logo

ORGAN VE DOKU BAĞIŞI HAFTASI

Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de önemli sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Ülkemizde, organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısı her geçen gün artmaktadır. Özellikle kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar uygun organ bulunamaması durumunda hayatlarını kaybetmektedir.
Sağlam bir organı tıbbi koşullar altında, başka bir kimsenin işlevini yitirmiş organın yerine takılmasına, organ nakli adı verilmektedir. Organ nakli hayat kurtaran bir operasyondur. Yurdumuzda, yaşayandan veya ölüden organ veya doku alma 29 Mayıs 1979 tarihinde çıkarılan 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir.
Organ bağışı ise, bir insanın organlarının bir kısmını veya tamamını, henüz sağlıklı iken beyin ölümünün ardından başka insanlarda yararlanılmak üzere bağış yapma işlemidir. Diğer ifadeyle organ bağışının kan naklinden farkı yoktur. Hayat kurtarma anlamında sağlıklı olan her organ bağışlanabilir.
Vericinin tıbbi olarak öldüğü yetkili dört uzman doktor tarafından onaylanmalıdır. Verici sağlığında organ bağışı yapacağını resmi ve yazılı olarak bildirmemişse, ölüm anında yanında bulunan yakınlarından birinin yazılı izniyle organ bağışı yapılabilmektedir.
On sekiz yaşını doldurmuş ve doğru ile yanlışı ayırabilme yeteneğine sahip herkes, başta kalp olmak üzere Karaciğer, Böbrek, Akciğer, Pankreas, İnce Bağırsak, Dokular, Kornea Tabakası, Kemik İliği, Tendon, Kalp kapağı, Deri, Kas, Kemik gibi doku ve organları bağışlayabilmektedir.
Organ nakli ile kısaca bir tarihçe vermek gerekirse, yaklaşık 16. Yüzyılda başlayan organ nakli giderek geliştirilmiş ve 19. Yüzyılda insandan insana doku ve organ nakline başlanmıştır. Önceleri deri, damar, kas nakli şeklinde başlayan bu tedavi yöntemi giderek geliştirilerek kalp, karaciğer, böbrek, kemik iliği, kornea tabakası gibi hayati organların nakli aşamasına gelinmiştir. 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren bundan da başarılı sonuçlar alınmıştır. Artık organ nakli ülkemizde binlerce ölümcül hasta için bir ışık ve yaşama ümidinin kaynağı olmuştur.
Yurdumuzun her yerinde organları işlevini yitirmiş, makinelere bağlı olarak hayatlarını sürdüren çok sayıda hasta bulunmaktadır. Her yaştan binlerce hasta, organ nakli için sıra beklemektedir. Ülkemizde her türlü organların nakli başarıyla yapılmaktadır. Yaşayan bir kişiden alınan bir organ bir başka kişiye, bir ölüden alınan organlar ise birçok kişiye hayat vermektedir.
Ülkemizde her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında “Organ ve Doku Bağışı Haftası” olarak kutlanmaktadır. Bu haftada organ naklinin anlamı ve önemini anlatmak, organ naklini yasal ve tıbbı imkânlarla çözmek, organ bekleyen binlerce hastaya derman olabilmek için kutlamalar yapılmaktadır. Organ bağışı yapmak isteyenler, il sağlık müdürlükleri, hastaneler, organ nakli yapan merkezler, aile hekimliklerine başvurarak detaylı bilgi alabilmektedir.
Bazen kaza sonucu hayatını kaybeden birinin sağlam organları, birçok ölümcül hastayı hayata döndürebilmektedir. Bunun için ülkemizde çeşitli kurum ve kuruluşlar organ bağışı kampanyaları düzenleyerek toplumu bilinçlendirmektedir. Organ nakli bekleyen hastalar bir listeye alınmakta ve doku uyuşması sağlanan hastalara organ nakli yapılmaktadır.
Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, organ veya dokusu alınan kişinin ölmüş olması, organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken yakınlarının rızasının sağlanması gerektiğine dair fetva vermiştir. Ayrıca, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olmasının gerektiğini de bu fetva içerisinde belirtmiştir.
Birçok insan hasta yatağında organ bağışı olacak diye umut ile beklemektedir. Bu insanlara umut vermek organ bağışı yapacak olan insanların elindedir. Organ bağışının artması, daha fazla insanın hayat bulması anlamına gelmektedir. Ben de dâhil olmak üzere bu konuyu herkesin düşünmesini istiyorum.

