logo

Memleketim benim Develi nam-ı diğer Yeşil Everek

Anıların güzelliğinden midir, havasından mıdır, suyundan mıdır kendimi salakça bir mutluluk içinde buluyorum memleketimi her hatırladığımda; içime cemre düşmüş gibi oluyor. Kartın’da, Göktepe’de, Beşparmak’ta, Gereme’de, Yağlıpınar’da, Körkuyu’da, Kelpin’de, Gölemen’de, Yazı bağları’nda, Elbiz’de, Köşkpınar’da; gezdiğimiz yerler, dallarına tırmandığımız ağaçlar, o güzel günler geliyor aklıma.
Eski günlerde olduğu gibi, yaptığım her uzun yolculuğun ardından, yorgunluğumu üzerimden atmak için kendimi Keyişin Havuzu’na atasım, Elbiz’de sularla oynaşasım ya da ayaklarımı Köşk Pınar’ın soğuk sularına salasım; yeşil can eriklerine kütür kütür diş atasım geliyor.
Sabah kalkıp Erciyes eteklerinde kır çiçekleriyle beslenmiş, tırnakları kekik kokan, kınalı kuzunun o leziz etini buzdolabından çıkarıp iki bıçak arasında kıyarak, içine de bahçemden yeni topladığım soğanı, biberi, domatesi doğrayıp, sallana sallana; gördüğüm her kişiyle de birkaç cümle lafın belini kırarak mahalle fırınına gidesim, sıra bekleyen herkesle tek tek sohbet edesim, fırından yeni çıkmış cıvıklıyı üfleye üfleye yiyesim geliyor.
Rüzgarın şarkılar söylediği o Elbiz’deki ulu çınarların altına oturup tereyağında kızartılmış kırmızı benekli alabalıkları yiyesim, börtü böceği sevesim, kelilerin arasından kır çiçekleri toplayasım, bunlardan başıma taçlar yapasım, Köşkpınar’da suyun başına oturasım, ayaklarımı suya salasım, bağıra çağıra türküler söyleyesim, “Develi daylak, balınan kaymak / Sen kimin yarisin, her yanın oynak.” diyesim geliyor.
Güneşin soyulmuş bir kavun halini aldığı ve dağların arkasına saklanmaya çalıştığı vakitler, reyhanların burcu burcu koktuğu saatlerde, hafiften efkâr bastığında mırıldanırım ben memleket türkülerini. Türküyü kim sevmez, ben türküleri çok severim, hele hele de rahmetli babamdan duyup öğrendiğim türküleri; gurbette hem söyler, hem ağlarım.
Lisenin arkasında, taş hamamın yanındaki Hasır Sinema’da mahalle arkadaşlarıyla iki filmi peş peşe seyrettiğimiz, Gölemen’deki kayalıkların başına oturup türkü çağırdığımız, daha sonra da el örgüsü perdelerin arasından kimseye çaktırmadan gelip geçenleri izleyen kızların gözlerinde kaybolmak için sokaklar arasında yürüyüşe çıktığımız günleri ben nasıl unuturum.
Memleketimin o güzel insanlarını, ezanını, yollarını, bağlarını, bahçelerini, dar sokaklarını, birbirine sarılacak derecede yakın duran evlerini, sokak köpeklerini ve daha aklımdan çıkaramadığım binlerce şeyi ben nasıl unuturum. Memlekette geçen o güzel günleri hiç unutmadım, ömrüm olduğu sürece de unutmayacağım.
Beni çok şaşırtan, çok mutlu eden, çok eğlendiren, duygulandıran, bir sürü anıyı tadını çıkartarak yaşadığım o yılları unutmak mümkün mü? Geçen o güzel günleri.
Hayat neşesiyle, kederiyle, sevinciyle, acısıyla, hüznüyle, mutlu etmesiyle, mutsuzluktan kahretmesiyle de hayattır. Hayatı seviyorum. Bize okullarda cahil halk diye yutturmaya çalıştıkları, bana hayatı sevmeyi öğreten memleketimin o; saf, temiz, açık yürekli, iyi kalpli, yardımsever, cömert, misafirperver insanlarını nasıl unuturum. Bana hayatı öğreten bilge kişiler… Memleketimin güzel insanları size teşekkür ederim.
Şimdi diyeceksiniz ki bu güzel beldenin adı, adresi yok mu? Var, olmaz olur mu? Kayseri’nin Develi kazası, namı diğer Yeşil Everek. Gerçi Ankara’da masa başında oturan salağın teki bu güzel beldeye Develi adını takmış ama siz yine de onun kusuruna bakmayın, o devlet kapısında güçbela bir koltuk kapmış salakların elinden ancak bu kadarı geliyor. Yine de kızmadan edemeyeceğim ulan salak insan bu güzel beldeye, bu doğa harikası bu güzelim kazaya bu Deve-li ismi hiç yakışır mı? O güzelim “Yeşil Everek” dururken.
Şimdi sessizliğe bürünmüş, mışıl mışıl uyuyordur benim memleketim. Yine sonbahar geldi çattı bak işte; yine benim yadıma düştü. Nedense en çok sonbaharlarda özlüyorum ben memleketimi. Fırından yeni çıkmış, üzerine tere- yağı sürülmüş taze pideyi, ne derece özlüyorsam o derece özlüyorum işte. Taze ekmek kokusunun yol açtığı engellenemeyen iştah gibi, çay kaşığının çay bardağına değdiği an çıkarttığı o kırılgan ses gibi özlüyorum seni memleketim, hem de çok.
Bu kadar candan dostlukları kazandırdığın için,
Bu kadar güzel yürekli bir sürü arkadaş, kardeş edindirdiğin için,
Bir yerlerde saklı umudu saklandığı yerden çıkartıp ellerime tutuşturduğun için,
Gençliğimde bana en güzel günleri yaşattığın için,
Paylaşmanın ne güzel bir şey olduğunu bir kez daha hatırlattığın için ve daha daha bir sürü şey için sana bir kez daha teşekkür ediyorum memleketim.

