logo

Lâle Lâle… LÂLE Abdullah SATOĞLU

Hemen herkes bana bu soruyu sorduğu için bir şiirimin ilk dörtlüğünde soruya şöyle cevap vermiştim;

Lâleye tutkumu herkes soruyor
Sorulur mu böyle soru bir tanem?
Dört mevsim içimde tütüp duruyor,
Lâlenin sarısı moru bir tanem!
***
ELBİZ (*)
Aşk ne demek, cihan gel bizde görsün,
Sevgi, vefa nedir, el bizde görsün,
Varsa bu dünyada Kevser arayan
Gelsin Develi’ye Elbiz’de görsün.
(*) Elbiz, Kayseri’nin Develi İlçesinde, nefis bir kaynak suyunun adıdır.
Sanat ve Edebiyat dünyasında “Lâle şairi” olarak ün yapan duayen değerli ağabeyim Abdullah Satoğlu’nun şiir kitabı “Lâle-lâle” adlı şiir kitabı AKÇAĞ yayınları arasına 2022 yılında çıktı. (Akçağ/1741-Şiir/ 37)
Kayseri İli Yardım Derneğimizin Ataşehir’deki yeni ofisinde evlatları Serdar ve Serhat Beyler ile Kayseri İli Yardım derneğimizde başkanımız İbrahim Özyurt Bey’i ve bizleri ziyaret eden, aile dostumuz, değerli ağabeyim ile sohbet ettik. Ziyaretlerinden dolayı teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.
Muzaffer Uyguner’in şair hakkındaki yazısının üzerine bir yazı yazmayı düşünmedim. İşte ağabeyimi ve şiirlerini anlatan cümleler.
“Satoğlu, şiirlerinde pek çok konuya yer vermiştir. Ama onun şiirinin özü bu dünyada insanca yaşamak, tasavvuf kurallarına uygun bir yol izlemek, insancıl sevgiyi duyumsamaktır. Barış içinde insancıl bir yaşam, Tanrı’nın gücünü her yerde duyumsamak, lâlelerin renginde ve biçiminde Tanrısal gücü görebilmek çok önemlidir şiirlerindeki söyleyişe göre. Yurt sevgisi, toplumsal yaşam da şiirlerinde yankılanmıştır.”
Lâle
Arapça yazılı (Lâle) kelimesinin, ism-i Celâl harflerine benzemesinden, yâni (Allah) lâfza-i Celâl’indeki (elif-lâm-he) harflerinin lâle kelimesinde de bulunmasından ve *belki de- Yaratıcının yarattıklarında tecelli etmesinin bir tezahürü olarak, ebced hesabında, (Allah), (lâle) ve (hilâl)in, 66 sayısını vermesinden dolayı, lâle’ye “cevahir-i huruf” yani,(harflerin cevahiri) denilmiştir.
Ayrıca, yine eski yazı da (lâle) tersten okununca (hilâl) çıkmaktadır.
Hilâl de İslâm’ın ve Osmanlı’nın sembolü olduğu içindir ki; camilerimizde, çeşme, türbe, çini ve halılarımızda kutsi bir sembol olarak nakşedilmiştir.
İşte böyle bir ilâhi mânâ hâlesi içinde lâle;
Zamanın büyüklerine ârız olan merak saikasıyla, Sâdâbâd ve Çırağan şenlikleri ve Türk tarihinde müstesna bir safha teşkil eden “Lâle Devri” nin de (1718-1730) coşkunluğu ile Türk zevkinin ve lekesiz bir aşkın sembolü olmuştur…
Gönlümde Açan Lâleler
Solsa da ermez zevâle
Gönlümde açan lâleler.
Özenmiş ism-i Celal’e
Gönlümde açan lâleler.

İsmi, “hande-i Mehtâb”tır
Sâdâbâd’da “Afitâb”tır.
Renk renktir “reng-i Hicâb”tır.
Gönlümde açan lâleler.

O’na “nûr-ı Cânân” denmiş
Hem “âşub-ı Cihân” denmiş.
Harfleri cevâhirdenmiş
Gönlümde açan lâleler.

Dillerde hep “Gülbahar” var
Nerde “fevvâre-i Bahâr” ?
Şair Nedim’den yadigâr
Gönlümde açan lâleler.

Renk fışkıran ilimdendir
Vazo, çini kilimdendir.
Elif elif dilimdendir
Gönlümde açan lâleler.

Emirgân’da ruha dolmuş
Hangi haşin eller yolmuş?
Bilinmez ki neden solmuş
Gönlümde açan lâleler.

Mevsimler sonbahar oldu
Mekânım lâlezâr oldu.
Gözyaşımdan bizâr oldu
Gönlümde açan lâleler.

“Lâle Devri” masal gibi
Gök burcunda hilâl gibi.
Mevlâ’ya arzuhal gibi
Gönlümde açan lâleler…(*)
(*) Suat Yıldırım tarafından rast makamında bestelenmiştir.

Tarihe Bir Not Düştüm:
Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in “ Yoğurttan bir iktidara, mukavvadan bir hançer saplandı” diye tarif ettiği 27 Mayıs 1960 ihtilalinde Kayseri’de çıkan dört günlük gazeteden üçünün sahibi nezarete alınmış ve gazeteleri kapanmış olduğu halde, yalnız “Hâkimiyet” gazetesi tarafsız yayınını sürdürmüştür.
Biyografisi:
15 Mayıs 1934’te Kayseri’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptıktan sonra, İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1956’dan itibaren, 15 yıl süre ile günlük siyasî “Hâkimiyet” gazetesini ve aylık sanat-edebiyat dergisi “Filiz”i yayınladı. O arada Son Posta, Tercüman ve Milliyet gazeteleriyle, Anadolu Ajansı’nın Kayseri muhabirlini yaptı.
Bir kısım şiirlerinde “İsmeti” mahlasını ve bazı yazılarında “Bülent Müşker” imzasını kullandı. Sanat çevrelerinde “Lâle Şairi” olarak tanınan Abdullah Satoğlu, siirlerini; Bir Demet Lâle – Lâle Üstüne – Lâle Bahçelerinde – Gönlümde Açan Lâleler – Lâle Devri Masal Gibi ve Lâle Lâle… LÂLE isimli kitaplarda topladı.

