logo

Mustafa Akdoğan Amca’nın Anısına

Demokrat Develi Gazetesi imtiyaz sahibi Mustafa Akdoğan 2.2.1955 Çarşamba Günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Akdoğan’a tanrıdan rahmet ve kederli ailesine başsağlığı dileriz…
Demokrat Develi Gazetesi

Develi Lisesi Yatılı 5.Sınıf Öğrencilerinin Taziyesi;
Değerli arkadaşımız Ahmet Akdoğan’ın babası Demokrat Develi Gazetesi’nin sahibi Meclisi Umumi Azası Mustafa Akdoğan’ın ansızın vefatı üzerine duyduğumuz teessürlerimizi bildirir kederli ailesine baş sağlığı diler, acılarını paylaşırız. Diye 2.2.1955’te çıkan gazete ile duyurulmuş.
66 yıl önce çıkan gazetede onu çok seven bir arkadaşının Merhum Öğretmen Amcam M.Taki Cebeci bir yazı kaleme almış. Üzüntüsünü ve duygularını anlatan gazetedeki yazısını siz değerli hemşehrilerimle paylaşmak istiyorum. Vefatının 66. yılında Mustafa Akdoğan Amca’yı rahmetle anıyorum.
Yazık Oldu Akdoğan’a!…
Ömrümün henüz baharı diyebileceğimiz bir çağında aramızdan ayrıldı. Ömür Akdoğan’a, Akdoğan da bizlere vefa etmedi. Kendisi için sevgi dolu gönüllerimizi de yedi tane yavrusu gibi yetim bırakıp gitti. Onun için yüreklerimizde saklanan duygular, ölümünün varlığımızı sarıp dağlayan ateşi ile damla damla eriyip gözyaşlarına inkılap etti. Vakitsiz ölümü ile kapanan tertemiz mazisinin muhasebesine onun hatıralarımızda kalan içli duygulu hüviyetiyle, yüreklerimizi kavuran mateminden başka kaydedecek bir şey bulamıyorum.
Sessiz, mütevazı hatta biraz da çekingen diyebileceğimiz mizacının maskelediği çok asil ruhu ile sapasağlam karakterinin kavradığı şahsiyetinde muhitine hürmet ve itimat telkin eden bir hali vardı. Ne samimi, ne vefalı bir insandı yarabbi.
Onunla ilkokul çağlarında başlayan aşinalığımız daha sonra çocuklarının hocası olduğum zaman kemalini bulmuştu. Bana hocalığın manevi zevkini en çok tattıran rahmetli Akdoğan olmuştu. Akdoğan, hayatının en büyük zevkini çok zeki olan çocuklarının eğitim ve öğretimiyle yakinen ilgilenmekte bulunurdu. O her zevki her muradı bu çok kabiliyetli çocuklarının parlak ümitler vadeden istikbalinde aramıştı. Ama ne yazık ki ömrü vefa etmedi muradı karnında kaldı.
Bütün memleketi arkasından ağlatan Akdoğan lekesiz isminden başka çocuklarına bir tek kuruş miras bırakmadan göçüp gitti. O en büyük mirası cemiyete bıraktı. Her biri bir pırlanta değerinde olan müstesna zekâlı yedi çocuğu.
Yıllardan beri pençeleştiği meşum bir hastalığa siperlerinde saklanıp sinsi sinsi fırsat kollayan zalim ecel onu gafil avladı. Kahpece bir gece baskını ile onu teslim aldı.
Sabahın erken saatlerinde, kapısının önüne çatılan ocağın yükselen dumanı, ecelin zaferi gibi dalga dalga yayılırken hazin ölüm haberi bir yıldırım süratiyle kasabanın dört başına dağılmıştı. Cenazeye katılan, şimdiye kadar Develi’de misline rastlanmayan kesif kalabalığın umumi hürmet ve muhabbet duyguları ile çelenklenen tabutunu eller üstünde taşıyarak geçtiğimiz sokaklarda damları dolduran yaşlı anaların hıçkırıkları kafileyi takip ediyor, yaslı bacıların ince, soluk yaşmakları ile kuruladıkları kanlı gözlerinden onun üstüne tanrının rahmeti gibi kanlı yaşlar dökülüyordu.
Onu bir demet gül gibi kara toprağın soğuk kucağına terk eden ellerimiz bomboş, böğrümüzde dönerken dudakların ittifak halinde fısıldadığı sıcak nefes onun ruhuna okunan Fatihalardı.
Yazık oldu Akdoğan’a çok yazık oldu.
Vefatından sonra gazetenin sahibi Mustafa Süllüoğlu, Yazı işleri Müdürü: Avukat Mustafa Süllüoğlu. İdarehane: Fenese Çarşısı No:143 Develi.
Basıldığı yer: Hâkimiyet Matbaası Kayseri Yıl: 1, Sayı: 9 Pazartesi Günleri Çıkar Siyasi Gazete Fiyatı 10 kuruş
Gazetedeki yazı böyle sona eriyordu. Amcam Taki Bey merhum Mustafa Akdoğan amcayı çok severdi. Çok sevdiği insanı kaybetmesi ve yedi çocuğunun yetim kalması onu çok etkilemişti. Rahmetli Amcam eğitimli ve yardımsever bir insandı.
Duygulu iki şiiri haftaya bu sayfada…

Çağdaş Develi Gazetesi, 19 Şubat 2021, Sayfa 7

Share
9.274 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...