logo

Prof. Dr. Ali Osman Öncel Dedem Merhum Osman USTA

Her bir memleket insanı için yaşarken veya vefatından sonra söylenecek güzel sözler vardır. Önemli olan arkada bırakılan güzelin ve doğrunun izlerini sürmek, yaşanmış hayatlardan ders olabilecek bir kısa değerlendirmenin yapılması için işbirliği yapmaktır.
İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği Başkanımız M. Orhan Cebeci’nin “Develi’de İz Bırakanlar” 2 başlıklı kitabına koyacağı yazısı için, rahmetli dedem ile ilgili elimde olmayan bir fotoğraf arşivi toplamaya başladım.
M. Orhan Cebeci hocamız, dedem ile ilgili hatıralarım olup olmadığını sorunca düşünmeye başladım. Annemin babası olan dedem Osman Usta hakkında neler biliyordum? Bildiklerim sırasıyla,
– Yukarı Develi’den ayrılıp, İstanbul’un Kasımpaşa ilçesine yerleştiğini ve ömrünün önemli bir bölümünü geçirmiş olduğunu.
– Rahmetli Anneannem Azize Hanım ile ilk eşi vefat ettikten sonra ikinci kez evlendiğini.
– İleri yaş döneminde İstanbul’u terk edip, yeniden Develi’ye döndüğünü.
– Tüm birikimlerle Develi’nin Aşağı Everek Mahallesi’nde ilk Okuma Evi “Kıraathane” gibi sosyal sorumluluk projesi kapsamında önemli bir yatırımı memleketine kazandırmış “Sevdam Develi’ diyen bir girişimci müteşebbis olduğunu biliyorum.
Rahmetli Dedem Osman Usta ile ilgili geçen hafta yayınlanan hemşehrim M. Orhan Cebeci’nin kaleme aldığı “Osman Usta’nın Numune Kıraathanesi” başlıklı makalesini yeniden düşünerek okudum. Bazı notlar aldım ve sorular sordum. Şöyle ki;
– 1911 yılında 11 yaşlarında İstanbul’da olması ilginç geldi. (Osmanlı’nın yıkılma
dönemi ve İstanbul işgal altında.)
– Doğum tarihi bu bilgiye göre 1904 yılı olmuş oluyor.
– Yanımda şu an 12 yaşında oturan çocuğum Yusuf var. Şimdiye kadar tek başına
hiç otobüse binmedi.
– Yukarı Develi’den İstanbul’a gitmesindeki motivasyonu merak ettim ve anlamaya çalıştım. Tek başına mı gitmişti? Yukarı Develi’den bir grup genç olarak gittiyse, Osmanlı Döneminde işgal altındaki İstanbul’a neden gitmiş? Bu soruları keşke kendisine sorabilseydim. Belki bu yazıyı okuyanlar içinde bir bilenler veya tahminde bulunacaklar olabilir.
– Yazıda geçen bilgilerden Dede’min 1963 yılında ‘Numune Kıraathanesi’ açma kararı verdiği yıllarda yaklaşık 60 yaşında olduğu anlaşılıyor. Numune kelimesinin karşılığını Türk Dil Kurumu Sözlüğü ‘Örnek’ olarak veriyor. Acaba, kıraathanesi’nin isminin başına ‘Numune’ yazarken ‘Örnek’ olabileceği neleri düşünmüştü?
– Numune isimli kıraathane’sinde numune olmayacak şekilde hitap ile ilgili diyalogları 60 yaşın üstünde ki olgunluğu ile kaldırması “Edep Timsali” olduğunu gösteriyor. Fakat Genç Süleyman yıllık izinde iken rast geldiği bu olaylardan birine tahammül edemiyor ve yazıda tokat atma seviyesine geliyor.
İstanbul’da doğmuş ve büyümüş birisi olarak yaz tatillerini Develi’de geçirirdim. Rahmetli dedem hakkında hatırladığım, İstanbul beyefendisi gibi giyimi ve iletişimi iyi olan birisiydi. Yazları gittiğimde, Kıraathane içinde vakit geçirir ve belki de İstanbul deneyimlerini gençler ile paylaşırdı. Son derece kibar, naif ve eli açık insan olduğuna torunu olarak şahidim. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Çok küçük yaşta olduğum bir tarihte vefat eden Dedem Osman Usta ile ilgili olarak, aklımda kalan aramızda geçmiş fazla bir iletişim yok. Rahmetli Dedem Osman Usta’nın bütün çocukları “Dayım ve Teyzelerim” hayattalar. Telefon ile ulaşılabilir durumdalar. İmkânım olsa idi, “Çocuklarının Dilinden Develili Osman Usta” diye bir kitap yazardım. Yazıdaki dedemin fotoğraflarını temin ettiğim dayım Numan Usta’ya teşekkür ederim. M. Orhan Cebeci kardeşime, emeklerinden dolayı teşekkür eder, Yaşayanların Hayatıyla Develi Kültürü’nün yazılı hale getirilmesine öncülük ettiği “Develi’de İz Bırakanlar” 2 kitabı çalışması için tebrik eder, başarılar dilerim. Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi
Jeofizik Mühendisliği Sismoloji Dalında Dünya’nın önde gelen kurumlarında Lisans Üstü Eğitim almış, Eğitimci, Araştırmacı ve Profesör olarak çalışmış olan Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL’in yüze (100) yakın bilimsel yayın ve sunumları bugüne kadar beş yüze (500) yakın bilimsel atıf almıştır. 2010 yılında Profesör olarak yurt dışından Türkiye’ye dönüş yapan Prof. Dr. ÖNCEL, Meslek Odalarında, STK ve Üniversitelerde Yönetici olarak görev yapmıştır. 2015 yılında Avrupa Birliği Bünyesinde yapılan bir çalışma ile Türkiye’de ilk 2000 bilim insanı arasında olma başarısını göstermiştir. Bilim insanı ve öğretim üyesi olarak çalışmalarına Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde devam etmektedir.
Osman Usta İle ilgili Yorumlar ve Anılar:
Benim gibi 70 yaşlarında olan aşağı Evereklilerin mekânıydı Osman Usta’nın kıraathanesi. Bütün kâğıt oyunlarını, okeyi, dominoyu oynamayı orada öğrendik. Hele hele goz oyunumuz vardı; iki 52 iskambilin karmasıyla 4 kişi ile oynanırdı. İyi insandı, Osman Usta. Aynı zamanda Aygösten’den komşumuzdu. Cümle geçmişlerimize Allah rahmet eylesin, âmin. (Mehmet Atay AKTULGA)
Osman Usta; Kasımpaşa’nın en değerli esnafı idi, ayrıca bizim gurbetçilerinde güvenilir babası idi. Eşi ve ailesi ile çok iyi geçinirdik. Kasımpaşa’nın en damarlı beyefendilerindendi. Saygın bir insan, hemşerilerinin bekçisi idi. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
(Yaşar USTA)
Aşağıdaki Fotoğrafın Hikâyesi
Lise yıllarından arkadaşım Fatih Bey Osman Usta’nın kahvesinin müdavimlerinden. Bir fotoğraf ve hikâyesini benimle paylaştığı için teşekkür ederim.
“Osman Usta’nın kıraathanesinde gençlik yıllarından anılarımız var. Develimizin meşhur koz (goz) oyununu arkadaşlarla oynuyoruz. Oyun oynadığımız yer kahvenin çay ocağı ile tuvaletin arası. Tuvalet gideri olan künkten kaçak varmış. Kahvenin zeminindeki betonun altındaki toprağı tamamen götürmüş ve yalnız üsteki kaymak tabaka beton kalmış. Burası bizim oyun oynadığımız masanın tam altı.
Oyunculardan biri heyecanla (goz) diyerek hızlıca masaya vurunca masanın zemini çöktü. Oyun oynayanlar ve iki üç seyirci kendilerini rögar çukurunun içinde buldular, bunu hiç unutamam.” (Fatih GANİOĞLU)

