logo

KÜRESEL KENTLER Ve Türk Kentlerinin Uluslararası Konumu

Küresel kentler, Dünya siyasetinin, ekonomisinin ve kültürünün yönlendirildiği kumanda merkezleridir. New York, Londra, Paris, Tokyo ve Hong Kong’un başını çektiği bu kentler, insanlığın bütün birikimlerinin adeta rafine edildiği olağanüstü bir dinamizm içindedir.
Son yıllarda yapılan önemli yatırımlar ve gerçekleştirilen reformlarla bu dinamizmi büyük ölçüde yakalayan İstanbul, küresel kentler arasında dikkate değer bir konuma ulaşırken, Türkiye’nin önde gelen diğer kentlerinin bu süreçte daha iddialı stratejiler geliştirmesi, ülkemize ve toplumumuza önemli katkılar sağlayabilir.
Küresel kentler ve Türk kentlerinin uluslararası konumunu inceleyen bu kitap, kentlerimizin küresel platformlarda konumlarını güçlendirmeleri amacıyla ulusal ve yerel siyasetçilere, bürokratlara ve araştırmacılara yararlı olacak bir kaynak eser niteliğindedir.
İstanbul’da olmak, büyük bir metropolde bulunmak değildir. İstanbul’da olmak, çağlara hükmeden emperyal bir kenti nefes nefes solumak, adım adım yaşamak, onun sunduğu bütün güzellikleri doyasıya hissetmektir. İstanbul’da olmak, İstanbul gibi, tarihi derinliğe, kültürel zenginliğe ve jeostratejik üstünlüğe sahip bir kenti okumak, anlamak, anlamlandırmak ve onun eşsiz misyonuna adanmak demektir. İstanbul’da olmak, İstanbul gibi olmak demektir…
Uzun bir çalışmanın ürünü olan eser, ülkemizde küresel kentler üzerine bu kapsamda hazırlanan ilk akademik çalışma olma niteliği taşımaktadır. İstanbul’un yanı sıra Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Antalya kentlerinin önemli uluslararası indekslerdeki konumlarını tek tek tespit edilmiş olması da yine Türkiye’de ilk defa yapılmış olan bir araştırmadır. Eser, bu özellikleri dolayısıyla akademik hayatımıza değer katacaktır.
Kitabın önsözü; insanlık tarihinin en etkili atılımlarına ev sahipliği yapan kentler, insanoğlunun belki de en büyük icadıdır… Diye başlıyor. Ve şöyle devam ediyor. Anadolu, Mısır ve Çin’de ilk formları ortaya çıkan toplu yerleşim birimleri, Fırat, Dicle, İndüs, Nil ve Sarı Irmak havzalarında gelişip serpilerek kente dönüştüler. Yaşanan kentsel devrimde en büyük etken muhtemelen ticaretin geliştirilmesi oldu. Tarih boyunca kentleri besleyen ticaret, aynı zamanda zenginliğin, servetin ve refahın ana kaynağı olarak görüldü. Başkentlik, doğal güzellikler, verimli tarım arazileri, zengin doğal kaynaklar ve stratejik konum gibi özellikler bazı kentlere konjonktürel avantajlar sağlamışsa da, yüzyıllar boyunca kenti ayakta tutan asıl etken ticaret oldu.
Ticaretin çektiği para zamanla sermayeye dönüşerek ekonomiye can verirken, sermayeyi piyasalaştıran kentler ulusal sınırların ötesine geçerek küresel rekabet gücüne ulaştılar. Küreselleşmenin âdeta sürüklediği bu kentler, diğerlerinden hızla koparak dünya ekonomisinin komuta ve kontrol merkezlerine dönüştüler. Kimilerince “dünya kenti”, kimilerince “küresel kent” olarak adlandırılan bu yeni tipoloji, sadece paradan, sermayeden ve ekonomik faaliyetlerden ibaret olmayan bir çekim merkezi haline geldi.
Bilimin, kültürün, sanatın, toplumsal aktivitelerin, sporun siyasetin, diplomasinin ve dünya ölçeğinde önem taşıyan birçok faaliyetin üst seviyede yürütüldüğü küresel kentler, insanlığı yönlendiren değerlerin üretildiği ve önemli kararların alındığı stratejik odaklar oldular. Göz kamaştıran zenginlik ve lüksün gölgesinde içler acısı bir sefaletin ve yoksulluğun yer yer sır sırta yaşadığı küresel kentler, insanlığın on binlerce yıllık serüveninin yeni mekânsal formları olarak dünyaya hükmetmeye başladılar.
Küreselleşmenin yüzyılları aşan tarihî gelişiminin bir ürünü olarak ortaya çıkan küresel kentlerin incelenmesi, elbette yoğun emek isteyen bir çalışmadır.
Bir yandan küreselleşme gibi soyut ve kapsamlı bir olgu, diğer yandan ise kent gibi uçsuz bucaksız bir çekim alanının varlığı, yapılan çalışmanın mümkün olduğu ölçüde belirli sınırlar dâhilinde tutulmasını zorunlu kılmakta.
Bu düşünce ile kaleme alınan bu eser, ne yazık ki Türkiye’de münhasıran küresel kentler üzerine kaleme alınan ilk çalışmalardan biri olma özelliği taşımaktadır.
Kitabın yazılmasına yönelik ilk notların tutulmaya başladığı 2010 yılından bu yana, birçok kişi bu eserin vücut bulmasına değerli katkılar sağladı. Bu değerli kitaba katkısı olan herkese teşekkürle önsöz sona eriyor. Akıcı bir üslupla yazılan bu eser hakkında daha fazla söze gerek yok. Kitabın konusuna ilgi duyan herkesin okuması gereken bir eser. Halen Marmara Üniversitesi öğretim üyesi olan Recep Bozdoğan hocamı bu kitabından dolayı tebrik ediyorum.
(Yayıncı: İstanbul Ayvansaray Üniversitesi, 2019)
Prof. Dr. Recep BOZDOĞAN
Yerel yönetimler ve şehir yönetimi uzmanı olan Prof. Dr. Recep Bozdoğan, alanında teorik ve pratik açıdan derin bilgi ve tecrübeye sahiptir ve Türkiye’de yüksek lisansı, doktorası, doçentliği ve profesörlüğü yerel yönetimler üzerine olan ilk akademisyendir. Londra, Paris, Tokyo, New York ve Toronto başta olmak üzere dünyanın önde gelen küresel şehirlerinin yönetim yapıları üzerine araştırmalar yaptı. 30’u aşkın ülkede yerel yönetimler ile ilgili bilimsel çalışmalara katıldı.
Kayseri / Develi / Avlağa doğumlu olan Prof. Dr. Recep Bozdoğan, 1995 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden 2001 yılında Marmara Üniversitesi Yerel Yönetimler ve Kent Politikaları Bilim Dalı doktora programından mezun oldu. 2011 yılında profesör unvanını aldı. Marmara Üniversitesindeki akademik görevlerinin yanı sıra özel sektör kuruluşlarında ve yerel yönetimlerde yöneticilik yaptı. Prof. Dr. Bozdoğan 2008-2019 yılları arasında Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı başkanlığı, 2012-2017 yılları arasında Marmara Üniversite Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı ve 2015-2018 yılları arasında Marmara Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2017 yılından beri Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesidir.
Başkanlık sistemi üzerine birçok yayın organında çalışmaları yayımlanan Bozdoğan’ın liderlik, yönetim, yerel yönetimler ve küresel şehirler üzerine çok sayıda makalesi ve bilimsel araştırması bulunmaktadır.
Yayınlanan Kitapları:
“Belediyelerde Örgüt Geliştirme”, “Liderlik Yaklaşımları ve Belediyeler”, “İstanbul: Derinlik, Değişim ve Güç”, “İstanbul 2053 Vizyonu” adlı kitapları, editörlüğünü yaptığı “Bağcılar Perspektifi” ve ortak editörlüğünü yaptığı “Türkiye’de Yerel Yönetimler”, “İstanbul; Kent ve Medeniyet”, “İstanbul; Mekân ve İnsan”, “İstanbul; Tarih ve Medeniyet” ve “Cumhuriyet Döneminde Arnavutköy” adlı kitapları bulunmaktadır. İngilizce bilen Recep Bozdoğan evli ve 3 çocuk babasıdır.

