logo

SULTAN 2. ABDULHAMİD ÜZERİNE

Şüphesiz Osmanlı tarihinin çok önemli şahsiyetlerinden biri de 2. Sultan Abdulhamid’dir. Bugün özellikle siyasi alemde yeniden gündeme gelmiştir. 2. Abdulhamid, 2.Sultan Abdulhamid Han, Gök Sultan, Ulu Hakan ad ve sıfatlarıyla anılması onun nasıl bir polemik dünyasında anıldığını göstermesi bakımından önemlidir.
2. Abdulhamid’in hükümdarlığı ile geçen 1876-1909 tarihi arası tarihimizin az araştırılmış, az bilinse de çok konuşulan bir konu olması boşuna değildir. Bu bakımdan aktüel bir konu haline gelen 2. Sultan Abdulhamid ve döneminin tarih bilimi tarafından değerlendirilmesi elzemdir. Onun zamanında Osmanlı İmparatorluğu, bugünkü Balkanlar’da, Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan’ın kuzey kısmını, Ege adalarını, Orta Doğu’da bütün Arap dünyasını (Mısır, Libya vs) kapsıyordu.
İşte böyle geniş topraklara sahip bir imparatorluğun başına 2. Sultan Abdulhamid 31 Ağustos 1976’da yönetimine geçmiştir. Sultan Abdulhamid’in hayatı şöyle anlatılır : 21 Eylül 1842 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Sultan Abdulmecit Han, annesi Tirimüjgan Hanım’dır.
Bu evlilikten Sekiz erkek,10 kız çocuğu olmuştur. V. Murat’tan sonra 31 Ağustos 1876 tarihinde tahta geçmiş, 27 Nisan 1909 tarihine kadar iktidarda kalmıştır.
15.Şubat 1918 yılında 75 yaşında ölmüş ve 2. Sultan Mahmut Türbesi’ne defnedilmiştir.Tartışmalı da olsa Hatıraları İsmet Bozdağ tarafından, kızı Sadiye Sultan da kendi hatıralarını yayınlamıştır. Daha lise çağlarımda iken Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’nun “Sultan 2.Abdulhamid ve Komitacılar”ile Nahit Sırrı Örünç’ün “Sultan Abdulhamid Düşerken” adlı romanlarını daha lise çağlarımda ilgiyle okumuştum.Hatta Nizamettin Nazif romanı yüzünden Atatürk tarafından eleştirildiğini de öğrenmiştim. Daha sonra H.Nihat Atsızın “Gök Sultan “,N.F.Kısakürek’in “Ulu Hakan “ adlı sıfatları da bu cümledendir.
Görüldüğü gibi Türk tarihinde hele son zamanlarda üzerinde durulan bir devlet adamımız olması boşuna değildir.
Kurtlar sofrası ortasında koca bir ülkeyi, sabotajlar, komplolar,isyanlar ve ihanetler içerisinde otuz üç yıl yönetimde kalmak kolay bir iş değildir.
Son derece hassas, zeki,Türkçü, İttihad-ı İslâmcı ve son derece tutumlu,devletin borçlarının bir kısmını kendisi ödeyecek kadar dikkatli ve uzağı gören bir devlet adamı. Özellikle iktidarı boyunca İngiliz ve Yahudileri dikkatle takip eden bir dikkatli devlet adamı.Gel gör ki kendisi de itiraf ettiği gibi “Beni Siyonistler devirdi.” sözü tarihi bir gerçektir.
Gerek imparatorluk içinde ve gerekse saray içerisinde özellikle eğitim alanında okulculuğa en çok önem veren bir hükümdar olması çok önemlidir. Hem de nice ihanetlere ve sabotajlara rağmen..
Otuz üç yıl kurtlar sofrasında imparatorluğu ayakta tutmaya çalışan bu değerli Hakan ‘ın zaafları da olacaktır. Unutulmamalı ki dönemi diplomasi cambazlığıyla doludur. Bir devleti büyüten ve tavır almasında güçlü kılan elindeki kartlardır!Ne yazık ki kendisine “hal edildiğini” bildiren dört kişilik heyetin içinde bir zamanlar filistin konusunda huzurundan kovduğu E.Karasu adlı Yahudi de vardı!
Geniş bir iktidar ve nice ibretlik olaylar!
Şimdi elimde iki kitap var. İlki Süleyman Kocabaş’ın Sultan II. Abdulhamid’in Hatıraları” ve ikincisi daha yakınlarda değerli araştırmacı,dost yazar Muammer Yılmaz’ın, İkinci Abdulhamit’in Şahsiyeti ve Politikası” çıkardığı eserler. Muammer Yılmaz’ın kıvrak bir üslubu var.Genelde elliye yakın tarihi araştırması var. Çalışmaları bir Osmanlı tarihi sosyolojisi.Bu eseri de 2.Sultan Hamid’in sosyal hayatı, siyasi arenası ile harmanlanarak verilmeye çalışılmıştır.Eleştiri kolaydır. Tabii ucuz bilgilerden arındırdıkça zorlaşan bilgiler le yapılan değerlendirmeler de ciddi bir emek. Sultan Hamid gibi bir koca imparatorluğun kaderine otuz üç yıl hükmeden bir değeri incelemek de öyle kolay olmasa gerekir.
2. Sultan Hamid hakkında çok kişi konuşuyor. Halbuki bize göre daha yeni ele alınıyor.
Heyecan ve ideolojik bilgiler yerine daha çoook arşiv çalışmaları yapıldıkça gerçekler aralanılacaktır!Bu çalışma da bunlardan biridir.
Değerli dostumu tebrik ediyor, yeni çalışmalarını beklediğimizi de belirtmek istiyoruz. 14.02.2017 Kayseri e-Haber

