logo

MİLLİDERE

 

1573

Kısmen de olsa annemin köyü. Aile hayatımızda nice hatıraları saklı tutan ve belki de en çok ziyaret ettiğim köy.Köye girişte olan mezarlığında nice yemeklerini yediğimiz,misafirperverliğin en güzel örneklerini gördüğümüz nice Cennetlikler.Savaş hatıralarını dinlediğimiz gaziler.
Köyün ortasındaki hayvanların sulanması için yapılmış küçük gölet.Etrafındaki söğütler.O meşhur kuyusundan su çeken köy güzelleri.Ya hasat döneminde harman yerlerindeki canlı ve hararetli günler.Ya o taşlı sopalı kavgalar.Denir ki :Millidereliler çocuklarının beşiğini sallarken:Taşa sarıl,taşa sarıldiyerek öğütlerlermiş.Kavgacı bir ruh dünyası.Köyün harmanları hep taşlık.Ya daha on,on iki yaşında iken eşek üzerine yayma atarak saman getirdiğim günler…Millidere bizim için farklı bir köy.Zira kökümüzün bir kısmı burada.

1670
Millidere adı Osmanlı arşivlerinde Meyillidere olarak geçer.Demek ki köy zaman içerisinde Millidere halini almıştır.Burası bir rivayet, Aksaray’a kadar uzanan yer altı şehri ile İki Tepe mevkiinde bulunan kilise kalıntıları ile eski bir yerleşim yeri olduğunun belgesidir.Adı ile ilgili olarak bir anlatı yaygın ise de hiçbir belgesi ve dayanağı yoktur. Köyün en az 15oo yıllık bir geçmişi olmalıdır. Köy Madazı, Ayvazhacı, Çöten, İncesu ile komşudur.
Develi’ye 7 km. uzaklıkta olan köyün nüfusu 500’ü geçmemektedir .1991’de 75 hane ve nüfusu da 450 kişidir.Köyün en geniş aileleri: Arıcılar, Çavdarlılar, Karatanlar, Köseler, Turhallar …Elde ettiğimiz arşiv belgelerine göre, Danişmendli Türkmenlerinden Cevanişür ve Kaşıkçılar cemaatları,iskan bölgeleri olan Hamid,Kütahya, ve Karahisar Sancaklarında iskanı kabul etmeyerek çesitli şehirlere dağılmışlardı.Bunun üzerine o yıllarda Niğde’ye bağlı Develü mukatasına tabi olup burada ziraat ile meşgul olmak üzere yerleştirilmişlerdir.1708’lerde buraya gelen cemaatlara, daha sonra Erzurum bölgesinden de gelen aşiretler katılmışlardır.
Köyün yaşlılarından olan Hacı Mustafa Arıcı da bunu doğrulamakta ve: Bu köyün etrafı ormanlıkmış.Hayvan ve arı yetiştirmeye çok müsaitmiş.Bu bakımdan buraya göçebe Türkmenler gelip yerleşmişlerdir,demektedir.
Köye ilkokul 1958 yılında yapılmıştır. Bir de güzel bir camii vardır. Köyde okuma yazma bilmeyenler yok gibidir.Ancak bu okulda görev yapan bir öğretmenimiz velilerin okula karşı ilgisizliklerini ve okul öncesi ailelerin çocuklarına eğitim konusunda duyarsızlıklarını belirtmektedirler.
Kara ikliminin hakim olduğu burada bazen-25 dereceler görülür. Isınmada odun,kömür ve tezek kullanılmaktadır.Ekonomisi büyükbaş hayvancılığına, tarıma ve kısmen de arıcılığa dayalıdır.İnşaat işçiliği de çok önemlidir.Evlerinin çoğu taştandır ve damları da toprak örtülüdür.Tarımda buğday,çavdar,arpa,ay çiçeği ve mercimek,nohut önemli yer tutar.İnşaat işçiliğinde sıvacılıkta ileri seviyededirler.Bu bakımdan gençlerin bir kısmı Ankara gibi büyük şehirlere göçerler. Elektirik bu köye 1974 yılında gelmiştir.Nimetlerinden de faydalanmaktadırlar.
Aileler birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdırlar.Eskilerde dini nikah daha önemli iken artık yeni nesil hem dini ve hem de resmi nikahıtercih etmektedirler.Evlilikte görücü usulü hala esastır.Örfi hukukta İslami unsurlar esastır.Köyda dayanışma imece usulü iledir.Misafirlere karşı çok hürmetlilerdir.
Bir zamanlar futbol takımı da olan Millidere köyünde çarpılma,nazar,gibi inançlar mevcuttur.Bunlara karşı muskalar yazılır ve hocalara okutulur.Köyde gelenek ve görenekler süreklilik arz eder.Yağmur duası,ölüm,düğün,nişan,hasta ziyareti vb. uygulamalar örf ve ananelere göre mutlaka yapılır.Köyde başlık parası yoktur.Kızlar küçük yaşta evlendirilirler. Düğün arifesinde “Bayrak kaldırma” olayı ve Türk düğünlerinin genelde olmazsa olmazı “Güveybaşı” mutlaka olur ve bu gelenek devam ettirilir.
Hasılı Milliderelililer misafir bekliyorlar!Çağdaş Develi,17.06.2015

Share
1.786 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...