logo

TARİH İÇİNDE SÜRGÜN YERİ DEVELİ

Gabadonya adından Develi adına geçişin şüphesiz ne büyük hikayeleri vardır. Aşağı yukarı Develi obası XI.Asırda buralarda gözükür ve yıllar içerisinde bölgedeki Süryaniler ve Rumlar buralardan çekildikten sonra burası Develi adını alır.
Van bölgesinden M.Ö.990- 1005 tarihleri arasında Bizanslılar tarafından sürgün edilen Everaklı Ermeniler bu bölgeye gelmişler ve Everek adını vermişlerdir.1960 yılına kadar burada Türklerle beraber yaşamışlardır.
Türk obalarının buraya gelip buraları yurt edinmesi üzerine burası özellikle Selçuklular döneminde çok önemli bir mekan olmuştur. Romalılardan kalan Zengibar / Kara kale’sinin eteğinde son derece korunaklı, mamur ve önemli bir yer olarak tarih kitaplarında yerini alıştır. Beylikler döneminde 1474 yılına kadar Karamanoğulları tarafını tutmuşlardır. Şüphesiz 1474 yılından beri de Osmanlılar dönemini yaşamıştır. Halen de Türkiye Cumhuriyetinin tarihi bir derinliği olan önemli bir mahallimizdir.
Bu uzun geçmişi içerisinde çok önemli sürgün ve liderler çekişmesi sonucu idamlar ve aşiret kavgaları olmuştur .Bunlardan bazıları şunlardır:
İlki Selçuklular zamanındadır.
Selçuklu sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev ‘in ölümü üzerine büyük oğlu İzzettin Keykavus ile Alaaddin Keykubat arasında saltanat kavgaları başlamıştı. Sultan İzzettin Keykavus ile Kılıçaslan savaştılar ve Kılıç Aslan bu savaşta yenildi.Kılıçaslan kardeşi tarafından esir muamelesi görmedi, tam aksine saygı gördü.Fakat sonunda bu savaş uzun zaman devam etti.
Bir ara Develi Subaşısı Samsameddinoğlu Nusrettin Kaymaz ve Kayseri subaşısı Samsameddin Kılıçarslan tarafını tuttular.Kılıç Aslan kılık değiştirerek adamları ile beraber Aksarayı geçip ,Hoca Mesud Kervan sarayı,Ürgüp Yolu ile Develi’ye geldiler .Subaşılar hükümdarı desteklediler ve onu tahta çıkardılar.1253.
Bu arada Sultan İzzeddin bunu kabul etmedi.Beylerbeyi Yutaş’ı Kayseri’ye gönderdi. Amaç iki kardeş arasındaki anlaşmazlığı sulha çevirmekti. Başaramadı ve elleri bağlanarak Öksüt Köyü mağaralarından birine hapsedildi.
Sonuçta Kılıç Arslan kardeşi Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından mağlup edildi. Kılıçarslan Sis’e doğru giderken yolda karşılaştığı yerde Türkmenler tarafından yakalandı. Arslandoğmuş’a teslim edildi. Sonunda Amasya Kalesi’nde hapsedildi.
İkincisi 14.,15., 16..Yüzyıllarda Karamanoğulları ile Dulkadiroğulları arasında çekişme konusu olan Develi,ikisi arasında sürekli el değiştirmiştir.Dulkadirliler Karamanlılarla dost olunca Memluklularla bozuştular. Memluklar’a yenilen Dulkadirli beyi Selvi Bey Develi’ye kaçarak Karamanlılara sığındı.
Üçüncüsü:Zaman zaman böyle sığınma yeri olan Develi’ye 19.Yüzyılda da Kozanoğlu Çadırcı Mehmet Ağa sığınmıştır. Çadıcı sanını .sarı Ali’yi, bir yayla çadırında asarak öldürdüğü için almıştı. Sarı Ali’nin kardeşi ,Çadırcının amcası olan Samur Ağa ,öldürme olayı nedeni ile yeğeninden kopmuştu Ancak başa çıkamayacağını bildiğinden Adana’yı buyruğuna geçiren Mısırlı İbrahim Paşa’ya baş vurarak yardım istedi: ”Yeğenin buyruğundaki Batı Kozanı alıp onu düşürürsen buyruğumdaki Doğu Kozanı olduğu gibi sana veririm”, dedi.
Samur Ağa’nın isteğini kabul eden ve hiç yenilmeyen İbrahim Paşa 1000 haytasıyla Çadıcıya saldırtmış fakat çok feci mağlup olmuştu. Bu mağlubiyeti hiç hazmedemeyen İbrahim Paşa bu sefer Çadırcı üzerine 10.000 asker gönderdi. Bu orduyu yenemeyeceğini anlayan Cadırcı Develi’ye sığınmış Develi Voyvodası Esseyyit Mehmet ile Develioğlu Esseyyit Mehmet ,Çadırcıyı koruyarak kurtarmışlardır.
Bunlar Develi tarihinden küçük damlacıklardır!Umulur ki Develi tarihi adına yeni ufuklar açabilir!
Çağdaş Develi,o1.11,2011

Share
2.341 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...