logo

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN ANLAMI

1573

Ulu Önder Atatürk bir nutkunda: Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. (1925, İzmir) (Bu yüzdendir ki Öğretmenler, insanları eğiten, onlara sorumluluk duygusunu aşılayan, iyiyi doğruyu, güzeli ve faydalı olanı öğreten, ülkemizin geleceği ve teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin kişilik olgusunun istenilen yönde gelişimine katkıda bulunan fedakâr insanlardır.
Daha yakın bir zamana kadar memleketimizin en ücra köylerinde devletimizi temsil eden,hizmet götüren kesim kabul edelim ki öğretmenler ile din adamlarıdır!Bu itibarla köy mezarlıklarında yabancı bir isme rastlarsanız biliniz ki bu kişilerin çoğu öğretmenler ve din adamlarıdır!
Bir milletin büyüklüğü eğitim kalitesi ile orantılıdır.Eğitim ve öğretimin ise temel direği öğretmenlerdir. Zira onlar bir mum gibi öğrencilerini yetiştirme uğruna,onları aydınlatma uğruna kendilerini yıpratırlar fakat bir mum gibi de erirler.Atatürk’ün yukarıdaki hassasiyeti de bu sebeptendir. Cumhuriyeti kuranların en büyük hizmetlerinden biri de öğretmenliğe verdikleri değerdedir.Nitekim Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Atatürk’e “İşte memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz” diye sorulduğunda O, “Eğitim Bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir” diyerek eğitim ve öğretime verdiği büyük önemi ifade etmiş ve daha sonrasında memleketin selameti ve istikbali için bu alanda köklü değişikliklere imza atmıştır.Latin alfabesinin kabul edilmesinden sonra 24 Kasım 1928’de açılan Millet Mektepleri ile okuma yazma seferberliği başlatılmış, bu alanda yürütülen gayret ve çabalara Başöğretmen sıfatıyla katkı sağlamıştır. İşte bu sebebledir ki Millet Mektepleri’nin açıldığı tarih ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, ülkemizde 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.
Tevfik Fikret bir vesile ile “Aklı hür, vicdanı hür,irfanı hür” nesilden bahseder.Vicdana ve nesillerin beynine hitap eden etkenler içerisinde en önemli etken öğretmenlerdir.Ama hangi öğretmenlere?
Türk devletinin önünde siyasi taşkınlıkların yanında en önemli konular ise hızlı nüfus artışı ve iç göçler yanında ekonomik zorluklardır. Bu çarpıklıklardan en çok etkilenen kesim ise öğretmenler dünyamızdır.8oo bine yaklaşan öğretmenlerimizin adam gibi kendi menfaatlarını savunacak, fikir beyan edecek adam gibi bir sendikadan yoksundur. Düşüncelerini açıklamada özgür değildir. Birçok öğretmenimiz adam gibi bir tatil yapamamaktadır. Hele köylerde görev yapan nice öğretmenimiz köy tarımından faydalanmanın yollarını aramaktadır. Hasılı ailesi içerisinde bile adam gibi onurlu yaşayamamaktadır, dersek yanlış olmaz.Evet !Düne göre hayat şartları daha güzel,daha iyi ama dünya standartlarını bırakınız bölgesel farklar arasında bile bir denge kurulamamıştır. Yıllar içerisinde gerek öğrenci olaylarında,gerekse terörde güvenlik güçleri dışında en çok şehit verilen,kaçırılan kesimlerden öğretmenler hala kurtulamamışlardır.
Bütün bu sıkıntılara rağmen şerefiyle, onuruyla görev yapmaya gayret göstermektedirler.Bir de rotasyonun sebep olduğu bölünmüş aile hayatları işin cabası.
Son dönemlerde artık bu gerçekler göz ardı edilemiyor. Siyasi irade ihtiyaca binaen daha çok öğretmen alıyor. Sosyal hayatlarını düzeltmek ,dengelemek için yeni teklifler sunuyor! Bunların bir kısmının uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz. Ancak sosyal hakların iyileştirilmesi konusunda ise daha çok gayret edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.Bu iyileştirilmede sadece aktif görevdeki öğretmenlere değil yanında eğitim dünyasında bir ömür tüketmiş emekli öğretmenlerimiz de dikkate alınmalıdır. Ama mutlaka alınmalıdır!
Bu anlamlı gün vesilesiyle öğretmenler günümüzün hayırlara vesile olmasını diliyoruz.Hepsine uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz. Ahirete göçen nice değerli hizmetlere fedakarca imza atan tüm hocalarımıza da Yüce Mevlâ’dan rahmet diliyoruz.

Share
973 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hayırsever İş Adamı Mehmet Palamut

    04 Aralık 2020 Köşe Yazarları

    Kayseri Üniversitesi Develi Seyrani Kampüsüne bir eğitim kurumu bırakarak adını geleceğe taşıdı ve ahirete göçtü. Hayırsever Mehmet Palamut Ağabey, doğduğu topraklara bir eğitim bloku ile iz bıraktı. Hayırsever Mehmet Palamut: 25.04.1941 Tarihinde Develi'de doğdu. Babasının adı Yusuf, Annesinin adı Emine'dir. Abdülbaki Mahallesi'nde eski deyimiyle Meteris Semti'nde evleri vardı. Zekiye Yavuz, Mehmet, Mustafa, Ahmet ve Ömer beş kardeştiler. Mehmet Palamut 1955 yılında İstanbul'a geldi. Beyazıt- Çarşıkapı Medrese Çıkmazı Emek Han'ın girişinde ...
  • VAKIFLAR HAFTASI

    04 Aralık 2020 Köşe Yazarları

    İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla 1985 yılından beri “Vakıflar Haftası” kutlanmaktadır. Vakıf, bir kişinin belirli bir hizmetin yerine getirilmesi ya da başkalarının yararlanması için ya malını ya parasını ya da mülkünü bağışlayarak oluşturulmuş bir kuruluştur. İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günlerini paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasında...
  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...