logo

SURİYE TARİHİ VE GÜNDEMİ-2

1543

Çağdaş Gazetesi ve yanısıra başka basın organlarındaki yazılarıma,bilgisayarıma yeni ve koruma duvarını aşan bir virüs bulaştırılması ile ara vermek durumunda kaldım. Sebep ise elimdeki pek çok bilgi ve belgenin yok olmasıydı. Bu kadar güncel ve önemli bir konuya başlamışken yazıma ara vermek zorunda kaldığım için üzüntülerimi belirtirim.
Çoğumuzun bildiği üzere Askeriyede bir öğreti vardır,herkesin her yerde kullanabileceği bir yol gösterici -düşmana karşı hareketinizde kullanmayı bilmek zorunda olduğunuz -baş harfleriVDAM veya VDAKolan öğreti. Yani vazife, durum, arazi ve mevcut kuvvetler veya karşı kuvvetler. Bunu iyi değerlendirebilir iseniz bugün adeta muhasara altında olan ülkemizin dâhil olduğu satranç oyununu esaslı oynamanız kolay olur. Yanistratejiyi uzmanlarınızla geliştirirken Devlet-i EbedMüddet’in 50 yıl, 100 yıl sonrası için planların yapılması. Aynen bir Selçuklu, bir Osmanlı veya İngiltere, Rusya, ABD gibi. Saydığım Batılılardan hiçbirinin devlet geleneği TÜRK MİLLETİNİNki kadar eski ve derin olamaz. Ama biz tarihin hiçbir devrinde Onlar gibi sinsi bir devlet siyaseti güden, diğer milletleri ezerek yükselmiş sömürgeci değilizdir.Burada belirtmek istediğim husus içinde emperyal veya ırkçı hedefleri olmadan Milli birlik ve beraberliğimizi ve topraklarınızı korumak, kanımızdan, dinimizden olanları savunmak, haklarımızın gasp edilmesini engellemektir. Bunun içinde haliyle kendimizi ve ötekileri iyi tanımamız, karşı tarafın uzun vadeli planlarının bilmemiz veya tahmin etmemiz gerekir,tıpkı satranç oyunu gibi.
Türkiye her devirde olduğu gibi mazlum milletlerin yanında yer almakla beraber bazen düşünürüm kendi kendime; bir Kafkasya, bir Rumeli, bir Doğu Türkistan için ne yapılması gerekir diye. Irak ve Suriye için iş bu hale gelmeden bir çalışmamız var mıydı diye. Mesela bu topraklar bizden kopartılıp parçalanıp yönetilmeye başlatıldıktan, biz de Cihan ve İstiklal Savaşları sonrası biraz kendimize geldikten sonra ne yaptık? Irak’taki Türkmenler Araplar tarafından ezildikçe veya Batılıların Kürtleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye başladıktan sonra, hele Birinci Körfez Savaşından sonra Hristiyanlaştırılmış 10.000 Kürt gencini ABD’nin neden götürdüğünü kendimize sorduk mu? Diyebilir misiniz ki neden Saddam sormadı? Saddam beni hiç ilgilendirmiyor bu meselede. Biz, binlerce yıl devlet tecrübemiz ve İmparatorluk mirasına konan bir devlet olarak arka bahçemizde neler olup bittiğini bilmemiz gerekir. Birde baktık ki İkinci Körfez Savaşında o giden 10.000 Kürt uzman askerler olarak bölgeye indirilir ve Irak’ı yıkmak için kullanılır. Demek ki ikinci bir savaş için hazırlık yapılmıştır; Saddam’ın Komutanları ile anlaşma yapılmış, ‘zehirli gaz var’ raporu hazırlatılmış, elektronik karıştırıcılarla Irak Ordusunun iletişimi kırılmıştır.
Sonuç tam bir felaket, yüz binlerce ölü ve yaralı, milyonlar evsiz veya ülkeyi terk etmiştir. Ayrıca bir daha asla kendine gelemeyecek, hazinesi soyulmuş, yükte hafif, pahada ağır nesi varsa kaçırılmış ve bölünmüş bir ülke Irak.Kuzey Irak’ta planlandığı gibi Türkmenler yok sayılarak, bir Kürt Devletinin önü açılmış ve Türkiye ile Emperyalistler komşu olmuştur. Hatırlayınız Ordumuz epey önce bir kış operasyonu için gider ve kısa süre sonra döner. Çokta uzak olmayan bir geçmişte yine Kandil’e gider ve bir müddet sonra yine döner. Sonrada duyduk ki bunu haber alan ABD 2.000 militanı bizim müdahale öncesi güneye göndermiş, 2.000 kişiyi de köylere dağıtarak Onları kurtarmıştır. Zaten düşünüldüğünde cevabı içinde olan bir soru var; PKK’yı kim kurdurmuştur? O halde bu örgütün tamamen yok olmasına izin verir mi Batılılar? Batılılar Kürtleri sevdiği için mi korurlar? PKK adı altında ki çok uluslu örgütün yöre insanını öldürmesine sebep onlar değil midir? Aslında Kürtleri bizden başka seven olabilemez. Şimdi düşünüyorum bizim son zamanlardaki Kuzey Irak operasyonumuz nasıl geçmiştir? 27.11.2015 Devamı haftaya.

Share
4.415 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...