logo

Mutlu Olmak İstiyorsak

Yüce Peygamberimiz, “mutlu olmak için, insanın gönlünü ve kafasını kin ve nefretten arındırmalıdır demiştir”. Bunun da ancak başkalarından çok az şey beklemek, fakat onlara çok şey vermekle mümkün olacağını ifade etmiştir. İnsanı mutluluğa götüren reçeteyi de şöyle zikretmiştir: “Yaşamını sevgiyle doldur. Sakın bencil olma, diğer insanlara daima yardım et.
Elinden geldiği kadar çok çalış. Unutma ki insana şevk veren ve insanı yücelere götüren mutluluğun kaynağı başkalarını kendin gibi düşünmektir.” İşte bunun adı sevgidir. Doğayı sevmek, tüm canlıları sevmek, İnsanı sevmek. Yani Yunus’un söylediği gibi yaratılanı Yaratandan dolayı sevmek”.
Unutmayalım ki sevgi neredeyse mutluluk da oradadır.
O nedenle mutlu olmak istiyorsak sevmeyi öğrenmeliyiz. Bunun yolu ise öncelikle kendimize güvenmeliyiz. Yani kendimizle, bedenimizle, düşüncelerimizle, ruhumuzla sağlıklı olduğumuzu hissetmeliyiz. Yaşamanın çok güzel bir duygu olduğunu, sahip olduğumuz ve ileride sahip olacağımız şeylerden dolay Allah’a hamd ederek hayatı sevmeliyiz ve güne sevgi ve muhabbetle başlamalıyız.
Aksi halde sürekli bir taraftan korku, öbür taraftan da suçluluk duygusu olmak üzere, iki duygunun arasında yatıp kalkarsak, istediğimiz kadar uyku hapı alalım, hiçbir faydası olmayacaktır. Şunu asla hatırdan çıkarmayalım: “ Huzur dolu ve sakin bir dimağa kavuşmanın yolu hem kendimizle hem de çevremizle barışık yaşamakla mümkün olur.
İnsanın içindeki korkuları, çevrelerindeki olumsuz koşulları, engelleri ve küskünlükleri ancak çıkarsız, menfaatsiz bir yaşam biçimi ile aşabilir. Aksi halde kinini ve nefretini uzun süre canlı tutan, bu duyguları yaşamının bir parçası haline getiren insan hem maddi hem de manevi hastalıklara karşı direncini azaltır, o yüzden de fiziksel ve ruhi hastalıklalar vazgeçilmez bir yaşam tarzı olur.

Share
1.269 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...