logo

MEVLİT KANDİLİ MÜNASEBETİYLE

Aşağıdaki şiir arşivimize nasıl geldi hatırlamıyorum.Böyle tek parça halinde 40 değişik parça şiir, zayi olmasın,yıpranmasın ilerde bir yazımızda kullanabiliriz düşüncesiyle kalın bir defterin sayfaları arasına koymuş ve altlarına da günümüz Türkçe’sini yazmışız. Mevlit Kandili münasebetiyle farklı bir bilgi kaynağı bulabilir miyiz diye arşivimi karıştırırken bu defterim elime geçti. Değerlendirmek üzere aşağıdaki şiiri ele almanın uygun olduğunu düşündüm.
Şiir Eyyûb adlı bir şaire ait görülüyor ise de şiirin tamamı bu olmasa gerek!O zaman bu perakende şiirimizin tamamı bu kadar ise şiirimizin şairini Eyyûb adlı bir şairi kabul etmemiz gerekiyor.Hayır, mahlasın geçtiği beyit elimize geçerse o zaman gerçek şairini bulmuş oluruz ki yeni bir şairimiz veya o şairimizin yeni ,yayınlanmamış bir şiirine kavuşmuş olacağız!Fakat görünen o ki metinde adı geçen şairimizi yani Eyyûb adlı şairi şimdilik şiirimizin şairi olarak kabul etmekten başka çaremiz yoktur.Hoş!Şairinin ismi önemli midir?İşin ciddiyeti bakımından bizce elbette önemlidir.Belki erbabı için yeni bir ufuk açabilir.
Bazı şiirler böyle talihsizliklere uğrarlar!Develi cami ve mescitleri içlerinde araştırma yaparken Everek Ulu Camii’nde mihrabın sağ ve solunda çerçeveli,nefis bir sülüs yazıyla yazılmış ve üzerleri de yaldız kaplama bir naat.Nitekim bu şiirin yazarı veya hattatı iki nüsha daha hazırlamış bu iki nüsha şiir de Çarşı Cami’da aynı şekilde asılmıştı.Ancak bu dört nüsha şiirin yerinde yeller esmektedir.Nitekim bu şiirin fotoğrafını çekmiş,günümüz Türkçesine çevirip,yine bu sütunda yayınlamıştık.Mahlassız şiir şöyle başlıyordu.
Nar-ı hasret yaktı ciğerim ey Habib-i Kibriyâ
Kalmadı bende tahammül canım sana olsun fedâ
Tarih 1240 /1824.Fakat bu şiirin hattatı veya bu şiiri çerçeveleyen kişinin adı var fakat okunamadı.Nefis bir Hz. Peygamber sevgisiyle dolu içli bir şiir.İşte bu şiiri iyi ki bir fotoğrafını çekmişiz.Yoksa kayıplar dünyasının malı olacaktı.!
İşte aşağıya aldığımız şiirde kimbilir hangi yazma arasında kopmuş ve kitap aralarında saklanarak bugünlere gelmiştir. Şiir biraz tasavvuf neşvesi ,biraz da eskilerin deyimi ile hikemi tarzda yazılmıştır.Ana konu insanın faniliği,her şeyin Allah’tan gelip Allah’ta sona ereceğidir.Şair, duygularını pekiştirmek için Kur’an-ı Kerim’deki İsra suresi’nin birbirini tamamlayan bazı ayetlerinden telmih adlı söz sanatından yararlanarak desteklemektedir.Bu da anlamı etkili kılmaktadır.
Şiirin orjinali şöyledir:
1.Hiç dünya için gam yeme ey gafil
Ben” nahnü kassem’na” buyurmadı mı?
2.Takdir olan olur elbette vasıl
Ben “Rızkullâh” buyurmadı mı?
3.Üstüne vâz olundu emanet
Kabul etmez anı arz u semâvât
4.Kimisi farz-ı anın kimisi sünnet
“İnna aredne’l emanete” buyurmadı mı
5.Nice zayi kıldım bu emaneti
“Sümme redednâhû” buyurmadı mı
6.Ahsen-i takvimden kıldım insanı
Mahlûkattan efdal kıldı ol gani
7.Virdi hem bî-kıyas lûtf u ihsânı
“Velâkat faddalna “ buyurmadı mı
8.Sen ne denlü say idersen bu murada
Nasibin olmaz mukadderden ziyade
9.Eyyûb nefs-i emareye gezme hevada
“Küllü şey’in kaddernâhu “ buyurmadı mı
Şair yaratılış sırrına eremeyen gafillere seslenmektedir.Yer yer konuşan kâinatın yaratıcısı yüce Allah’ın hitabıyladır.Dilinin sadeliği 19.Yüzyılın dilidir. Şiirin yorumsuz şekli şöyledir:
“ 1.Ey gafil!Hiç dünya için dertlenme.Ben,rızıkları ben verdim buyurmadı mı?
2.Takdir olunana elbette kavuşulur.Ben,rızıkları biz verdik,buyurmadı mı?
3.Ömür, insan oğlunun üstüne bir emanet olarak verilmiştir. Onu arz ve gökyüzü kabul etmez,buyurmadı mı?
4.Emanet olarak verilenlerin kimisi farz,kimisi sünnettir.Unutulmamalı ki sana bu emanetleri biz vermedik mi, buyurmadı mı?
5.Bu emanetlerin niceleri kayboldu.Onu yerin dibine indirdik,buyurmadı mı?
6.Ahsen-i takvimde insanı yarattım.O’nu yüce Allah yaratıların hepsinden üstün yarattım,buyurmadı mı?
7.Hem,nice ölçüsüz lûtuf ve cömertlik ile; Onu üstün tuttuk, buyurmadı mı?
8.Sen bu murada ulaşmak için çok çalışsan da;nasibin kaderinden fazla olmaz buyurmadı mı?.
9.Eyûb,boş yere nefs-i emareye gezme; her şeyi biz takdir etmedik mi,buyurmadı mı?”
Görüldüğü gibi her zaman kitaplar değil bazen defterler arasında da ne hazineler gizlidir.Yeter ki aramasını bilmek ve sonra da nasiplenmek!

