logo

07 Ağustos 2020

O BİZİM ERCİYESİMİZDİ

Kuruluşundan bugüne Derneğimizin Hafızası adlı yayına hazırladığım kitabımızda Başkanımız merhum Zeki Sevimay’a ait bölümünü kızı Devrim Hanım’dan yazmasını rica ettim. Ulusal medyada uzun müddet gazetecilik yapan değerli hemşehrim ailesi ile ilgili yazısını fotoğraflarla ölümsüzleştirdi. Buraya aldığım o yazıdan çok küçük bir bölüm. Tamamı ileride kitabımızda yayınlanacak. Devrim Hanım’a ilgi ve alakasından dolayı çok teşekkür ediyor, Başkanımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Devrim Hanım Sevgili Babası Zeki Sevimay’ı anlatıyor:
Gazeteci olan Devrim Devecioğlu Hanım’a babasını anlatmasını rica ettim, o da bakın hemşehrileriyle hangi aile anılarını paylaştı:
Zeki Sevimay’ı tanımayanlarına anlatmak, tanıyanlarıyla yad etmek için yaşamından değil, müsaadenizle cenaze gününden bir anekdot paylaşacağım; sonra dilerseniz varın bu insanın hayatı nasıl geçmiştir, bu insan nasıl biridir, kendiniz tahayyül edin.
Babamızla bir sohbet esnasında konu konuyu açtı ve “o veda günü gelip çattığında her şeyin nasıl olmasını istersin”e geldi. Babamız yaşamayı çok seven, ama gelen her üzüntüye de “buyursun hoş gelsin” diye kollarını açabilen cesur ve çelebi bir yapıda olduğu için “ölüm”den de çok rahat bahsedebilen bir insandı. Erciyes’in göğü gibi mavi gözleriyle tebessüm ederek bize dedi ki;
“Mümkünse şunları isterdim: Cenazemi Üsküdar Büyük Selimiye Camii’nden kaldırın. Beni son görev yaptığım Boğazdaki Anadolu Kavağı’na gömün. Evde duamı emmioğlum Mahir Öğretmen (Sevimay) okusun. Ve en önemlisi ardımdan ağlayın tamam, ama sakın yüksek sesle feryat etmeyin. Çoğu düğün ve cenazede kalbi kırılanlar olur, sakın benim cenazemde kimsenin kalbi kırılmasın. O gün gelecek herkesi çok değerli bir misafir olarak kabul edin ve onlara öyle hizmet edin.”
Bunları konuştuktan yaklaşık üç ay sonra canımız babamızı Ankara GATA Hastanesi’nde kaybettik. İstanbul’a getirmek üzere cenazeyi teslim almaya gittiğimizde hiç unutamayız sabah daha 9 olmamıştı, fakat asker emeklisi 75 yaşındaki sınıf arkadaşları ve hatta babamızı tanıyıp seven çocukları ceketlerini giymiş, kravatlarını takmış morgun başında adeta hazırolda bizi bekliyorlardı. Tüylerimiz diken diken olmuştu. Sadece onlar mı? Babamızın ameliyatına giren çok değerli kalp cerrahı komutanımız da doktor önlüğünü çıkarıp, tam tekmil asker üniformasıyla gelip babamın başında selam durdu. Acımızın içinde kıvancı da vefa duygusunun güzelliğini de aynı anda yaşattılar bize.
O Bizim Erciyes Dağımızdı:
Önümüzde ambulans, içinde bizim Erciyes dağımız babamız, yanında onu bir saniye bile yalnız bırakmayan torunu Cem Kurç, arkadaki arabada bizler, bu şekilde İstanbul GATA’daki morga geldik. Hava çoktan kararmış, her yer tıpkı kalbimiz gibi buz kesmişti. Fakat bir de ne görelim, morgun önündeki karanlığın içinden epey kalabalık bir insan grubu bize doğru yürüyor. Meğer babamızın can’ları onu karşılamaya bizleri de sarmaya gelmiş. O kalabalığa o kadar şaşırmıştık ki, bir anda acımız hafiflemişti.
Ve ertesi gün oldu. Babamızı Haydarpaşa’dan alıp arzu ettiği gibi Üsküdardaki Büyük Selimiye Camii’ne götürdük. Bizim cenazemizden önce Allah rahmet eylesin değerli bir paşanın cenazesi varmış. Sonra biz gelmişiz. Çok soğuk bir gün olmasına rağmen değerli Başkanımız Sayın Orhan Cebeci de dahil olmak üzere vefakar pek çok hemşehrisi de veda için avludalar. Gerçi tam olarak kim var, kaç kişi var, bizim gözümüz görmüyor, biz anca her gelen can’la sessizce ağlayıp güçlükle ayakta durabiliyoruz. Ama askeri tören için hazır bekleyen erlerden birinin dikkatini çekmiş olmalı ki, gelip içimizden birine şöyle demiş: “Az önce buradan bir paşamızın cenazesi kalktı, bir avuç insan ya vardı ya yoktu. Şimdiki cenaze bir astsubayın, ama cami tıklım tıklım.” O er bilse ki, Ankara’dan gelirken biz hiç kimseyi arayıp haber verememiştik bile.
Elbette alnımıza yazılmış son vedanın şekli hepimiz için aynı olmayabilir ve bu törenler insanlığımızla ilgili tek başına bir ölçü de değildir. Ancak biz o cenazede “Babanızın bana şöyle bir faydası olmuştu” diyen hiç tanımadığımız insanlarla tanıştık. Biz o cenazede “Şimdi kimle dertleşeceğim” diye ağlayan çocuk gördük. Sözün özü biz o cenazede bir insanın sadece tanıdıklarının hatırını sorarak, onların zor günlerini paylaşıp sevinçlerine ortak olarak, insanlara kötü gözle bakmak nedir bilmeyerek, kimseyi eleştirmeyip olduğu gibi kabul etme yüceliğini göstererek, kadın erkek, zengin fakir, okumuş okumamış, o dinden bu ırktan, yaşlı veya çocuk hiç kimseyi birbirinden üstün ya da aşağıda görmeyerek, yani sermayesi sadece “insan sevgisi” olan bir adamın elde ettiği “zenginliği” gördük.
Peki bu Zeki Sevimay’ın hiç mi kötü huyu yoktu derseniz; üzerinize afiyet koyu Fenerbahçeliydi. Hatta şakasına da olsa tabutuna küçük bir Sarı-Lacivert bayrak koymamızı istemişti. Bir de tavlayı ağzıyla oynardı, mübarek hangi zarı istese o gelirdi. Nefsine yenik düştüğü ise sadece iki şey vardı: Bir sigarası bir de Develi cıvıklısı…

