logo

09 Ağustos 2018

OSMANLI’DA CEBECİ OCAĞI

 

Cebeci Ocağı, Osmanlı ordusunda, silahların temin edilmesi, korunması ve sefer zamanında cepheye götürülmesiyle görevli kapıkulu ocağı idi. Ocağın mensuplarına, Cebeciler denilmekteydi. Kapıkulu ocaklarının yaya kısmında yer alırlar. Bölük ve cemaat olarak iki kısma ayrılan bu ocak, ok, yay, kılıç, kalkan, harbe, cebe, cevşen, tüfek, barut ve kurşun gibi dönemlerinin savaş malzemelerinin imali, muhafazası ve tamiri ile görevliydi. Savaş sonunda, silahlar ocak tarafından geri alınır, tamiri gerekenler tamir edilir, barış zamanında cephane adı verilen silah deposunda muhafaza edilirdi. Savaş zamanında bu malzemelerin cephelere dönemlerinin taşıma araçları filika ve palangalara götürülmesi de bu ocağın görevleri arasındaydı.
Ne Zaman Kuruldu?
Cebeci Ocağı, Fatih Sultan Mehmet zamanında kurulmuştur. Banisi Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’dir. İlk zamanlarda bu ocağın mensupları, Yeniçeriler gibi, Acemi Oğlanlar arasından seçilmekteydi. Bunlar, ocağa “şakirt” yani ‘öğrenci’ sıfatıyla alınırlar, sonra asıl Cebeciler arasına geçerlerdi. Maaş defterlerinden anlaşıldığına göre Cebeciler, 59 bölük ve 37 orta bölük olmak üzere 96 odaya ayrılmıştı. Cebeci ortaları, silah yapan, tamir eden, barutları geliştiren ve savaş araç-gereçlerini hazırlayan sınıflardan oluşuyordu. Bunların arasında ayrı bir sınıf olarak, humbara dökücüleri, barutçular ve lağımcılar da vardı.
Cebecibaşı ve Cebecibaşılık
Cebeciler’in en büyük subayına, Cebecibaşı adı verilirdi. Cebecibaşılık makamı boşaldığı zaman, başkethüda bu makama tayin edilirdi. Ancak bazen, Cebehâne başçavuşunun, hatta sonraları ocak dışından da, Cebeci başı tayin edildiği olmuştur. Cebecilerin, rütbe bakımından, Cebeci başı ve dört kethüdadan sonra sırasıyla, Cebeci Başçavuşu, büyük ve orta kumandanları, odabaşıları ve küçük subaylar gelirdi. Ocağın hesap işlerine “Cebeci Kâtibi” bakardı.
Bir minyatürde Cebeciler, başlarında iki ucu omuzlarına doğru sarkan ve dört tarafı yeşil çuha olan şebkülah denilen serpuşu giyerler ve merasim esnasında bunun üzerine tüy takarlardı. Cebeciler’in malûl ve ihtiyarları, ocaklarının kanunu üzere belli miktarda aylığa bağlanarak emekliye ayrılırlardı.
Cebeci Ocağı’nın en büyük subayı Cebecibaşı idi. Yeniçerilerin devlet merkezinde silah taşımaları, yasak olduğundan bunların talim zamanında kullanacakları tüfekleri Cebecibaşılar verir ve işleri bitince tekrar geri alırlardı. Cebeci Ocağı ihtiyacı olan silahları kendi atölyelerinde yapardı. Gerektiğinde bu malzemeler ocak dışında da yaptırılabilirdi. Cebeci başı ayrıca Ayasofya, Hocapaşa ve Ahırkapı taraflarının asayişini sağlamakla da görevliydi. Ocakta ayrıca dört kethüda ve bir de başçavuş vardı. Bunlardan başka bölük ve orta kumandanları ve bunların bir derece aşağısında odabaşıları ve diğer küçük subaylar bulunurdu. Ocakta Cebeciler Kâtibi ve kesedar gibi kalem subayları da bulunurdu. Bunların görevi ulufe ve malzeme defterlerini tutmaktı.

