logo

TARİHTEN GÜNÜMÜZE ORTA DOĞU-12

1543

İRAN: Yıllardır bizde İran’a, İran’dan da bize karşı hoşnutsuzluk mevcuttur. Temelinde Batı’nın bizi İran ile kapıştırmasına yönelik bir propaganda yatmaktadır. İşin aslına bakacak olursak 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşmasından beri sınır değişmemiştir…Fakat daha sonraları Osmanlı ile Rusya tarafından İran’ın Kafkasya topraklarının bölüşülmesi, daha sonra Rusya’nın saldırgan emelleri doğrultusunda İran’a saldırısında mağlubiyetle dönmesi, Osmanlı – İran arasında (1742-46) yapılan savaşlar sonucu Kerden Anlaşması gibi olaylar görülür. Bu tarihten sonra Türkiye ve İran arasında husumet olmamıştır. 1826-28 yılları arasında vuku bulan İran-Rusya savaşı sonra aralarında imzaladıkları TürkmençayıAntlaşmasıyla Revan, Nahcivan ve Talış Hanlıkları Rusya’ya terkedilmiş, Aras nehri sınır kabul edilmiş, akabinde imzalanan Gülistan Antlaşmasıyla İran, tarihi boyunca en ağır sayılan şartları kabul etmiştir ve İran halkı bunu unutmayacaktır.

İran tahtında Türk Hanlar vardır. 1907-09 arasında tahtta bulunan Muhammed Ali Şah Rusya’ya sürülünce 11 yaşındaki oğlu Ahmet Şah Kaçar (1909-25) tahta geçer. Bu karışıklıkları fırsat bilen Ruslar Güney Azerbaycan’ı ve ülkenin orta kesimini işgal eder. ‘Bir sen eksiktin’ dedirtircesine ülkenin güney doğusunu da İngilizler yerleşir. 1925 yılında İngilizlerin yardımıyla bir darbe sonucu, dedesi de, babası da kendisi gibi subay olan Rıza Pehlevi yönetimi devir alır. Yani İngilizler el altından TÜRK KAÇAR Hanedanlığının sona ermesi için çalışmışlardır.

Rıza Pehlevi 2. Cihan Harbinde Hitler yanlısı olduğu için Rusya’ya sürgüne gönderilir.Yıl 1941 yerine oğlu Muhammed Rıza tahta oturtulur.Takip eden yıllarda İngilizlerle yapılan petrol anlaşmasına göre İran’ın çok az, Britanya’nın çok pay almasından kaynaklanan huzursuzluğun hadsafhaya çıkması sonrasında karışıklıklar, o zamanın başbakanının Rusya ile yaptığı petrol anlaşmasının parlamentodan geçmemesi vs. sonrasında seçimler ve Muhammed Musaddık’ınhükümeti kurması…Bu hükümet 1950’li yıllarda İngiltere’nin menfaatleri hilafına petrolü millileştirir. Haliyleİngiliz’in İran’da kurduğu siyasi ve ekonomik egemenliği bu yıllarda bozulur. Bunun gerçekleşmesinde en önemli kişi haliyle icraatın başı olan başbakandır.
Demezler mi; ‘bu ne cesaret bre Gafil! Sen kim oluyorsun da koskoca ‘Güneş Batmaz İmparatorluğa’ karşı gelebiliyorsun? İngiltere’ye karşı işlediği bu suçun üstüne yaptığı yeniliklerle, ülkesini demokrasiye taşıma eğiliminde olan tutumu nedeniyle,(ŞahPehlevi ailesine dokunulmadan)ceza olarak askeri bir darbeyle başında olduğu hükümetalaşağı edilir.
NOT: Haliyle tam demokratik ülke Batı’nın işine gelmez, aslında karşılarındasadece bir muhatap isterler ki her işlerini o kişiye yaptırabilsinler. Benzer tarz Hindistan’da da görülür. Türk Babür Şah zamanında ‘adil yönetim’ çerçevesinde RACA’lıksistemi ortadan kaldırılır. Fakat İngilizler oraya da girince, ilk yaptıkları şey Raca’lık usulünü yeniden inşa etmeleridir. Neden mi? Bırakın Raca vergi toplasın, düzeni sağlasın, İngiliz’e az işdüşsün. Yoksa onların umurunda mı senin ülken demokrasiyle, adaletle mi yönetiliyor,diktatörlükle mi? Onlar için elbette diktatörlük daha uygundur – kendilerine itaat ettiği ve menfaatlerini gözettiği sürece.Yok seni dinlemeyen bir diktatör de en büyük suçludur. Hemen demokrasi yerleştireceğiz diye adamı indirirler tahttan, ya bir darbe ile ya da savaşarak.( Libya ve Irakta olduğu gibi)
1 Şubat 1979 tarihinde Pehlevi hanedanlığı, Humeyni’nin (1902-1989)İran’a dönüşü ve yönetimi devralış gününe kadar devam eder. O yıl Irak’ta Saddam Hüseyin (1937-2006),darbe ile başa gelmiş olup, 1979-2003yılları arasında iktidarda kalır. Suriye’de Hafız Esad (1930-2000) vardır. 1970 yılında darbe ile başa gelir ve devletin ilk Nusayri (alevi) devlet başkanı olur, ölünceye kadar iktidardadır.
Başta belirttiğim gibi ülkemizde İran aleyhtarları pek fazladır. Bu, İran’ın sevilmediğinden değil, pek çok bölge meselesinin müsebbibi görüntüsü vermesindendir. Yoksa bölgenin tam bağımsız bir devletidir. İsrail’in tek çekindiği devlettir.Vaktiyle Batı, Kaddafi aleyhinde yanıltıcı bilgi vermeye başlar. Bizde devlettelevizyonumuzda bile hep Libya aleyhinde yayın ve yorum yapılırdı da hep derdim ki ‘Bir kere de Kaddafi’nin dediğini dinlesek? Mümkün mü? Batı ne der sonra! O Kaddafi’dir ki 1973 Kıbrıs savaşında parça eksikliğinden uçamayan uçaklarımızın ve dahi pek çok eksiğimiz olan mühimmatı bize göndermiştir. İşte benzeri bizim TV’lerde İran için yapılmaktadır. Eminim benzer karşı propagandayı onlarda bizim için yapmaktadır.
Size hafızamda kalan iki olayı aktarayım: 1 – Sayın Tansu Çiller Başbakanken Ankara’nın ünlü bir otelinde 6-8 kişilik İranlı gözaltına alınır. Hemen bir özel kanal onların Başbakanımıza suikast yapmak için gönderilenler olduğunu söylerken o suikast emrini arka planda gösterilen Molla….’nın verdiğine işaret eder. Takip eden hafta İstanbul Emniyet Amirliği yakalananların sadece gezmek amaçlı Ankara’da bulunduklarını açıklar. Sonra Sayın Çiller’i suikasttan korumak için bir çanta büyüklüğünde ABD’den kalkan getirtildiğini düğmeye basınca insan boyunda açıldığını hatırlıyorum. 2 – Sayın Uğur Mumcu suikastı. Sayın Demirel canilere çok yaklaştıklarını belirtir. Nümayişler düzenlenir; ‘Kahrolsun Şeriat’ diye bağırılır.
Çok yakın bir geçmişte darbelerle ilgili soruşturma yapılırken tutanak ve beyannameler arasında beşİsrail ajanının botla güney sahillerimize çıktıklarını Mumcuyu onların öldürdüğünü, sonrasında elçiliklerinde saklandıkları anlatılır. Ama nasıl olduysa bu iddiadan çıkartılır.