Orhan Bey,
Şayet gazetenizin kapsama alanı içine giriyorsa, ilişikte ekli yazımı yayınlarsanız beni sevindirirsiniz, zira Develililerin Develi’den göçüp gitmiş insanların onları unutmadıklarını, kalbimizin daima onlarla birlikte çarptığını bilsinler istedim.
Selamlar, hoşça kalın. İsmail Samur – Antalya

Çağdaş Develi Gazetesi, 15 Kasım 2019, Sayfa 7

Share
35 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

#

Memleketim benim Develi nam-ı diğer Yeşil Everek” için 3 Yorum

  1. Avatar adem bakmaz : diyor ki:

    Orhan bey ağzına sağlık , beni Maşandızların kemeraltı cıvıklısına aşağı everekte Sadık emminin misgibi kokan nohut mayalı simidini Kala altında ceviz çırparken yapılan menteş yemeklerini hatırlattın. daha niceleri ama zilim çaldı

  2. Avatar adem bakmaz : diyor ki:

    Orhan bey , nezaman Develi den bir haber okusam Everek kelimesini duysam benim için Develi değil, Aşağı Everek ve Aygözme var. Sıla hasret, özlem , hep içimi yakar . GÖNEN

  3. Avatar adem bakmaz : diyor ki:

    Orhan bey, sizlere ne kadar teşekkür etsem az gelir.bazen oluyorki Develiyi Aşağıevereği anlatan yazılarınızı birkaçdefa okuyorum, Aşağı everek diyince bartane deki bahçeler yola dökülen dutlar vee aygzmeye gidilen kalaltı bileç bağları okulyolu geliyor aklıma. Bazen Çanakkale den bazen Gönen den DEVELİYİ özlüyorm Bubir sevda tutku nederseniz diyin…MEMLEKETİM DEVELİ Adem bakmaz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İş Hayatında Başarılı Olmanın Yolları Uzm. Klinik Psk. Simla Metiner

    06 Aralık 2019 Köşe Yazarları

    İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneğimizin “Ayın Konuşmacısı” ve burs dağıtım programı 30.11.2019 Cumartesi günü dernek merkezinde gerçekleştirildi. Konuşmacımız Uzman Klinik Psikolog Simla Metiner'di. Bursiyerimiz sunucu Merve Yürek konuklara hoş geldiniz dedikten sonra açılış konuşmasını yapmak üzere Dernek Başkanı olarak beni kürsüye davet etti. Kasım ayının burslarının tamamı ve ikramları değerli istişare kurulu üyelerimiz, hayırsever iş adamlarımız; Sayın Sait Erdal Metiner ve Şükrü Kulak tarafından karşılandı. Hayırseverlerim...
  • ULUSLARARASI SİVİL HAVACILIK GÜNÜ

    06 Aralık 2019 Köşe Yazarları

    Teknolojinin günümüzde hızla gelişmesine paralel olarak sivil havacılık alanı da büyük hızla gelişmektedir. Ülkeler arasında yapılan ticaretlerin büyümesi, hava ulaşımının güvenli ve hızlı olması gibi nedenler de sivil havacılık sektörüne ilgiyi artırmıştır. Sivil Havacılık, havacılığın spor ya da ticari bir faaliyet olarak, askeri olmayan amaçlarla yürütülmesinin genel adıdır. Sportif havacılık, planör, yamaç paraşütü, paraşüt, yelken kanat gibi yolcu ve yük taşımacılığı, havadan çekim gibi havacılık, sivil havacılık kapsamına girmektedir. 1...
  • Develili İslam Âlimi M. Asım Köksal Vefatının 21.Yılında Anıldı

    29 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Develimizin yetiştirdiği İslam Âlimi, Mustafa Asım Köksal vefatının 21. Yılında Başakşehir'de Emin Saraç Kültür Merkezi'nde düzenlenen bir programla 24 Kasım Pazar Günü dualarla anıldı. Önder, Bihader, Develi ve Yöresi, Genç Develiler, mahalle derneklerimiz; Kabaklı, Sarıkaya, Genç Gaziler, Epçe, Öksüt, Çöten Çaylıca, Çomaklı Sarıca, Şahmelik Başkanları bu organizasyona destek vererek üyeleriyle katıldılar. Programın sunuculuğunu Genç Develiler Derneği Genel Sekreteri Ahmet Keklik yaptı. Başakşehir Merkez Camii İmamı Hatibi Mustafa Kızılcaoğl...
  • DÜNYA BİLGİSAYAR GÜVENLİĞİ GÜNÜ

    29 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    İnsanlar tarih boyunca ticari ve kişisel anlamda işlerini kolaylaştırmak amacıyla mekanik ve elektronik hatta biyolojik araçlar geliştirmişlerdir. Son yıllarda teknoloji ve elektronikteki gelişmeler hayatımızı kaçınılmaz bir şekilde etkilemektedir. Bundan 20 yıl önce öncesine kadar cep telefonları, bilgisayar lüks olarak görülürken şimdi ise hayatımızın en önemli ihtiyacı haline gelmiştir. Artık internet, bir evde ve bürolarda olmazsa olmaz konumuna ulaşmıştır. Daha ilkokul seviyesinde çocuklar bilgisayar kullanmakta, arkadaşlarıyla mesajlaşma...