logo

MEDİNE MÜDAFASI VE FAHRETTİN PAŞA

Birinci Dünya Savaşında Hicaz cephesinde düşürülen son kale olan Medine’nin çöl kaplanı lakaplı değerli komutanı Fahrettin Paşa’nın açlığa, susuzluğa, sıcağa, hastalık ve düşmanlara karşı sonuna dek direnmesi fakat ne yazık ki acı bir şekilde teslim olması son derece önemlidir.
Fahrettin Paşa’nın Mondros anlaşması’na ve padişah emrine rağmen şehri terk etmemek için tüm gayretini sarf etmesi ama sonunda teslim oluyormuş gibi yapıp peygamber efendimiz (sav)’i son kez ziyaret edeceğini söyleyerek ravza-i mutahhara’ya gitmesi ve peygamberin mezarı başına battaniyesini yayarak hasta olmasına rağmen hiçbir yere gitmeyeceğini söylemesidir. Kılıcı ve tabancaları ile onu dışarı çıkarmak isteyenleri tehdit etmesi tam da ondan beklenecek şanlı bir davranıştı. Fakat yakınındaki bazı hain subaylar onun hasta olduğu ve uyuduğu bir zamanda punduna getirerek zorla dışarı çıkarmaları ve çöl kaplanı’nın feryatları ,dayanılacak haller değildir.
Olayın kısa ama anlamlı özeti şöyledir:
Birinci Dünya Savaşında Mekke Şerifi Hüseyin isyan edince Fahrettin Paşa kutsal yerleri ve Medine’yi savunmak için 4.Ordu Kumandanı Cemal Paşa tarafından 28.Mayıs. 1916’da hareket etti.
İngilizlerin desteğindeki Şerif Hüseyin 3.6.1916’da Medine ve çevresindeki demiryolunu ve posta tellerini tahrip etmeleriyle isyanı başlattılar.İki gün sonra gece Osmanlı karakollarına baskın düzenlediler.Fahrettin Paşa onları püskürttü.Ş.Hüseyin’in 50.000 kişilik gücüne karşı Osmanlı ordusu 15.ooo kişiydi.Bu başarısından dolayı Fahreddin Paşa Hicaz Kuvve-i Seferiyyesi Kumandanlığına tayin edildi.Medine’yi ölümüne müdafaa ediyor,adaletten asla ayrılmıyordu. Önce asileri temizledi.Medine hurmalıklarına hiç zarar vermedi.Çeşmeler yaptırdı.Buğday ektirdi,şehre su getirtdi.Medine ve çevresinde 100 kilometrelik güvenlik duvarı ördürdü. Son derece kısıtlı imkanlarına rağmen bu müdafa iki yıl yedi ay devam etti.
Kızgın çöllerde imkansız şartlarda ulaşım ve erzak zorluğu çekilir değildi.Fakat çekirge sürüleri ciddi bir yiyecek oldu ve çekirgelerden elde edilen un,ekmek ve çorbalar askerimiz için önemli bir yiyecek oldu.Bu zorlu şartlara rağmen bu değerli komutan önce 2000 kişilik bir koruma gücüyle Medine’deki kutsal emanetleri büyük bir itinayla ve trenle İstanbul’a; değerli Arap aileleri onca zorluğa rağmen Medine dışına çıkarttı.
Şerif Hüseyin’’in 1916’da ingiliz desteğiyle isyan ederek Medine’yi hedef alması üzerine başlayıp, 2 yıl 7 ay sürdü ve Mondros mütarekesi’nin imzalanması üzerine padişah vı. mehmet’in, müdafaada ısrar eden garnizon komutanı Fahrettin Paşa’yı iknasıyla sona erdi. Medine’deki Osmanlı garnizonu, mütarekeye göre silah bırakan son Osmanlı birliği oldu ve Medine’de kısa süreli Haşimi iktidarı başladı. Çatışmalardan ötürü Medine halkının ciddi bir kısmı göç etmek zorunda kaldı. kuşatma sonunda, garnizon komutanı Fahrettin paşa İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürgün edildi.sultan ıı. abdülhamid döneminde istanbul’da tutulan Şerif Hüseyin, ıı. meşrutiyet’in ilanıyla İttihat ve Terakki yönetimi tarafından Mekke şerifi olarak Hicaz’a gönderildi. Haziran 1916’da, ittihat ve terakki yönetimin’nin türkçülük politikalarını öne süren şerif Hüseyin isyan etti ve ingilizler’in her konuda destek verip takviye ettiği ve çoğu düzensiz bedevi milislerden oluşan haşimi ordusu, sırasıyla Cidde, Mekke, Taif, Yanbu ve Akabe şehirlerini ele geçirerek Medine’nin merkezle olan bağlantısını kesti ve şehri kuşatma altına aldı. ardından ancak şehri savunan Osmanlı garnizonu için tablo daha da karamsardı. Zira Filistin cephesi’nden kötü haberler gelmeye başladı. 7 kasım 1917’de Gazze, 26 aralık 1917’de Kudüs düştü. ardından 21 eylül 1918’deki Nablus muharebesi’nde Sina ve Filistin cephesi’ni oluşturan 4., 7. ve 8. ordular dağıldı. Böylece Filistin cephesi tamamen çöktü ve Medine garnizonunun osmanlı ordularıyla tekrar temas kurma umudu tamamen bitti.
Sivil kayıpların önüne geçmek ve direnişi kolaylaştırmak üzere kuşatmadan önce Medine halkının önemli bir kısmı şehirden ayrılmıştı. Kuşatmadan önce garnizonun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yardım istenmişse de, imkansızlıklar bahane gösterilerek bu talepler reddedildi. Kuşatmanın ilk aylarından itibaren osmanlı askerleri her açıdan ciddi sıkıntılar yaşadı. Özellikle gıda ve sağlık imkanları kısa sürede tükenme noktasına geldi. Öyle ki garnizon teslim olduğunda haşimi ordusu’na geçen gıda malzemeleri yalnızca hurma ve kurutulmuş çekirgeden ibaretti. Ancak garnizon komutanı Fahrettin paşa bütün olumsuzluklara rağmen müslümanların kutsal kabul ettiği Medine şehriyle de örtüşen moral-manevi değerlerden ötürü teslim olmaya yanaşmadı.eylül 1918’de Mısır’daki ingiliz kraliyet komiseri Edmund allenby, Fahrettin Paşa’yı teslime ikna etmek için yazdığı bir mektupta şu ifadelere yer verdi:
“Medine’yi uzun süre müdafaa etmekle siz, bir asker ve Türk vatanperveri olarak hükümdarınız, memleketiniz ve şahsi şerefiniz için elinizden geleni yapmış bulunuyorsunuz. yukarıdaki hususları ve ümitsiz askeri durumunuzu göz önünde bulundurarak, birçok canların kurban edilmesine sebep olacak faydasız mukavemetin uzatılmasının doğru olup olmayacağını ciddi bir surette düşünmenizi rica ederim”
. Fahrettin paşa, ingilizlerin çeşitli zamanlarda yinelediği bu gibi teslim olma taleplerini reddetti. ancak şartların zorluğu ve durumun umutsuz bir hal alması garnizondan toplu firarları arttırdı. Ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.
ilerleyen aylarda diğer cephelerde art arda mağlubiyetler alan osmanlı devleti ı. dünya savaşı’nı kaybetti; Mondros ateşkes antlaşması imzalandı ve antlaşma hükümlerine göre osmanlı orduları terhis edilmeye başlandı. Antlaşma haberi Medine’ye de gönderildi ve Fahrettin paşa’ya ordusuyla birlikte en yakın ingiliz birliğine teslim olması emredildi. Ancak Fahrettin paşa emri yerine getirmedi ve direnmeye devam etme kararı aldı. Yinelenen emirlere rağmen garnizon antlaşmadan sonraki 3 ay boyunca direndi.