Kalelere silah ve cephane gönderilmesi, kalelerdeki cephanenin muhafazası, ocaktan gönderilen Cebecilerin göreviydi. Kalelerdeki cephane, silah, barut ve savaş malzemelerinin kontrolü de Cebeci başı tarafından yapılırdı. Cebecilerin kale görevleri üç yıl süreyle olurdu. Bu süreyi bitiren Cebeci merkeze alınır ve yerine bir başkası görevlendirilirdi.

Cebeci Ocağı’na girecek olanlar Acemi oğullarının arasından seçilirdi. Ancak daha sonra Cebecilerin evlenmelerine izin verilince, Cebeci çocukları da ocağa kaydedildi. Acemi Ocağı’nın bozulması üzerine dışarıdan kayıtlar da yapıldı. Cebecilerin sakat ve yaşlıları Ocak Kanunu gereğince emekli edilirlerdi. Emekli maaşıyla ocak maaşı beraber verilirdi.
Padişah veya sadrazam sefere çıkarsa, Cebecilerin hepsi sefere katılır, Serasker veya başka biri sefere gönderilirse belirli miktarda Cebeci sefere iştirak ederdi.
Cebeciler diğer Kapıkulu ocakları gibi orta denilen 38 bölüğe ayrılmıştı. Bunlardan birinci Cebeci ortası 59 bölüktü. Cebeciler tüfengi, kaygani, burgui tahir (temizleyici), perdahı, terzi gibi çeşitli sanat kollarına ayrılıyorlardı. Cebeciler arasında ayrı bir sınıf olarak humbara dökücüleri, barutçular ve lağımcılar da vardı. Cebecilerden serdengeçti yazılanlar da olurdu.
Cebehane Neredeydi.
Cebehâne, Ayasofya Camii karşısında, son devirde yanmış olan adliye binasının yerinde idi. Burada zabit ve neferlerin odaları, silah ve sair harp malzemesi tamirhanesi ve depo bulunuyordu. Cebehâne için lâzım olan mamul ve gayri mamul bütün eşya, bu depoda bulunurdu. Yeniçerilere ait cebe (zırh) üzerlerinin kumaşları, tolga kılıfları, zırh keseleri, meşin, bakır, pamuk ipliği, keten, çelik, kayık, tüfenk maşası, cebehâne ambarında bulunan eşyadan bir kısmıdır. Bunlardan başka kürek, kazma ve bunların sapları, tüfenk kundağı ve diğer imal edilmiş malzemeler, hep burada bulunur ve yapılırdı. Bu eşyadan gerekli olanların donanmaya ve kalelere gönderilme sorumluluğu Cebeci başı ya aitti. Cebehâne’de levazım azaldığı zaman, bu noksanı Cebeci başı divana arz eder ve noksanlar tamamlanırdı. Yeniçeriler, devlet merkezinde bulunurlarken tüfenk taşımaları yasak olduğundan, bunların talim zamanlarında kullanacakları tüfenkleri, Cebeci başı verir ve işleri bitince yine geri alırdı.
Kalelere silah ve cephane gönderilmesi, oradaki cephanenin muhafazası, Cebeci Ocağı tarafından gönderilmiş olan Cebecilere aitti. Bu kalelerdeki silah, cephane ve barut gibi harp levazımının muayeneleri ve işe yarayıp yaramayacağının tetkiki, Cebecibaşı tarafından yapılırdı. Kalelerde hizmet eden Cebeciler de, Yeniçeriler gibi üç sene müddetle kale hizmetinde bulunurlar ve sonra merkeze getirilip, yerlerine başkaları gönderilirdi. Bu cebecilerin başlarında zabitleri bulunurdu.
Savaşta Cebecilerin Görevi
Savaş zamanında, Yeniçerilere ait harp levazımatı, Cebeciler vasıtasıyla katır ve develerle nakledilir ve harp mıntıkasına girildikten sonra, kendilerine dağıtılırdı. Ordu, savaş meydanında yerini aldığı zaman, Cebeciler ordunun merkez cephesinin gerisinde bulunurlardı.
Cebecilerin sayıları, devirlere göre artıp eksilme göstermiştir. Kanunî devrinde sayıları 700 iken, 1570 yılında 4.000, Eğri Seferi’nde 3.000, IV. Murat devrinde 7.000-8.000 olmuş, 1702 yılında ise 2.500’e kadar indirilmiştir.1826 yılında, II. Mahmut, yeniçerilerle birlikte artan itaatsizlikleri dolayısıyla Cebeci Ocağını da kaldırmıştır. Cebeciler ’in kışlası Ayasofya Camii karşısında idi. Burada savaş malzemelerini tamir ettikleri bir atölye de bulunuyordu.
Cebeci Ocağı’nın kaldırılmasından sonra yeni bir kanun ile cephane efradı toplanmıştır. 1054 kişiden kurulu olan yeni Cebeciler sağ kol ve sol kol diye ikiye ayrılmışlardır. Bölükbaşının kumandanlığı altında idare olunan bu yeni teşkilat,
1860’a kadar varlığını korumuştur.
Cebeci Ocağı yalnız İstanbul’da değildi. Anadolu’da da Cebeci Ocakları vardı. Ankara’daki Cebeci semti, ismini bölgedeki ocaktan almıştır.

