logo

ÖMER SEYFETTİN’İN HAZİN SONU

Otuz altı (36) senelik kısacık; ancak muhteşem hayatına yetmişten fazla eser sığdırmış bir büyük edebiyatçı, düşünce insanı. Ancak ne yazık ki sonu bu muhteşem hayatını acındıracak, bizleri de utandıracak şekilde bitmiştir. Yürekler acısı bir durum! İçler acısı bir son!
Ömer Seyfettin, Kadıköy yakınlarında kiralık bir evde, tek başına yaşamaktaydı. Yakalandığı şeker hastalığından ne kendisi ne de doktorlar farkındaydı. Çünkü o dönemlerde ne diyabet ne de insülin biliniyordu.
Ömer Seyfettin, yemek yiyemiyor günden güne eriyordu. Bu sıkıntılı günlerinde onunla ilgilenen ise yakın arkadaşı Ali Canip’tir.
Ali Canip yanına sık sık uğramakta, evinden yemesi için yemekler getirmekteydi.

Ömer Seyfettin şeker hastalığı yüzünden sık sık ateşi yükseliyor ve şiddetli eklem ağrıları çekiyordu.
Hastaneye her gidişinde sürekli romatizma tedavisi uygulanıyor, hatta bol bol şekerli meyveler yemesi tavsiye ediliyordu.
Artık ağrıları iyice artar ve kronikleşir.
Hastaneye bu gidişinin, kendisi için son gidiş olacağını nereden bilebilirdi ki.
Tedavi boyunca hiç gözlerini açamıyor, yarı baygın halde sürekli yıllardır göremediği kızını sayıklayıp duruyordu.
Artık vücudu bu hastalığa daha fazla dayanamaz ve yenik düşer.
6 Mart 1920’de Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde hayata sahipsiz ve kimsesiz bir şekilde veda eder.

Asıl hazin son ise bundan sonra başlar. Hastanede kendisini tanıyan hiç kimse yoktur. Üstelik bir de sahipsizdir.
Hastane tanımadığı Ömer Seyfettin’in sahipsiz bedenini “kadavra” olarak kullanmaya karar verir.
Cesedinin çevresine tıp öğrencileri toplanır ve hastane görevlisi işleme başlamadan önce bir elini cesedin üzerine koymuş vaziyette hep beraber fotoğraf çekinirler.
Bu fotoğrafın hemen ardından Ömer Seyfettin’in başı testereyle kıtır kıtır kesilir. Ancak bu fotoğraf tesadüfen bir gazetede yayınlanınca onu tanıyanlar apar topar telaş içinde hastaneye koşarlar.
Başsız cesedi kurtarmaya çalışırlar. Eğitim seviyesi en yüksek olması gerek bir tıp fakültesinde bile onun tanınamayışı da bir ayrı garabettir.
Cenazesi Kuşdilinde Mahmut Baba haziresine dostları tarafından defnedilir.
Daha Bitmedi

Talihsiz Ömer Seyfettin’in cesedinin başına gelenler bununla da kalmaz.
Ölümünden 19 yıl sonra mezarı Asya’dan Avrupa’ya taşınır.
Gerekçe ise, Mahmut Baba haziresinin üzerinden yol geçecek olmasıydı!
Bu yüzden Ömer Seyfettin’in mezarı, 23 Ağustos 1939’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na nakledilir.

Edebiyatımızın bu ünlü isminin başına gelenler, böyle önemli isimlere, değil hayattayken; öldüklerinde bile hak ettikleri değerin verilmemesinin en acı kanıtıdır.