 Babıali Medine'yi teslime ikna edemediğinden İngiltere, kabine değişikliği istedi ve hükümeti düşürdüler. İngiltere Osmanlı devleti'ne nota verdi ve savaşa yeniden başlayacağını bildirdi.Bunun üzerine padişah vı. Mehmet'in bizzat ricası ve kendi subaylarının iknası sonucu Fahrettin paşa 10 ocak 1919'da Medine'yi teslim etti.Kendisi Maltaya sürüldü,esir askerlerimiz Mısır’da “Esir Kampına toplandı.İngilizler bu esirlerimi ilaçlı sularda yıkanmaya zorlayarak çoğu kör edildi ve şehit oldular. böylece Medine'deki Osmanlı garnizonu, silah bırakan son ittifak devletleri muharip birliği oldu ve ı. dünya savaşı fiilen sona erdi

kuşatma sonrasında Fahrettin paşa ingilizlerce tutuklanarak Malta’ya sürüldü. Medine’deki direnişinden ötürü yerel halk nezdinde de büyük itibar gördü. bu yüzden lawrence onun için “çöl kaplanı” tabirini kullanmıştır. yıllar sonra malta’dan kaçan Fahrettin paşa Anadolu’ya gelerek milli mücadele’ye katıldı.
Esir alınan Osmanlı askerleri Mısır’daki esir kamplarına gönderildi. Yalnızca hilal-i ahmer görevlilerinin, yolculuğa çıkamayacak durumdaki yaralı osmanlı askerlerinin tedavisi için bir süre daha Medine’de kalmasına izin verildi. Direniş boyunca Medine’de bulunan hilal-i ahmer gönüllüsü Feridun Kandemir, osmanlı askerlerinin Medine’den ayrılışını hatıralarında şöyle anlatır:

      “kimi kolsuz, kimi bacaksız kalmış askerlerin, birbirlerine sokulup yardım ederek halsiz, mecalsiz bir durumda, son defa haremüşşerif'i ziyaretle ravza'ya yüzlerini sürerek dualar ede ede yaptıkları veda, görülecek şeydi. ingiliz altınları ile beslenerek türk'e diş biler hale getirilmiş bazı sözde araplar bile bu manzara karşısında göz yaşlarını tutamamışlardı. bizimle beraber                                 m   edine'de kalıp aylarca süren muhasaranın her türlü sıkıntısını çekerek açlığına bile katlanan yerli araplarsa tam bir matem havası içinde hüngür hüngür ağlıyorlardı”
     Osmanlı birliklerinin elindeki tüm silah, cephane ve yaşam malzemeleri Haşimiler'e geçti. Direnişin bitmesinden sonra Medine Şerif Hüseyin'in eline geçmişse de kısa bir süre sonra Suudiler ve Şerif Hüseyin yenilerek Hicaz'ı terk etmek zorunda kalmıştır.

Türk ordusu Medine’den çekilirken şunlar söylenir: «açlıktan derisi kemiğine yapışmış, kimi kolsuz, kimi bacaksız, yüzü başı sargı içinde yüzlerce türk neferi gözyaşları içinde medine’ye veda ediyordu. iki buçuk sene, koca iki buçuk sene savundukları bu kutsal kentin sokaklarında yere yatıp toprağı öpüyorlar, kerpiç evlerin duvarlarına yüzlerini sürüp hıçkıra hıçkıra harem-ü şerif’e ‘elveda’ diyorlardı. bu manzara karşısında düşman askerleri bile etkilenmiş ve gözleri dolu dolu olmuştu.Bir gün yine döneriz elbet, o güne kadar, allahaısmarladık!»
Çağdaş Develi Gazetesi, 24.01.2019

Share
1.715 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darülaceze’de “Dünya Kayserililer Günü” Kutlandı

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    İstanbul’un en eski Kamu Yararı Derneği, Kayder İstanbul Şubesi Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın, Diriliş Postası Gazetesi’nin ve Darülaceze Başkanlığı’nın katkılarıyla “Dünya Kayserililer Günü” etkinliğinin 2.si 08.02.2020 tarihinde Cumartesi günü saat 14.00’te Darülaceze Darülfünun salonunda gerçekleştirildi. Programa hava muhalefeti nedeniyle Kayseri milletvekili Av. Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve diğer Kayseri milletvekilleri, il...
  • TÜRK HAVA KURUMU KURULUŞ GÜNÜ

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    Bir havacılık eğitim kurumu olan Türk Hava Kurumu (THK), 16 Şubat 1925 tarihinde, yüce önderimiz Atatürk'ün “İstikbal Göklerdedir” öngörüsüyle kurulmuştur. THK, önce 16 Şubat 1925'de “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla kurulmuş, 24 Mayıs 1935 tarihinde yapılan 6. Kongresinde ise “Türk Hava Kurumu” adını almıştır. Türk Hava Kurumu, Türkiye'nin sivil havacılık alanındaki en eski ve köklü kuruluşudur. Ankara'nın Etimesgut ve Eskişehir'in İnönü ilçelerinde iki önemli merkezi bulunmaktadır. THK, havadan yangın söndürme, hava ambulans, hava taksi, sivil ...
  • DEVELİ’DE BİR SES,BİR NEFES : MUSTAFA AKDOĞAN

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    Erciyes Dağı’nın eteklerinde kurulan ve İç Anadolumuzun şirin bir ilçesi olan Develimiz; nice yıllar ilmî-fikir ve devlet adamları Çanakkkale Cehenneminde 200’ün üzerinde şehidi ile de tarihimize damgasını vurmuştur. Develi’den geçen güzel insanlarından birisi de hayatının baharında (1914-1955 ) aramızdan ayrılan; hem terzi, hem tüccar, hem gazeteci, udî, DP’nin kurucu başkanı Mustafa Akdoğan’dır. Daha çok DP kurucu başkanı ve Develi’de ilk özel gazeteyi çıkararak gündemi tutan Mustafa Akdoğan’ın Arap harfleri ile yazdığı mektupları, dilek...
  • Gurban Olduğum

    07 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    On beşten altmış beşe ahret mektebi, Her zaman hak doğru söyledi dili, Dünya onun için demir leblebi, Zar ahu zarına gurban olduğum. Yanardağ nedir ki onun adı var, Seyrani patlarsa bu cihan yanar, Gerçeği söyleme sana sürgün var, Yoluna yönüne gurban olduğum. Padişah da bu şakşaka özenmiş, Sırmalara kaftanlara bezenmiş, De Seyrani de, beni beni öv demiş, Sazına sözüne gurban olduğum. Midesi de kesesi de dolmamış, Sıratı müstakimden ayrılmamış, Yokluğun önünde selam durmamış, İzzet onuruna gurban olduğum. Ateşten gömleği...