Cebeci Sülalesi 9.kez Sapanca’da toplanıyor.
Dünya şartları ve nüfus çoğalmasından dolayı bizler birbirimizi tanımaz ve unutur hale getirmiştir. Bizden sonraki nesillere birbirini seven ve tanıyan, iyi kötü gününde yanında olan nesil bırakmak düşüncesiyle dinimizin emri olan sıla-i rahim (Allah’ın rahmeti içinde dinimizin emri olan yakın akraba ile münasebet) kesenlerden olmamak düşüncesiyle bu toplantıları sizleri maddi ve manevi katkılarınızla yapmak için her sene Haziran ayının son haftasını CEBECİ SÜLALESİ’nin mensuplarını biraraya getirmek bizim görevimiz olmuştur.
Haziran ayı Ramazana geldiği bu yıl “Cebeciler Buluşması” 9 Eylül 2018 Pazar günü Saat 10.00’da Sapanca Balkaya Alabalık Tesisleri’nde yapılacaktır. Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan tüm Cebeciler de davetli olup kendilerini bu güne göre ayarlamalarını önemle rica ediyoruz.
Bizler birbirine sımsıkı bağlı büyüklerini sayan küçüklerini seven bir nesil olarak yetiştirmek, önümüze siyasi ve ekonomik durumu değerlendirerek, organize etmek CEBECİ’ ler olarak derneğimizce görev sayılmaktadır. Bu vesile ile tüm CEBECİ SÜLALESİ‘ ni sevgi ve saygı ile kucaklıyoruz. İş hayatınızda başarılar, aile hayatınızda mutluluklar diliyoruz. Cebeciler Derneği Başkanı Ethem CEBECİ.
Geçmişini bilmeyen geleceğe güvenle bakamaz. Sapanca’da Cebeciler buluşmasının mimarı Ethem Cebeci Ağabeyimi ve emeği geçenleri kutluyorum.
Not: Bu yazı tarihi muhtelif belgelerden ve kaynaklardan faydalanılarak hazırlanmıştır.

 

Share
3.256 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...
  • DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Toplum olarak ortak paylaştığımız yaşam alanlarının temiz tutulması bir vatandaşlık görevidir. Toplum içerisinde bulunan toplum bilinci ve sorumluluk duygusu kişinin ilk önce kendisine saygı duyması ile başlar. Yaşamsal alanların korunması, doğaya, yeşile sahip çıkılması ve çevre temizliğinin önemi herkesin ortak sorumluluğudur. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedi...
  • DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerind...
  • YAZARLARIMIZIN YAZILARINI OKURKEN

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Çağdaş Develi Gazetesi’ nin yayınlandığı 2003 yılından beri elimizden geldiğince haftalık bir değişik konulu yazı yetiştirmeye çalışırım. Bu yazıların hepsi Develi ile ilgili tarih, sosyal, kültürel, siyasî, edebiyat vb konulardadır. İnşallah, bu yazılar bir plan dahilinde yazılmıştı; kitaplaştırıldığında inanıyorum ki Develi kültürü ve medeniyeti adına değerli çalışmalar olduğunu hepimiz göreceğiz. Zira bu yazıların çoğu tabir yerindeyse iğne ile kuyu kazmak kabilinde yazılmıştır. Çünkü küçük yerlerde bilgi toplamak o kadar zahmetlidir. Fotoğr...