Çağdaş Develi Gazetesi, 22 Kasım 2019, Sayfa 7

Share
1.595 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Develili Kabadayılar ve Âlemin Adamları

    20 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    https://www.cagdasdeveli.com.tr/e-gazete/cagdas-develi-gazetesi-e-gazete/cagdas-develi-gazetesi-20-mayis-2022-sayfa-7.html...
  • ULUSLARARASI KLİNİK ARAŞTIRMALAR GÜNÜ

    20 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    Her yıl 20 Mayıs’ta dünya genelinde “Uluslararası Klinik Araştırmalar Günü” kutlanmaktadır. Kutlamanın çıkış noktası, bu alandaki ilk bilimsel çalışma olarak kabul gören İngiliz Doktor James Lind’in 20 Mayıs 1747 tarihinde başlattığı iskorbüt hastalığı ile ilgili araştırmasıdır. (İskorbüt, C vitamininin aşırı derecede yetersizliğine bağlı olarak gelişen bir hastalık türü olup, anemi, hareket kısıtlılığı, halsizlik, kanamalar, kol ve bacaklarda ağrı, vücudun bazı bölgelerinde şişlik, cilt problemleri, diş eti hastalıkları ve diş kaybı gibi olums...
  • Bizim Erciyes

    11 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    Erciyes Dağı, Develi’nin sembolüdür. Bugün bir çok kurum ve kuruluşun amblemlerinde Erciyes figürünü kullanmaları, kendilerini Erciyes Dağı'na göre tanımlama ve konumlandırma arzularının göstergeleridir. Muhteşem bir manzarayı gözler önüne seren, beyazlara bürünmüş bu “kadim dağ” yücelik taşıması ve saygı uyandırmasından dolayı, bazı seyyahlar tarafından “asil, ünlü, soylu” sıfatlarıyla nitelendirilmiştir. İlkel dinlere inanan toplumlarda dağlar, Tanrı’ya en yakın yerler olarak kabul edilir. Sümerlerde dağlar kişiselleştirilmiş ve tanrısal...
  • DÜNYA HİPERTANSİYON GÜNÜ

    11 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    Hipertansiyon, günümüzün en büyük sağlık sorunlarından birisi olup, rutin sağlık kontrollerinde teşhis edilmektedir. Hipertansiyon, kalpten vücuda taşınan kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvetin, kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarına neden olabilecek kadar yüksek olduğu yaygın bir tıbbi duruma verilen bir isimdir. Hipertansiyon aynı zamanda “yüksek tansiyon” adıyla da bilinir. Kalp ne kadar çok kan pompalarsa ve atardamarlar ne kadar dar olursa bireyin tansiyon değeri o kadar yüksek olur. Erişkin bir kişinin kan basıncının 140/90 mm...