logo

Fıraktın Köylü “Eyüp”

Fıraktın Köyü’nün 15 yaşında yağız delikanlısı Eyüp ırmakta yüzme öğrenmiş, yamaçlarda koyun kuzu gütmüş, tarlayı sapanla sürmüş, ahırda yüzlerce koyundan süt sağmış, babasının sağ kolu olmuş. Kendini büyüdü sanmış ve bıyıkları çıkmadan uzun boyuna güvenerek karşı komşunun kızına dünür salmış. Kız da Eyüp’de ki boyu görünce onu kendine koca yapmış. Aradan çok fazla geçmeden Eyüp’ün bir erkek çocuğu olmuş. Eyüp baba olunca iki misli çalışmak zorunda kalmış. Küçük yaşta baba ve koca olmanın zorluğunu yaşamış.
Askerlik çağına gelince bizim Fıraktınlı Eyüp sıkıntıdan askere kaçmış. Asker dönüşü köy hayatına devam eden Eyüp, toprakla hayvanla uğraşırken çok yorulmuş. Yaşıtları bekârlığın tadını çıkarırken bizim ki geçim derdi, çocuk büyütme derdi ve köyün meşakkati altında ezilmiş kalmış. Köy kahvesinde bir sohbette çektiği sıkıntıları düşünerek kalabalığın ortasında “bende çocuklarımı okutup en az birini profesör yapmazsam” diyerek ant içmiş. Bulduğu ilk fırsatta köyünü terk ederek Kayseri’ye yerleşmiş.
Birbirini kovalayan yıllar sonrası biri kız, üçü erkek olmak üzere toplam dört çocuk babası olan Eyüp çalışkanlığı, dürüstlüğü, azmi, biraz da köylü kurnazlığı ile Kayseri’de kendi işini kurmuş, zamanla maddi ve manevi güce kavuşmuş. Dükkânı birken iki olmuş. Altına aldığı siyah renkli Chevrolet arabası ile büyüklerinin elini öpüp dualarını almak için Fıraktın-Kayseri arası gider gelir olmuş. En büyük amacı çocuklarını daha iyi okutmak, bilgili yetiştirmek ve şehirli birer vatandaş yapmak olan Eyüp çocuklarını kolejde okutmuş. Bu güzel gelişmelerden bir müddet sonra Eyüp ticarette sendelemeye başlamış. Hisarcık’ta ki gofret fabrikasını ortağına, dükkânlarını kardeşine kaptırarak 4 çocukla kendini İstanbul’a zor atmış.
İstanbul’da ilk oğlunu lise mezunu yapıp Hollanda’ya göndermiş, ikinci oğlunu ve kızını üniversite mezunu, en küçük oğlunu teknik yüksek okul mezunu yaptırmış. Üniversite mezunu olan oğluna ekonomi mastırı yaptırdıktan sonra askere yollamış. Döndüğünde ”yetmedi oğlum biraz daha oku” diyerek doktora yapmaya başlatmışken Beyazıt Meydanı’nda işportacılık yapan Fıraktın köylü Eyüp ile tanıştım. Her konuda hayata erken atılmış olmanın yorgunluğunu yüzünde gördüğüm Eyüp ile zamanla iyi arkadaş olduk. Bu sayede Eyüp’ün iç dünyasını daha yakinen tanıma fırsatı buldum.
Doğrularından hiç ödün vermeyen, kimse için kötülük düşünmeyen, vatanını seven, inat mı inat, fazla etli sütlüye karışmayan, zararı kendisine, faydası sadece çocuklarına olan tipik bir Develi Köylüsü’nün İstanbul’da yaşayanıdır. İşportacılık yaptığı dönemde doktora yapan oğlunu da tanıdım. Öğrenim hayatı başarılarla dolu olan dürüst bir delikanlı. İki sene önce doktorasını bitirdi ve şimdi bir üniversitede doçent olarak görev yapıyor. Eminim ki gelecek on yıl içerisinde profesör olacak. Böylece hemşerim Eyüp de adım adım 38 sene önce köy kahvesinde verdiği andına yaklaşacak.
İşportacılık yaparak yıllarca 4 çocuğunun eğitimi için varlıkta ve yoklukta verdiği maddi-manevi desteğe, yapmış olduğu fedakârlıklara, bu uğurdaki azmine ve sabrına bizzat şahit oldum. Eyüp’ü canı gönülden takdir ediyor çocuklarının eğitimine verdiği önem için onu kutluyor, alkışlıyor, gelecek nesil babalara örnek olması temennisiyle onu 2009 yılının ”ÖRNEK BABASI” ilan ediyorum. Fıraktın Köylü EYÜP ÖZTÜRK’ü adıyla soyadıyla iftiharla sizlere takdim ediyorum.
Bu vesileyle bütün babaların”BABALAR GÜNÜNÜ” kutluyorum.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1.304 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?