Share
1.008 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA HİJYEN GÜNÜ

    15 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde temizlik önlemleri anlamında kullanılan hijyen, aslında Yunan Tanrıçası Hygeia adlı tanrıçadan gelmektedir. Hygeia, Yunan ve Roma mitolojisinde geçmekte olup, tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. İnsanlar, Bergama'daki Asclepius Tapınağı gibi tapınaklarda babası Asclepius'tan ve Hygeia'dan sağlık dilemişlerdir. Dünyanın ilk Hijyen Günü, Avrupa Hijyen Konseyi ve Türk ...
  • STATİK ELEKTRİK GÜNÜ

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Mutlaka hepimizin başına elektrik çarpması defalarca gelmiştir. Hiç beklemediğimiz birisine ya da bir yere dokunduğumuzda bir anda elektrik çarpması hissi yaşarız. Günlük hayatımızda biriyle tokalaştığımızda, arabadan inip kapı kolunu tuttuğumuzda, bir yüzeye dokunduğumuzda veya parkta plastik kaydıraktan kaymış bir çocuğa dokunduğumuzda ortaya çıkan karıncalanma hissi, statik elektriğin etkisinden kaynaklanmaktadır. Hatta aradaki akım geçişi sırasında oluşan kıvılcım gözle görülebilir ve çıtırtı şeklinde ses duyabiliriz. Bu akım geçici bazı k...
  • TARİHÎ KARTPOSTALLAR ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ – 2

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Geçen haftaki yazımızda tarihî kartpostalların politika ve vatan müdafasındaki yeri konusunda bilgi vermiş ve bu konuda kartpostalların önemine değinmiştim. Bir okuyucumuzun ricası üzerine konuyu biraz daha zenginleştirmemiz gerektiğini görmüştük. Bu vesile ile yeniden arşivime inme ihtiyacı doğmuş ve altı kare kartvizit üzerinde durmayı uygun gördüğümü belirtmek isterim. Tarihte gördük ki bir yerde askerin yoksa orası senin değildir. Osmanlı devleti 350 yıldır elinde tuttuğu Rumeli'yi vasıfsız ve cahil politikacı ve subaylarımız sayesinde on ...
  • Eski Develi’de Örf ve Adetlerimiz

    01 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Örf ve adetler çok eski zamanlardan beri toplum içinde kabul görmüş yazısız kurallardır. Halk dilinde gelenek ve görenek olarak da bilinen bu kavramlar, yaşadığı toplumun özelliklerini yansıtır. Kadim Develi kültürü zaman içerisinde birçok değişime uğramıştır. Develi’de asırlardır devam eden ve hala yaşayan birçok gelenek görenek bulunmaktadır. Gelenekler ve onun oluşturduğu kültür, toplumu bir arada sağlam tutan ögelerdir. Develi’de eskiden herkes birbirini tanır, bir ailenin fertleri gibi herkes birbirini koruyup kollardı. Dayanışma ruhu çok...