logo

SATIN ALMA GÜCÜ

Dünyada ülkeler arasında zenginlik karşılaştırmalarında esas gösterge “Satın alma gücü paritesi” kabul ediliyor.
Satın alma gücü paritesi ; belirli bir mal ve hizmet sepetinin satın alınabilmesi için  gereken ulusal para birimlerinin birbirine oranı demektir. Ülkelerin mal fiatları farklı, farklı olunca satın alma güçleride değişik oluyor.

Türkiye’nin 2006 yılında satın alma gücü endeksi 44,  2007 yılında 45, 2008 yılında 46’ ya yükselmiş. 2009 yılında satın alma gücü endeksi değişmeyerek 46’ da kalmış. Birinci Lüksenburg’un satın alma gücü endeksi…268 olup bizim 5.8 katımızdır. Ekonomisi batmış İzlanda bile 2.6 katımız, ekonomik durumu malum Yunanistan ise 2.04 katımızdır.

27 Avrupa birliği ülkelerinin ortalama satın alma gücünün yarısına bile sahip değiliz. Görülen o ki; Türkiye zenginleşmiyor.

Bir ülkenin zenginliği o ülkenin  milli gelirinin, ülkenin nüfusuna bölünmesi ile kişi başına düşen miktara göre belli oluyor. 2010 yılında ekonomik olarak dünya sıralamasında 17. sırada yer almamız , dünyanın 17. zengin ülkesi olduğumuz anlamına gelmiyor. Hesaplamaya nüfus girince işler değişiyor.

Ülkemizin hızlı büyümesi, işsizlerin daha kolay iş bulması için yatırıma gidecek paraya daha çok pay ayırması yani tasarrufa önem vermesi gerekiyor. Türkiye’nin zenginleşmesi, insanımızın satın alma gücünün artması bir şekilde tasarruf oranlarının artmasına bağlıdır.

Tasarrufun önemini geçte olsa anlamış olan Sağlık Bakanımız, satın alma gücü tükenmiş, şeker hastası bir vatandaşımıza çare olarak “AZ YE” diyerek tasaruf için mucize öneride bulunmuştur.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
536 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?