logo

Seyrani’nin Günümüz İnsanına Söyleyecekleri Var

1566

Âşık Seyrani içinde yaşadığı dünyayı, onun sefaletini, karmaşasını, ıstırabını, endişesini, çaresizliğini dile getirdi.
Gönlünü ve zihnini toplumun iyileştirilmesine adadı.
Özgür düşünmenin çilesini çekti. Özgürlüğe karşı olan dini ve siyasi otoritelerin gâh sevecen gâh acımasız eylemlerini bazen yergi üslubuyla bazen temkinli bakışlarıyla dile getirdi.
Tüm baskılara rağmen en yüceyi, en üstünü aradı. Zihnini en üstün olanı aramada kullandı. Saygının, makam, mevki ve servete dayandırıldığı bir ortamda Hakk’a kul olmanın, birliğe ermenin yolunu aradı. Kibir ve gururun, gaddar, yalın, bencil, riyakâr davranışların öne çıktığı bir ortamda sessiz kalmadı. Toplumun dertlerini dile getirdi. Yozlaşmış idarecileri, cehaleti, yolsuzluklara dini kisve büründüren sahte dindarları eleştirdi. Bedence ve ruhça bozulan insanların dünyalarını gelecek kuşaklara bir ibret aynası olarak sundu. Kötülük, hırsızlık, zulüm gibi kirli yaşamın tehdidi altında kalan toplumun güven ve istikrar özlemini dile getirdi. Yoksulluğun, haksızlığın, hırsız ve soygunculuğun topluma egemen oluşuna isyan etti.

1637

Halkın çileli yaşamını ve halkı sömürenlerin çirkin dünyasını ortaya koydu:
Şu fâni dünyaya geldim geleli
Kırıldı kanadım gülmedim felek
İyiler de şu âlemden göçeli
Adalete vicdan girmedi felek.
Hâkim olup hükmü ile duranlar
Milletin hakkını bilmeli felek
Mâsuma âcize zulüm verenler
Âdalet hakkından gelmeli felek
Seyrani, olmuş ve olabilecek önemli ülke sorunlarını, halk tabakaları üstüne yayılan cehalet karanlığının nasıl yaygın bir hale geldiğini dile getirdi:
Görmüş yok cihanda cahilden vefa
Vefa umup etme kendine cefa
Olur mu insana zehirden şifa
Fikretsin gönülden ihvan olanlar
Seyrani, yaşamın kirli yüzünü şöyle anlattı:
Padişah adına adalet dağıtanların
Yetim malı yemektir asıl sermayeleri
Dürüstlük kisvesi altında ticaretleri
Yetim mallarından rüşvet almaktır
Kanunların güçlüden yana, adaletin zenginden yana nasıl yürütüldüğünü, zor koşullar altında yaşayan yoksulların acımasız bir şekilde kaderine nasıl terk edildiğini dile getirdi:
Fukaranın hali Mevla’ya belli
Merhamet yok ağniyada(zenginde) ezeli
Buğdayın bir mutu(ölçek) oldu yüz elli
Muhtekire düştü fırsat bu sene
Seyrani tüm bunların günahını omuzlarında taşıyacak olanların aydınlar, dalkavuk bilginler, entrika ve rüşvetle yaşamayı meslek edinmiş idareciler, yargıçlar, kadılar, müftüler, halkı aldatan ve Yaratıcı ile sözcükler düzeyinde tanışık olan şeyh ve dervişler olduğunu söyledi:
Mahkeme rüşvetçi, fetva şüpheli, şahit yalan
Hakkı iptal eylemekten kadılar(hâkimler) ar eylemez.
Müdahin(Dalkavuk)olmasa âlemde âlim
Ne haddi zulmetmek mazluma zalim
Zalimler zulmünden sonra mecalim (Gücüm)
Kalmadı Ya rabbi bende el aman

Share
1.379 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Derneğin Hafızası Kitabını Neden Yazmaya Gerek Duydum?

    18 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan bugüne derneğimize hizmet eden değerli büyüklerimizi anmak ve bizden sonra gelecek yönetimlere ışık tutmak için bu kitap kaleme alınmıştır. Amaç derneğin yazılı hafızasına bir katkı sunmaktır. Çünkü toplumun hafızası olan kitaplar kültürel bir mirastır, kitaplar gönülden gönüle giden bir yoldur. Her dönemde Başkanların ve yönetimlerin karşılaştığı zorluklar, yaptıkları fedakârlıklar ve hizmetler hiçbir zaman küçümsenemez. Dernekçilik bir gönül, sevda ve fedakârlık işidir. Hemşehrilerinin dertlerine ortak olmak, hastalara ve yoksul...
  • DÜNYA PİKNİK GÜNÜ

    18 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Havaların ısınmaya başladığı ilkbahar aylarından itibaren piknikler, hafta sonlarının en keyifli aktiviteleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Pikniğe gitmek için kimimiz deniz kenarını, kimimiz ormanı, kimimiz su veya göl kenarını, kimimiz de parklar gibi doğal ortamlar veya bir açık alanı tercih ediyoruz. Piknik, yemek yemek, eğlenmek için açık alanda yapılan günübirlik gezintidir. Piknik, kelimesinin kökeni Fransızca “pique-nique” kelimesinden gelmekte olup, anlamı “Suyu, yeşilliği olan, gezinti yapılacak yer” olarak tanımlanmaktadır....
  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...