logo

İKİ KÜÇÜK KAFADARIN SEYAHATI-3

…Nihayet gün ağarmış sabah olmuştu. Arkadaşım ve halaoğulları ile birlikte kahvaltı yaparken ben bir yandan yiyor bir yandan da arkadaşıma dönmek için ikna etmeye çalışıyordum ki tam o sırada içeri halası girdi.
Develi’den gelen haberi bizlere iletti. Duyduklarımızla her ikimizde irkilmiştik. İkimizin de ailesi bu seyahate habersiz çıktığımız için bu çocuklara ne oldu merakı ile günü korku ve heyecan içinde geçirmişler.
Babalarımız Develi karakoluna çocuklarımız kayboldu diye müracaatta bulunmuşlar. Annelerimiz büyük kaygı yaşamışlar.
Annemin bu olay karşısında sinirleri aşırı derecede bozulmuş ve uzun süre ağlamış. Biz kahvaltı başındayken nerde olduğumuzun haberi onlara anca ulaşmış. Ve rahat bir nefes almışlar.
Olan bitenleri halasından dinleyince her ikimizin de elindeki lokmalar sofraya düştü. Zaten kahvaltımızda bitmişti. Hala komşularının at arabası ile Develi’ye erzak götüreceğini onunla bizimde Develi ‘ye dönmemiz gerektiğini söyleyince ben çok rahatlamıştım. Daha sonra hala ve çocukları ile vedalaşarak iki arkadaş at arabasına bindik. Biz iki kafadar yaya olarak 7-8 saatte geldiğimiz şose yoldan at arabası ile, yokuşlarda arabadan inerek, yaklaşık 3-4 saatte Develi’ye varmıştık. Kozan Caddesi’nin bitimindeki o günkü pazar yerinde arabadan, sahibine Allah senden razı olsun diyerek, indik. Koşar adımlarla asfalt yoldan Ulu Cami’nin yakınındaki evlerimizin bulunduğu sokak başına varır varmaz durakladık, bir adım daha öteye gidemedik. Uzun süre köşe başında oyalandık. Çocuk aklımızla evde nasıl karşılanacağımızı bilemiyorduk. Tam o sırada küçük kardeşim sokak başında bizleri görünce koşa koşa annemlere geldiğimizi haber verdi. Önce annem sonra arkadaşımın annesi kapı önüne çıktı. Hem sevindiler, hem de bizlere bağırarak gözlerine keş inesiceler diyerek söylendiler. Arkadaşım ve ben söylenen sözlerden korkarak kaçtık.
Aradan geçen iki saat sonra, karnı açlığına dayanamayarak, başımıza geleceklere razı olarak evelerimize girdik. Annem kıçıma kaza süpürge ile birkaç darbe vurmakla yetindi. Uslu uslu önüme koyduğu yemeği yedim. Sonra kazanda ısıttığı su ile güzel bir yıkanınca, göledin çamurlarında güzelce arındım ve uzun bir oooh çekip rahatladım. Normal düşünür hale gelince, kendi kendime, annemden habersiz hiçbir şey yapmayacağıma söz verdim. Annem rahmetli oluncaya kadar da, 55 yaşında olmama rağmen onun sözünden hiç çıkmadım…

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
985 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?