logo

Medeniyetler Arası Hoşgörü

Medeniyetler arası hoşgörü bir taraftan milletler arası gündemin en baştaki maddeleri olarak yerini alırken bir taraftan da silahlanma hızla artmaktadır.
Bu da terörü artırmaktadır. Bugün dünyada temel mesele; insan hakları, toplum hakları, yaşama hakkı, kişisel statülere bağlı haklar, sosyal ve ekonomik statülere bağlı haklar, adalet hakkı gibi evrensel değerlerdir. Bu değerlerin evrenselleşmesi hem dünya medeniyetlerinin hem de dünya sulhunun gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Bilindiği üzere bütün bireyler Tanrı önünde tam bir eşitliğe sahiptir. Bu haklar içerisinde en öncelikli ve tartışmasız olanı yaşam hakkıdır. Bu durum Kur’an’da çok açık ve net bir şekilde ortaya konmuştur: “Her kim bir adam öldürürse, işlediği bir cinayet veya lanetlenmiş bir suç karşılığında cezalandırılması dışında bütün insanları öldürmüş gibidir”. İslâm’da kişi kendi içinde bütün insanlığı taşır ve hayatına iliştirilen değer onun ne sosyal statüsüne, ne şahsi mevkiine ne de hareketlerinin yeterliğine bağlı değil; bu Allah tarafından kendisine verilmiş olan satılamaz bir hak olup korunma altındadır.
“Her kim bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir” ayeti bunları ifade etmektedir.
Bir diğer temel hak ise inanç özgürlüğü meselesidir. İnsanlar inançlarının etiğini başka inançlara saygılı ve hoşgörülü olma koşuluyla nasıl uygulayabileceklerini bilmelidir. İşte o zaman dinler ve medeniyetler arasında evrensel hoşgörünün gelişmesiyle dünya yaşanabilir bir gezegen olmaya devam edecektir.
Medeniyetler arasındaki kaynaşma, müsamaha ve sentez maalesef çağdaş dünyada farklı boyutlarda seyrediyor.
Bu dünyada, onun olağanüstü güzelliği içinde başkalarına acı ve ölüm getirmeden yaşayabilme yetkinliğini göstermek için herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir diye düşünüyorum.

Share
1.296 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...