Bu durum ancak bizim gibi bir ülkede olur. Çünkü toplum olarak bilimle, sanatla, tarihle, edebiyatla ilgimiz hep sınırlı kalmıştır. Naçiz bedenine etmediğimizi bırakmadığımız Ömer Seyfettin üstadı, Allah rahmeti ile nurlandırsın. Mekânı cennet olsun. (Alıntı)

Share
1.967 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

#

ÖMER SEYFETTİN’İN HAZİN SONU” için 1 yorum

  1. Avatar ADEM BAKMAZ : diyor ki:

    Orhan bey ben Ömer Seyfettin in doğduğu memleketteyim . Ben Gönen de doğdum der amma doğduğu ozamanın kasabasına birdaha hiç uğramadığını söyler, babası Gönende görev yapmış bir zabittir yazarı ilk namaz hikayesi ile bilirim amma sizin anlattığınız hazin sonu üzülerek öğrendim.Acaba yazarımız neden unutuldu , ozaman tanınmadı. HAYIRLI RAMAZANLAR selam ve dua ile ADEM BAKMAZ Gönen

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darülaceze’de “Dünya Kayserililer Günü” Kutlandı

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    İstanbul’un en eski Kamu Yararı Derneği, Kayder İstanbul Şubesi Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın, Diriliş Postası Gazetesi’nin ve Darülaceze Başkanlığı’nın katkılarıyla “Dünya Kayserililer Günü” etkinliğinin 2.si 08.02.2020 tarihinde Cumartesi günü saat 14.00’te Darülaceze Darülfünun salonunda gerçekleştirildi. Programa hava muhalefeti nedeniyle Kayseri milletvekili Av. Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve diğer Kayseri milletvekilleri, il...
  • TÜRK HAVA KURUMU KURULUŞ GÜNÜ

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    Bir havacılık eğitim kurumu olan Türk Hava Kurumu (THK), 16 Şubat 1925 tarihinde, yüce önderimiz Atatürk'ün “İstikbal Göklerdedir” öngörüsüyle kurulmuştur. THK, önce 16 Şubat 1925'de “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla kurulmuş, 24 Mayıs 1935 tarihinde yapılan 6. Kongresinde ise “Türk Hava Kurumu” adını almıştır. Türk Hava Kurumu, Türkiye'nin sivil havacılık alanındaki en eski ve köklü kuruluşudur. Ankara'nın Etimesgut ve Eskişehir'in İnönü ilçelerinde iki önemli merkezi bulunmaktadır. THK, havadan yangın söndürme, hava ambulans, hava taksi, sivil ...
  • DEVELİ’DE BİR SES,BİR NEFES : MUSTAFA AKDOĞAN

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    Erciyes Dağı’nın eteklerinde kurulan ve İç Anadolumuzun şirin bir ilçesi olan Develimiz; nice yıllar ilmî-fikir ve devlet adamları Çanakkkale Cehenneminde 200’ün üzerinde şehidi ile de tarihimize damgasını vurmuştur. Develi’den geçen güzel insanlarından birisi de hayatının baharında (1914-1955 ) aramızdan ayrılan; hem terzi, hem tüccar, hem gazeteci, udî, DP’nin kurucu başkanı Mustafa Akdoğan’dır. Daha çok DP kurucu başkanı ve Develi’de ilk özel gazeteyi çıkararak gündemi tutan Mustafa Akdoğan’ın Arap harfleri ile yazdığı mektupları, dilek...
  • Gurban Olduğum

    07 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    On beşten altmış beşe ahret mektebi, Her zaman hak doğru söyledi dili, Dünya onun için demir leblebi, Zar ahu zarına gurban olduğum. Yanardağ nedir ki onun adı var, Seyrani patlarsa bu cihan yanar, Gerçeği söyleme sana sürgün var, Yoluna yönüne gurban olduğum. Padişah da bu şakşaka özenmiş, Sırmalara kaftanlara bezenmiş, De Seyrani de, beni beni öv demiş, Sazına sözüne gurban olduğum. Midesi de kesesi de dolmamış, Sıratı müstakimden ayrılmamış, Yokluğun önünde selam durmamış, İzzet onuruna gurban olduğum. Ateşten gömleği...