logo

SİVİL SAVUNMA GÜNÜ

  Sivil Savunma; Savaş sırasında saldırılara karşı, barış zamanı ise her türlü doğal afet ve büyük felaketlerde halkın can ve mal kaybını en aza indirmek için yapılan silahsız, koruyucu ve kurtarıcı önlem ve çalışmaların bütünüdür. Bununla beraber faaliyet gösteren tüm resmi ve özel kurum, kuruluş ve tesislerin korunması, devamlılığını sağlayacak her türlü tedbirin alınmasıdır. 

Toplum olarak birlik ve beraberlik olmanın başa gelecek herhangi bir afet, yangın ve felaketle topyekûn mücadele etmenin en güzel örneği sivil savunmadır. Sivil savunma kısaca kötü günü atlatmak için yapılan bilinçli mücadelelerin bir bütünüdür. Birçok alanı kapsamaktadır. Sivil savunmanın görevleri bir savaş anında halkın emniyetini sağlayarak can ve mal kaybını en aza indirmekten, beklenmeyen bir afet anında (örneğin deprem, yangın, su baskınları gibi) yine aynı şekilde kayıpları en aza indirmeyi içermektedir.
Silahlı kuvvetlerimizi destekleyebilmek, ulusal ve bireysel varlığımızın akıbeti için bilinçli, planlı ve nitelikli bir sivil savunma geliştirmek önemlidir. Önlemler bir tek savaş için değil gitgide artan deprem, yangın, su baskını, kaza, hortum gibi doğal afetler için de alınmalıdır. Özellikle deprem bölgesi olan yurdumuzda sivil savunma yaraların sarılmasında en başarılı yöntemdir.
Atatürk bir konuşmasında: “Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten son­ra dövünmenin yararı yoktur” diyerek sivil savunmanın bir millet adına ne kadar değerli olduğunu anlatmıştır.
Sivil Savunma Günü, ülkemizde her yıl 28 Şubat tarihinde kutlanmaktadır. Sivil savunma gününde her sene, tatbikatlar düzenlenmektedir. Halkın bu konudaki bilincini artırmak amacıyla televizyon ve radyoda bir saldırı anında, bir doğal afet esnasında neler yapılması gerektiğine dair bilgilendirmeler yapılmaktadır.
Ülkemizdeki Sivil Savunma Hizmetleri, ilk olarak 1928 yılında Genel Kurmay Başkanlığı tarafından “Cephe Gerisinin Havaya Karşı Müdafaa ve Muhafazası” talimatnamesinin yayınlanmasıyla başlamıştır. 1931 yılında “Hava Taarruzlarına Karşı Pasif Korunma Kanunu” şeklini almıştır. 1938 yılında ise 3502 sayılı “Pasif Korunma Kanunu” yürürlüğe konulmuş, illerde seferberlik müdürlükleri kurularak sivil savunma hizmetleri yürütülmüştür.
1958 yılında çıkarılan ve 28 Şubat 1959 tarihinde yürürlüğe konulan 7126 sayılı “Sivil Müdafaa Kanununun” adı daha sonra 586 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Sivil Savunma Kanunu” olarak değiştirilmiştir. 25.05.2009 tarihinde 5902 sayılı “Afet Ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun” yürürlüğe konulmuş olup, 17 Haziran 2009’da Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ile il/ilçe sivil savunma müdürlükleri kaldırılmıştır. Tüm yetki ve sorumlulukları Afet ve Acil Durum Başkanlığına (AFAD) devredilmiştir.
Barışın hâkim olduğu ve afetlerin olmadığı zamanlarda güçlü bir sivil savunma örgütlenmesi kurulamazsa, savaş zamanında ve herhangi bir afet durumunda meydana gelen zararların oranı da artacaktır.
Ülkemizin sivil savunma konusunda hazır olabilmesi maksadıyla AFAD tarafından çeşitli eğitimler verilmektedir. Bu eğitimlerin amacı her türlü olağan ve olağanüstü durumlarda her zaman hazır bulunmak ve sivil halkın can ve mal kaybını asgari sevide tutmak için vatandaşa yol göstermektir.
Sivil savunma bilincini aşılamak, vatan sevgisini en öne çıkarmak, savaş ve afet durumlarına hazırlıklı olmak ve bunu kültür haline getirebilmek için çalışmaların okullarda başlaması gerekmektedir. Afetlerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu gerçeğinden hareketle, afet zararlarını ve etkilerini azaltmayı, önlemlerini almayı amaçlayan AFAD’a yardımcı olunmalıdır.

Share
2.166 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...