Share
1.382 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Prof. Dr. Ali Osman Öncel Dedem Merhum Osman USTA

    30 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Her bir memleket insanı için yaşarken veya vefatından sonra söylenecek güzel sözler vardır. Önemli olan arkada bırakılan güzelin ve doğrunun izlerini sürmek, yaşanılan hayatın özetinin yapılması için işbirliği yapmaktır. İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği Başkanımız M. Orhan Cebeci’nin "Develi'de İz Bırakanlar" 2 başlıklı kitabına koyacağı yazısı için, rahmetli dedem ile ilgili elimde olmayan bir fotoğraf arşivi toplamaya başladım. M. Orhan Cebeci kardeşim, dedem ile ilgili hatıralarım olup olmadığını sorunca düşünmeye...
  • MEZİYETLİ BİR AĞABEYİMİZ : MAZHAR GÜNGÖR

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi’de ortaokul ve lise bugünkü binalarında, aynı anda eğitim yapıyorlardı. İstiklal mezun olduğum 1959-1960 öğretim yılında , Develi Ortaokulu’na kaydoldum. Orta 1’de ve Lise !’de sınıfta kaldım. Sekiz yıl bu sayılı okulumuzda neler gördüm, neler! Develi Lisesi 15.09. 1957 yılında eğitim ve öğretime başlamıştı. Lisemiz 2.sınıfta bir yönetmelik değişimi ile ”Edebiyat ve Fen bölümleri”ne ayrılmıştı. Yalnız Fen bölümünün açılması için on beş öğrenci gerekiyordu. On dört öğrenci gerekiyordu. Fakat bir öğrenci eksikliği ile fen bölümü açıla...
  • Aşağı Everek’teki Osman Usta’nın “Numune Kıraathanesi”

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Değerli hemşehrim Metin Usta ile bir konuşmamızda babası merhum Osman Usta'yı rahmetle andık. ”Babam 40 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra Develi'ye dönmüş, Develi sevdası ağır basmış, bir Develi sevdalısıydı” diye anlattı. Develimizde İz Bırakan merhumu anmak maksadıyla ulaşabildiğim bilgiler ve fotoğraflar nihayetinde bu yazı kaleme aldım. Osman Usta'nın babası Kervancı Süleyman'dır (Hanife'nin Süleyman) olarak da tanınırmış. O yıllarda çevre vilayetlere Develi'de yetişen ürünleri atla götürür, oradakileri de Develi'ye getirir satarmış. Kervan ...
  • DÜNYA KALP GÜNÜ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir. 2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde b...