SURİYE: Rusların orada iki askeri üs kullandıklarını, şimdi de ABD’nin PYD bölgesi Rümeylan’da bir askeri üssü var iken, Ayn El-Arab’tan Fırat istikametine (güney batısı) 27 km uzakta istikametinde ve Türkiye’ye sadece 21 km uzaklıkta (Tel Rifat’a 20 km yakınlıkta bir yerde) ABD yeni bir askeri üs kurmaktadır. Bu da bizim asla bu bölgeye yaklaşamayacağımız anlamını taşımaktadır. Yani mevcut Kürt bölgesi hem Rusya, hem de ABD tarafından korunmaktadır. ERNESTE CHE GUEVERA: Dizlerimin üstünde yaşamaktansa ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim. Not: Bu kişinin adını bugüne kadar hiçbir yerde kullanmadım. O solcu ben sağcıyım ama doğru söz hangi yönden gelirse gelsin doğrudur. 11.3.2016

Share
3.653 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...
  • Sıla-i Rahim – 2

    05 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    İstanbul'dan Develi'ye bir gönül köprüsü kurmuştuk. Şenliklerle, açılışlarla ve ziyaretlerle bu yıllarca devam etti. Elbette bu iki haftaya sığmayacak kadar değerli büyüklerimiz, arkadaşlarımız ve dostlarımız vardı. Özür dileyerek belirtmem gerekir ki pandemi ve zaman dolayısıyla hepsinin ziyaret etmek mümkün olmadı. Değerli hocamız Ömer Kaliber ile aynı mekânlarda birkaç kez karşılaşıp sohbet etmemize rağmen bir fotoğrafımız olmadı. Yıllar sonra karşılaştığımız arkadaşlarımızla hasret giderdik. Kaymakamlık ve Belediye personeline, beni kucak...
  • DÜNYA GÖKDELEN GÜNÜ

    05 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Gökdelenler, arazinin pahalı olduğu şehirlerde görülen çok yüksek yapılardır. Genellikle metal iskelet üzerine beton dökülerek inşa edilmekte olup, büro ve apartman (daire) olarak kullanılmaktadır. Gökdelen ayrıca gemicilikte geminin uzun direğine verilen isimdir. Bugünlerde en az 40 veya daha fazla kattan oluşan binalar, gökdelen olarak ifade edilmektedir. Gökdelenlerin ağırlık taşıyan sistemleri diğer yapılara göre büyük farklılıklar göstermektedir. 4 kata kadar yapılar sadece duvarlardan destek alabilirler. Ancak gökdelenler çelik iskeletle...