logo

Şair ve Ressam Ahmet ÖZER

Gurbette yaşayanların, özlem duyanların, hasret çekenlerin yüreğindeki fırtınalar bazen mısra mısra şiir olur, bir aşığın gönlünde. Bazen bir şarkı ve türkü olur bir maşukun dilinde. İşte onlardan biri, hem şair, hem de ressam Ahmet Özer. Kırk yıllık memleket hasretini yüreğinde hissetmiş ve yazmış. Kaleme aldığı duygu yüklü şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum.
BİR SEVDA RÜZGÂRIDIR Kİ
SENDE ESER DEVELİ
Bir sevda var esiyor rüzgârında Develi
Hasretim ateşlerde yanıyorum yanıyorum
Gördüğüm resimlerin hayalindeki yerlerin
Bu hasretin zehrini içen bilir Develi.

Bir zamanlar çocuktum koştururdum yolunda
Sepet sepet üzümler getirirdim kolumda
Annem babam, bacı kardeş hepsi vardı yanımda
Bu hasretin zehrini içen bilir Develi.

Yıllar oldu ayrıldım ne yar kaldı ne yaran
Ne acıdır Allah’ım ne arayan ne soran
Bazen gidiyorum beni yok hiç beni tanıyan
Bu hasretin zehrini içen bilir Develi

Burnumun direği acı acı sızlar
İçimde yanar tüter bin bir türlü arzular
Erciyes’te koyunlar meleşirler kuzular
Bu hasretin zehrini içen bilir Develi.

Kader savurup attı ayrı ayrı diyarlar
Gurbet elde sevenin hepsi seni sorarlar
Bazen resmine bakar, Bazen hayal kurarlar
Bu hasreti zehrini içen bilir Develi.

İlk gözümü açtım toprağında büyüdüm
Yok mu bana verecek bir küçücük öğüdün
Üzüntüden dalları yere sarmış söğüdün
Bu hasretin zehrini içen bilir Develi.

Bu kadar vefasız mı taş mı bastın kalbine
Bizleri unutunca ne geçti ki eline
N’olur bir kere sor bu soruyu kendine
Bu hasretin zehrini içen bilir Develi.

Hala içimde kokun yüreğimde izin var
Sana bir tek kelime söyleyecek sözüm var
Mutlu ol, huzurla kal kalbimdeki güzel yar
Bu hazretin zehrini içen bilir Develi,
Kıymetini gadrini göçen bilir Develi.

06.12.2015 Fransa/Bordeaux
Aile Şeceresi ve Özgeçmişi:
18.05.1949 tarihinde Develi’nin Aygösten Mahallesi’nde doğdum. Dedem Abdülhamit Han’ın kalem işlerine bakan kâtibiymiş, sarayda üç padişah görmüş. Babam Davut Ağalardan Seyfullah Ağa’dır. Yedi kardeşim var. Güzel sanatlara meraklıydım. Halen resim yapıyor ve şiir yazıyorum. Birçok tablom ve binin üzerinde şiirim var. Bunları kitaplaştırmaya çalışacağım.1968 yılında Develi’den ayrıldım.1972 yılından beri Fransa’nın Bordeaux şehrinde yaşıyorum. Şu an emekliyim ve üç oğlum var.
Halen Fransa’da ikamet ediyorum. Yaz tatillerini Develi’de geçiriyorum. Elbiz Caddesi’ndeki evimde memleket hasretini gidermeye çalışıyorum.” Diye anlattı. Kendini Ahmet Özer Ağabey ve anlatmaya devam etti. Eski müftülüğün ve Maviler Camii karşısında Uzun Mustafa’nın fırını, Murtaza Hoca’nın Bakkal dükkânı ailemize aitti. Avukat Mümtaz Yıldırım dayımın torunu, Mustafa Kılıç Özer amcamın oğlu. İlk Okulu Merkez ilkokulunda okudum. Nezihe Kanelci Hanım öğretmenimdi. Rahmetli Şeref Cengizhan, Rahmetli Mehmet Kulak, Mehmet İnce, Nafiz Dandik, Salih Kapusuz çocukluk arkadaşlarımdı. Evimiz Kağnı Sokağındaydı. Öğretmen Taki Cebeci, Kaymakçının Hüseyin ve eşi Ayşe Abla komşularımızdı. Ahmet Ağabeyle görüştüğümüzde özgeçmişini anlattıktan sonra son cümleleri şunlar oldu.
“Bu benim yazdığım son şiirim. Bir Develi fotoğrafı görmüştüm facebook’ta gece fotoğrafıydı duygulandım ve bu şiiri yazdım.” (2015)

Share
8.738 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...