Çağdaş Develi Gazetesi, 02 Ekim 2020, Sayfa 7

Share
8.373 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Duayen Manifaturacı Muharrem Özkul Amca

    23 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Duayen Manifaturacı Muharrem Özkul Amca: 1928 yılında Develi'de dünyaya geldi. Ailesi askere geç gitsin diye iki yaş küçük yazdırmış. Babası Selamlardan Ömer Özkul'dur. Muharrem Amca'nın babası ikinci evliliğini yapıyor ve annesi evden ayrılıyor. Daha sonra Muharrem Amca büyük babası Yusuf'un yanında kız kardeşi ile birlikte yaşantılarına devam ediyorlar. Muharrem Amca'nın eğitim hayatı başlıyor. Bolu Orman Mühendisliği'ni kazanıyor ama babası beraber çalışacağız diyor ve göndermiyor. Askerlik çağı gelince Bitlis'te üç yıl askerlik görevini if...
  • DÜNYA KUCAKLAŞMA (SARILMA) GÜNÜ

    23 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Hayatın koşturmacası içerinde bazen kendimizi bazen de sevdiklerimizi ihmal ettiğimiz zamanlar olmaktadır. Özellikle son aylarda korona virüs nedeniyle yakınlarımızla, dostlarımızla mecburen görüşememekteyiz. Ayrıca soğuk, karlı ve kasvetli kış günlerinde insanların motivasyonları doğal olarak düşmektedir. İnsanların sıcak ve sevgi dolu bir kucaklaşması insana kendini iyi hissettirir. Bu günlerde manevi ruhu biraz yükseltmek için 21 Ocak tarihinde, “Dünya Sarılma veya Kucaklaşma Günü” kutlanmaktadır. Dünya Sarılma Günü, bir neden aramadan, her...
  • DÜNYA HİJYEN GÜNÜ

    15 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde temizlik önlemleri anlamında kullanılan hijyen, aslında Yunan Tanrıçası Hygeia adlı tanrıçadan gelmektedir. Hygeia, Yunan ve Roma mitolojisinde geçmekte olup, tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. İnsanlar, Bergama'daki Asclepius Tapınağı gibi tapınaklarda babası Asclepius'tan ve Hygeia'dan sağlık dilemişlerdir. Dünyanın ilk Hijyen Günü, Avrupa Hijyen Konseyi ve Türk ...
  • STATİK ELEKTRİK GÜNÜ

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Mutlaka hepimizin başına elektrik çarpması defalarca gelmiştir. Hiç beklemediğimiz birisine ya da bir yere dokunduğumuzda bir anda elektrik çarpması hissi yaşarız. Günlük hayatımızda biriyle tokalaştığımızda, arabadan inip kapı kolunu tuttuğumuzda, bir yüzeye dokunduğumuzda veya parkta plastik kaydıraktan kaymış bir çocuğa dokunduğumuzda ortaya çıkan karıncalanma hissi, statik elektriğin etkisinden kaynaklanmaktadır. Hatta aradaki akım geçişi sırasında oluşan kıvılcım gözle görülebilir ve çıtırtı şeklinde ses duyabiliriz. Bu akım geçici bazı k...