Ayrıca; Türk Şiirinde Lâle, Âşık Hasan, Kayseri-Erciyes ve Çevresi, Kayseri Pastırmacılığı, Başlangıçtan Bugüne Kadar – Kayseri şairleri, Mevlâna’nin İlk Hocası Seyyid Burhaneddin, Satoğlu Mehmet Ali Efendi Hoca, Kayseri’nin Efsane Adamı-Osman Kavuncu, Halk Şairi Molulu Revaî, Mimar Sinan Şiirleri Antolojisi, Kayserililerin Ticaretteki Başari Sırları ve 5 ciltlik Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlar ile Kültür Bakanliğı’nca yayınlanan Kayseri Ansiklopedisi isimli önemli eserleri bulunmaktadır.

Bir kısım şiirleri bestelendi ve ders kitaplarında yer aldı. 1970 yılında Ankara’ya naklederek, “As Matbaası’nı kuran Satoğlu, “Sürekli Basın Kartı” sahibi ve Gazeteciler Cemiyeti, İLESAM, MESAM ve TÜRKSAV üyesidir.
Türk kültürüne ve folklor hazinemize katkılarından dolayı;
Kayseri Sanatçılar Derneği tarafından “1982 / Folklor Ödülü”,
Folklor Araştırmaları Kurumu tarafından “1996 / Türk Kültürüne Hizmet Ödülü” ve Kayseri’de Sahabiye Mahallesi’ndeki bir sokağa “Şair Satoğlu Sokağı” ismi verildi. “Orhan Şaik Gökyay – 2006 Yılı Şiir Ödülü”nü kazandı.

Çeşitli televizyon kanallarında “Gönül Sohbetleri” adıyla, edebî konuşmalar da yapan Satoğlu, Ulusal ve 20’den fazla Uluslararası sempozyum ve kongrelere katılarak, ilgi çekici bildiriler sundu.

Share
522 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 15 TEMMUZ’U UNUTMAMAK LAZIM

    19 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    15 Temmuz 2016 işgal girişiminin üzerinden sekiz yıl geçti. Etkileri ve ülkemize ve necip milletimize verdiği zararlar hala devam ediyor. Bu sebeple 15 Temmuz 2016 işgal girişimini, ülkemiz açısından birçok yönü ile değerlendirmek elbette mümkündür. Peki, en büyük kayıplar hangi alanlarda olmuştur? sorusunun cevabı vermek zordur. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o kadar çok ve çeşitli zarar ve kaybı olmuştur ki, bunu tam anlamıyla tespit etme imkânı maalesef yoktur. Tabi ki en önemli kaybı o gün verilen 252 şehididir. Bununla beraber 2734...
  • DÜNYA DONDURMA GÜNÜ

    19 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Sıcak yaz günlerinde içimizi serinletirken mutlu eden dondurmanın da günü olduğunu biliyor muydunuz? Yaz sıcaklarının vazgeçilmezi dondurmanın varlığı her yıl tüm dünyada Temmuz ayının üçüncü Pazar günü “Dünya Dondurma Günü” olarak kutlanmaktadır. 2024 yılının 3.cü pazarı 21 Temmuz gününe denk gelmektedir. Dondurma Günü ilk olarak 1984 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Ronald Reagan tarafından ilan edilmiştir. Bütün dünya insanlarının dondurmaya olan zaafı sayesinde zaman içerisinde tüm dünyaya yayılmıştır. Her yıl temmuz ayın...
  • KUR’AN’I OKUMAK, ANLAMAK VE YAŞAMAK

    12 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Yaz Kur’an Kurslarımız hem camilerimizde ve Kur’an Kurslarımızda başladı ve devam ediyor. Bu önemli faaliyet, dinimize kaynaklık eden Kur’an-ı Kerim’in insanlığa getirdiği rahmet yüklü mesajlarını başta ümidimiz, istikbalimiz olan çocuklarımız olmak üzere toplumun bütün kesimlerine ulaştırmayı ve paylaşmayı hedeflemiştir. Bu sebeple, başta öğrenci velilerimize, kurslarda görev alan tüm hocalarımıza ve ilgili kişilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Sorumluluğun büyüklüğü kadar da mükafatının olduğu aşikardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v....
  • ÇOK ANLAMLIK BAĞLAMINDA FİTNE KAVRAMI

    12 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Fitne kelimesi, sözlükte “altın ve gümüş gibi değerli madenleri saflığını anlamak için ateşte eritmek” mânasına gelen fetn kökünden türemiştir. Klasik sözlüklerde ise : “Sınama, maddî ve mânevî sıkıntı, üzüntü, belâ ve felâketle imtihan etme.” şekilde sıralanmıştır Kur’ân-ı Kerîm’de atmış âyette fitne kelimesi ve türevleri geçmektedir. Fitnenin Kur’an’daki kullanımına göre bir çok anlamı vardır. Başlıca şu mânalara geldiği görülür: Sınama ve imtihan (Bakara,102; Tâhâ,40, 85, 90, 131); Şirk, küfür, müşriklerin Müslümanlara uyguladıkl...