarında savaşların etkisiyle yeterli Türk nüfus artışı yakalanamaz.
İran’ın bizim aleyhimizde neler söylediğini tam olarak bilmiyorum. İran’da da hiç bulunmadım. Ancak güneyimizde bulunan İsrail’in Ankara’yı, İstanbul’u vuracak uzun menzilli füzeleri var iken bu kimsenin aklına gelmez veya konuşmamayı yeğler iken sık sık güdeme İran’ın Rusya’dan temin ettiği veya kendi yapısı olan uzun menzilli füzelerin Ankara’yı vuracak özelliklere sahip olduğu, haritalarla gösterilir. Bu füzelerden korunmak için de ‘kalkan’vazifesi görecek olan füze sistemi Türk topraklarına yerleştirilir.
Biz kendi içimizde Irak’ın, Suriye’nin bölüneceğini ve sıranın İran’a geleceğini söyleyip dururuz. İranlı bir general kötü niyetli olmadan eskiden Irak’ın ve Suriye’nin Batılıların planı gereği bölündüğünü ve sıranın Türkiye’ye gelebileceğini söyleyince bizdeno kişiye hakaretler yağar. Ben burada İran’ı savunma gayreti içinde değilim, sadece gerekli gereksiz şeylerle ‘iki ülke arası gerilmek isteniyor’ olduğunu vurgulamak istiyorum. Geçen hafta yazdım, Uğur Mumcu’nun katli akabinde İran suçlandı. ‘Kahrolsun Şeriat’ diye bağırtılan sol kalabalık ile Uğur Mumcu’yu sevmeyenler karşı karşıya getirildi. Böylece iki ülke düşmanlığı körüklendiği gibi, dînî görüşler istismar ve kavga konusu oldu ve ülke kampları arasındaki duvar güçlendirildi.
Ne güzel hamle değil mi, Mumcu’nun katilleri olması muhtemel kişilerin kimlikleri, yakın geçmişte askeri darbeler araştırılırken ve iddianamede İsrail kökenli olarak belirtilmişken ‘bir el’ bu iddiayı çıkarttı.Uğur Mumcu’nun öldürülme sebebinin, kişinin son araştırmasında yer alan uyuşturucu kaçakçılığı, PKK- Batılılar bağlantısı olduğunu iddia edenler oldu ve bu medyada yer aldı.O araştırmada uyuşturucu vb. kaçakçılığı yapanların tespit edildiği, bu duruma engel olunması halinde Kürt isyancıların varlık gösteremeyeceği rapor halinde açıklanmak üzereyken suikastın gerçekleştirildiği yazarın yakınları tarafından ifade edildi.
Atatürk ne güzel tespit etmiş; ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’.Komşularla iyi geçinmenin şart olduğunu Suriye hadiselerinde gördük. Ben demiyorum ki ‘sıfır sorun’ olsun derken millî menfaatlerimizi göz ardı edelim. Elbette hayır! Bizler her hadiseden ders çıkartmalıyız. SURİYE konusunda aylardır yazıyorum ve maalesef gördük ki biz bu mücadeleyi kaybettik.Ben demiştim sözü hiç hoş değil ama ben oturduğum yerden pek çok şeyi görebiliyordum. Elbette her zaman ki sözümü tekrar edeyim; oturulan yerden konuşmak kolay. Biz yazarlar tam olarak neler olup bittiğini bilemeyiz. Hele Türkiye’nin çepe çevre kuşatıldığını göz önüne alırsak ve bu ülkenin coğrafî konumu itibarıyla dünyanın ‘idaresi en zor ülkesi’ olduğunu bilirsek, konuşmalarımızda ve yazdıklarımızda dikkatli olmak zorundayız.Etrafımızdaki ülke liderleri yakınlık kurmakta idi. Batılılar planlarını eninde sonunda tatbik edeceklerdi. Ülkemiz etrafında ‘bir düşmanlar kenetlenmesi olduğunun’ işaretlerin görmeliydik. Ben bunların çoğunu yazdım.
Ta Haziran ayında İranlı Tümgeneral Süleyman ile Putin’in Moskova’dayaptıkları gizli anlaşmaya göre İran askerleriSuriye’ye girecek sonra Rus uçakları ve akabinde askerleri gönderilecekti. Türkmen kardeşlerimiz feryat ediyordu; ‘Bizi yeni bir tür gece görüşlü silahlarla vuruluyoruz!’.
Rusya Kırımda Rum anıtı dikerken, Atina Rus asıllı kraliçe heykelini boşa dikmedi. Moskova Ortodoks kiliseleri Putin askerlerinin Hristiyanlık uğruna savaşacaklarını dünyaya boşuna haykırmadı. İsrail, Güney Kıbrıs ile bizi kenara iterek gaz çıkarma ve pazarlama anlaşmasını ve adaya aileleriyle asker yerleştirme anlaşmasını;sonrasında Yunanistan’da asker konuşlandırma anlaşmasını boşuna yapmadı. Rus S-300 füzeleri Güney Kıbrıs Rum kesiminden sökülüp Girit’te İsrail ve ABD’nin tetkikine sunuldu Rusya’ya rağmen. Bulgaristan’da artık resmi toplantılarda Türkçe konuşmanın para cezasına tabi olduğunu, Ermenistan’ın 200 milyon Dolarlık Rusya’dan silah alacağını, Rus uçaklarının artık bu ülke semalarında ve bizim sınır boyunca uçtuğu hususları işlediğim konular arasında idi. Kuşatıldığımıza dair pek çok örnek var. Kuzey Irak bağımsızlık peşinde, Haziranda anayasa oylatacaklar. Dün gece twitter ve facebook hesaplarımda belirttim: ‘Kürtler Kuzey Suriye’de federal yapılanma talep ediyorlar’ diye. (Batılıların bu konu üzerindeki yazılarının bağlantısını verdim.) Federal yapılanmanın sonu Kuzey Irakla birleşik tam bağımsız bir devletin ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Sonrası kendi payımızın da olduğu Kuzey Irak petrolünün ve Kuzey Suriye doğal gazının doğrudan Akdeniz’e boru hattıyla gönderilmesidir elbette buna Türkiye ve Suriye rejimi birlikte ve şiddetle karşı çıkmaz ise.
Türkiye sağ-sol, alevi-sünni, Kürt-Türk diye kamplara bölünmesiyle hem zaman, hem para kaybedildiği gibi itibar ve güven kaybedildi. Ya öldürülen binlercegenç, düşünen insanımız. Ülkemizin dış mihraklar tarafından her devirde kamplara bölünmüşvaziyette bırakılacağını bilip ona göre davranmalıyız.
ANLAMIYORUM: 8 Martta AB Parlamentosunda Yunanlı bir vekil Türkiye’ye hakaretler yağdırır, Başkan Vekili ikaz eder. Bizden bir bakan İstiklâl savaşı günlerinden bahsederken Yunan’ı tarif eden bir şiir okudu diye Meclisimiz ayaklanır.
Maliye Bakanımız Naci Ağbal’ın, İsmet Özel’in ‘Amentü’ isimli şiirini okumasını destekliyorum. Rumların o sıralarda yaptığı zulmü unutacak mıyız?
ERNESTE CHE GUEVERA : KAYBETMEKTEN KORKMA. KAYBETTİĞİNDE DEĞİL VAZGEÇTİĞİNDE YENİLİRSİN.

Share
3.619 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...