Share
2.124 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir Portre Tevfik Yüksel Suyolcu ve Ailesi

    22 Ekim 2021 Köşe Yazarları

    1934 yılında Develi'de doğdu. Babası Öğretmen Hasan Suyolcu, annesi Mısırlılardan Şerife Suyolcu'dur. İlk ve orta öğrenimini Develi'de tamamladı. Kayseri Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1957 yılında askere gitmeden önce Develi Dumlupınar İlkokulu'nda iki yıl öğretmen vekilliği yaptı. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde yükseköğrenimini tamamladı. Petrol Ofisi Genel Müdürlüğü'nde çalışma hayatına atıldı. Aynı kurumda uzun yıllar Satış Organizasyon Şube Müdürlüğü ve Daire Başkanlığı yaptı. 1964 yılında Mısırlılar ailesinin kızı F...
  • DÜNYA KEKEMELİK GÜNÜ

    22 Ekim 2021 Köşe Yazarları

    Kekemelik, en genel anlamıyla konuşmanın akıcılığında, ritminde, vurgularında, tizliğinde ve ses birimlerinin çıkarılmasında ortaya çıkan bir bozukluktur. Kekemelik insanın içyapısını, özgüvenini, hayata bakışını, kendisine saygısını ve diğer insanlarla iletişimini etkileyen çok önemli bir olaydır. Diğer bir ifadeyle kekemelik, bireyin konuşmasının akıcılık ve zamanlama yönünden yaşına uygun olmayan bir biçimde bozulmasıdır. Kekemelik bilimsel çalışmalara göre dünyanın bütün kültürlerinde var olan bir konuşma bozukluğudur. Kekemelik üzerine çok...
  • ERMENİ OLAYLARI, İSYANLAR VE TEHCİR İLE SONRASI-2

    22 Ekim 2021 Köşe Yazarları

    Geçici Sevk ve İskân Kanunu Ermeni milliyetçiliğinin önemli propaganda unsurlarından biri olan okullarda, muallimler gerek derslerde yaptıkları sözlü anlatımlar gerekse kullandıkları ders kitapları ve araç-gereçleri vasıtasıyla, genç zihinleri biçimlendirmeye ve talebeleri milliyetçi hareketlerin öncüleri yapmaya büyük çaba sarf etmişlerdir. Ermeni komitacıları 1892 yılında Ermenileri isyana yönlendirme amacıyla yurt dışında bastırdıkları bildirileri Samsun, Merzifon, Yozgat ve Kayseri'de dağıtıp astılar. Bu gelişmeler üzerine Hükûmet gerekli...
  • Mısırlızade Dr. Tuncer Öztürk ve Ailesi

    15 Ekim 2021 Köşe Yazarları

    Dr. Tuncer Öztürk Mısırlızade ailesinin dördüncü kuşak temsilcilerinden. Mısırlızade İbrahim Feyzi Öztürk'ün oğludur. 28.06.1941 tarihinde Develi'de doğdu. İlkokulu Develi Merkez İlkokulu'nda, Ortaokulu Develi Merkez Ortaokulu'nda bitirdi. Liseyi Sivas Lisesi ve Ankara Kurtuluş Lisesi'nde tamamladı. Yüksek tahsilini 1960-1966 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı. 1966-1970 yılları arasında Ankara Zekai Tahir Doğumevi Hastanesi'nde doktor olarak görev yaptı. Askerliğini Ağrı Askeri Hastanesi'nde askeri doktor olarak...