logo

SAKSAFON GÜNÜ

Caz (Jazz) müzik denilince akla ilk gelen müzik aleti şüphesiz saksafondur. Saksafon, yapı bakımından klarnete benzerliği ile dikkat çeken üflemeli bir çalgı aletidir. Kendine has tın sesi bulunan ve ses bakımından büyük orkestralarda, sahnelerde, çeşitli müzik gruplarında ve hatta orduların bando takımlarında dahi sıklıkla kullanılmaktadır.
Günümüzde çoğunlukla pop veya caz müziği ile ilişkilendirilse de öncelerinde klasik müzik yaparken kullanılmıştır. Farklı boyutlarda olabilen saksafon çeşitleri ton olarak da birbirinden farklılıklar göstermektedir.
Saksafon, ağızlık kısmından nefesimizi üfleyip üzerinde bulunan aksamlar yardımı ile de ses üretilen eşsiz bir müzik aletidir. Ana gövde, horoz ve ağızlık olmak üzere üç temel parçadan oluşan Saksafon, çoğunlukla koni ve “S” biçiminde olup, hammaddesi pirinçtir.
Bu mükemmel müzik aletinin ağızlık (Bek) denilen kısımda, kendine özgün eşsiz tınıya sahip ve ses çıkaran bir “Kamış” bulunmaktadır. Ses üretimine direkt etkisi olan donanım, “Bilezik” adı verilen parça ile ağızlığa sabitlenmektedir. Genellikle ağızlık yani bek adı verilen kısımdan nefesinizi içeriye üfleyerek aynı zamanda da üzerinde bulunan tuş, delik ve benzeri aksamlar aracılığı ile istenilen ton ve notadan eşsiz sesler üretilmektedir.
Saksafon, Adolphe Sax adındaki 1814 Belçika doğumlu klarnet ustası tarafından 1840 yıllarının başında icat edilmiştir. Bu değerli mucit bu eşsiz müzik aletini hayatımıza katmış olup, 79 yaşında Fransa’nın Paris kentinde hayata veda etmiştir. Ayrıca, Adolphe Sax’ın adına olan müzesi Paris’te bulunmaktadır.
Adolphe Sax, saksafonun icadının yanı sıra basklarnetin de tasarımında önemli değişiklikler yapmıştır. Üretildiği yıllarda sıklıkla ordu müziği çalgısı ve klasik batı müziği çalgısı olarak değerlendirilmiştir. Zaman içerisinde de sıklıkla pop ve caz müziğinde yer almasından dolayı, birçok kişi tarafından caz ve pop müziği çalgısı olarak akıllara kazınmıştır.
Mucit ve müzisyen olan Adolphe Sax, saksafonu icat ettiğinde kendine has bir yaratımda bulunmayıp, Belçika ve Avrupa caz müziğinin temellerini de burada atmıştır. Adolphe Sax, aynı zamanda Saxol, Saxotromba ve Saxtuba gibi çalgı aletlerini de icat etmiştir.
İlk olarak askeri gruplarda kullanılan saksafon, kısa süre içinde bir konser grubunda ve oda müziğinde çalınan popüler bir enstrüman haline gelmiştir. Oda müziği, bir grup küçük enstrüman tarafından çalınan genellikle küçük bir odaya veya odaya sığabilen bir müzik türüdür.
Bugün ise saksafon, caz ve diğer dans müziği türlerinde ve dünyadaki senfoni orkestralarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Nefesli bir çalgı türü olan saksafon, alışık olmadığınızdan üfleme konusunda sizi ilk başlarda biraz zorlayabilir. Fakat alıştıktan sonra saksafon notaları nefesinizle birlikte kendiliğinden dökülmeye başlayacaktır.
Saksafon çalabilmek için diyaframın kondisyonu önemlidir. Diyaframı güçlendirmek amaçlı düzenli nefes egzersizleri yapılması gerekir. Diyafram nefesi almak gerekmektedir. Yatağa uzandığınızda uyurken alıp verdiğiniz nefes diyafram nefesidir.
Saksafon Gününün tarihi, tasarımcısı olan müzisyen Adolphe Sax’ın doğum günü olan 6 Kasım tarihi olarak seçilmiştir. “Saksafon Günü”, her yıl, 6 Kasım günü kutlanmaktadır.
Saksafon türleri oldukça çeşitli olup on iki farklı türe sahiptir. Çoğu saksafoncu genellikle en popüler dört türden birini kullanır. Bunlar;
Tenor Saksafon, Bariton Saksafon, Alto Saksafon ve Soprano Saksafon müzik gruplarında kullanılmaktadır. Diğer saksafonlar arasında Mezzo Soprano, Sopranino, Tubax, Bass ve Kontrabas bulunmaktadır.
Caz, klasik müzik ve askeri topluluklarda yaygın olarak kullanılan ve nefesli bir çalgı olan Saksafon Gününü kutluyorum.

Share
5.341 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...