KÖTÜ UYKUNUN ÜLKESİNDEN

Güzel şiir okumasıyla tanınan ve kendisinin de şiir denemeleri olan Zeki Sevimay’ın İstanbul’da Astsubay Okulu’nda okurken çok sevdiği annesi Fatma Hanım’a ithafen yazdığı şiiri:

Anneciğim,
Bir gün okursun umuduyla
Kefenime yazıyorum bu şiiri,
Gecelerimin simsiyah
mürekkebiyle.

Kötü uykunun ülkesine
Unutup yanıma azık almadan
çıkmışım
Unutkanlığımı gençliğime bağışla,
Acıktım.

Bir oda dolusu gün ışığı getir
Bulamazsan bir el feneri,
Bir mum…
Aydınlatıver şu bitmez
gecelerimi…
Korkuyorum.

Bir çıkın yap tüm renklerden
Bir sepet doldur yemişlerden
Ve bir testi de yosun kokan su
Unutma anneciğim, unutma,
bir de
Babamın odasındaki asılı udu…

İstediklerimi sen getiriver
Buralara postacının uğradığı yok
Sırtım delindi arka üstü yatmaktan
Çok acı duyuyorum böylesi
Unutma da geldiğin zaman
Yüzü koyun çeviriver…
(Z.S.)

Çağdaş Develi Gazetesi, 07 Ağustos 2020, Sayfa 7

Share
7.062 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...
  • DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Toplum olarak ortak paylaştığımız yaşam alanlarının temiz tutulması bir vatandaşlık görevidir. Toplum içerisinde bulunan toplum bilinci ve sorumluluk duygusu kişinin ilk önce kendisine saygı duyması ile başlar. Yaşamsal alanların korunması, doğaya, yeşile sahip çıkılması ve çevre temizliğinin önemi herkesin ortak sorumluluğudur. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedi...
  • DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerind...
  • YAZARLARIMIZIN YAZILARINI OKURKEN

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Çağdaş Develi Gazetesi’ nin yayınlandığı 2003 yılından beri elimizden geldiğince haftalık bir değişik konulu yazı yetiştirmeye çalışırım. Bu yazıların hepsi Develi ile ilgili tarih, sosyal, kültürel, siyasî, edebiyat vb konulardadır. İnşallah, bu yazılar bir plan dahilinde yazılmıştı; kitaplaştırıldığında inanıyorum ki Develi kültürü ve medeniyeti adına değerli çalışmalar olduğunu hepimiz göreceğiz. Zira bu yazıların çoğu tabir yerindeyse iğne ile kuyu kazmak kabilinde yazılmıştır. Çünkü küçük yerlerde bilgi toplamak o kadar zahmetlidir. Fotoğr...