logo

Kurban Yoksulun Zenginin Malından Pay alması İçin Kesilir


Prof. Dr. Kemal ATİK
yazaratik@cagdasdeveli.com.tr

Kurban bir sosyal yardımlaşma türüdür. Kurban kesiminde önemli olan ve hatta dini olan, kan akıtmak değildir. Kurban kesiminde yüce yaratıcının arzu ettiği, kesilen hayvandan yoksulların yararlanmasıdır. Allah Teâlâ’yı et ve kanla ilişkilendirmek, olaya “kan akmazsa borç yerine getirilmiş olmaz” mantığıyla bakmak Kur’an’ın kabul etmeyeceği bir yaklaşım olur. Nitekim Kur’an-ı Kerim Hac suresi 37. ayetinde: “Kurbanların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz. Allah’a sizin takvanız ulaşır” buyrulmaktadır. O halde Allah’ın hoşnutluğuna vesile olan insana yardım etmek ve onu düştüğü yoksulluk girdabından kurtarmaktır. İnsanı yoksulluk girdabından kurtarmanın en başta gelen ilacı eskiden ona et ikram etmekti. Bugün ise yoksula et ikram etmenin yanında onun en acil gereksinimi neyse onu karşılamak daha sevap ve daha faydalıdır diye düşünüyorum.
Kurban bayramı, fakirin ve kimsesizin zenginin varlığından pay aldığı, yardım gördüğü, sosyal yardımlaşma ve dayanışma bayramıdır, hayvan boğazlama bayramı değil. Bu hususu kısaca özetledikten sonra bu yazımda üzerinde durmak istediğim husus kurban kesimi ile ilgilidir.
Ülkemizde kurbanlar çoğu yerde çağdışı, kaba ve iptidai bir görünüm ve metotla kesilmektedir. Hayvanlar genellikle meydanlarda, evlerin, apartmanların önlerinde eli bıçaklı, baltalı insanlarımız tarafından zorla yatırılarak, eziyet verilerek kesilmekte, ekseriyetle bu işten anlamayan insanlar görev almakta, çağdışı usul ve yöntemlerle hayvanlar bıçak altına yatırılmakta, gözleri sıkıca bağlanmakta, hayvanın başında bulunanlar hayvanın vücuduna çökerek ağzından burnundan soluk bile almasına imkân vermeden mazlum bakışları arasında hayvan boğazlanmaktadır. Hatta bu masum ve zavallı hayvan çoğu kez tecrübesiz ve yetersiz bıçak sallayan insanların ellerinde oyuncak bile olmakta, hayvan bu haliyle canını hakka teslim etmektedir. Her yıl televizyonlarda üzüntüyle izleriz. Kaçan kurbanlık hayvanların peşinden koşan onca kişilerin, kurbanlıkların boynuna ip bağlayarak yakalamaya çalıştıklarını, sonra kesim hatası yüzünden can çekişen hayvanları, ardından korkunç bir ses çıkartarak yere serilen kurbanlığı ve sonra da çevreye kanların aktığı manzaraya şahit oluruz. Sonra da kova kova suyla karışık kırmızı sıvının ayakların altından akıp gittiğini görürüz, zavallı hayvan acı içinde kıvranırken. Bu haliyle hayvanların karınları parçalanır, bağırsakları etrafa saçılır, böylece kan revan içinde kurban olmaktan çıkar. Ne kadar şaşılacak şeydir ki bunun adına da kurban kesme denir ve yine ne kadar ibret verici bir tablodur ki Allah’a giden yolda ve O’na ulaşmada en önemli faktör olan merhamet, şefkat ve sevgi bu masum hayvanlardan esirgenir.
Hal bu ki Müslüman sadece insanlara merhamet etmez, o merhametin ilahi bir kaynak olduğunu, oradan şefkat ve sevginin fışkırdığını ve bundan da her canlının istifade edeceğini ve canlılar hakkında da Allah’tan korkması gerektiğini ve onun huzurunda dilsiz yaratıklardan da hesaba çekileceğini bilmelidir. Ve yine o bilmelidir ki hiçbir ibadet ve hiçbir kurban merhametin, şefkatin, sevginin önüne geçemez. Çünkü kâmil insan, anacak çevresinde canlı ve cansız varlıklara hep rahmet olma yolunda duyarlı olandır.
Bunun içindir ki kurban, güçlü insanın karşısında nasıl ezildiğini, nasıl hırpalandığını yavaş yavaş tükendiği hissini duymamalı, görmemelidir.
Kurban çevreyi kirletmek, kokutmak, etrafı kan gölü haline getirmek için de kesilmez. Kesilen kurbanların kanlarını ulu orta yere akıtmak, karın ve bağırsak gibi uzuvları kesilerek yerlere bırakmak ya da çöp kutularına atmak, böylece çevreye zarar vermek, çevrenin görünümünü kirletmek, bozmak olgun bir Müslüman’ın yapacağı bir iş olmadığı gibi bir medeni topluma da yakışmayan bir görünümdür. Müslüman her yerde, her durumda, her halde başkalarını rahatsız edici şeylerden şiddetle kaçınır.
Bunun için ne yapılmalıdır? Belediyeler, kurumlar ve bu işe gönül vermiş insanlar konuyla ilgili çağdaş ve modern metotlar geliştirmeli, kurban kesme yerleri yapmalı, kurbanların işkence görmeden canlarını Hakk’a teslim etmeleri sağlanmalıdır. Bunun için de hiç vakit kaybetmeden yetkililer kurban kesmeyi bir disiplin altına almalıdırlar.
Böylece süre gelen iptidai metotlarla kurbanlar kesilmekten kurtarılacak, kurbanın başında dini görevini ifa eden insanlarımız da istemeyerek kurbanlarına karşı takındıkları sert, haşin ve katı tavırlar sergilemekten kurtulacaktır. Kurbanlarımız da böylece sevgi ve şefkatin kurbanı olacaklardır.
Şu husus çok iyi bilinmelidir: Bütün güzelliklerin, iman ve amelin sevgi uğruna, merhamet uğruna yapıldığını ve Yüce Yaratıcıya ancak sevgi ve aşk atmosferinden geçerek ulaşılacağını kavrayabildiğimiz ölçüde büyüyeceğiz, arşa yükseleceğiz.

Share
933 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • RÜZGÂR ENERJİSİ NEDİR

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Rüzgâr enerjisi, doğal, yenilenebilir, temiz ve sonsuz bir güç olup kaynağı güneştir. Güneşin dünyaya gönderdiği enerjinin %1-2 gibi küçük bir miktarı rüzgâr enerjisine dönüşmektedir. Güneş ışınları, yeryüzünde bir yandan farklı sıcaklık, basınç ve nem oluştururken bir yandan da yeryüzünün ısınmasına ve soğumasına sebep olmaktadır. Yeryüzünün farklı şekilde ısınması ve soğuması ile ortaya çıkan kuvvetler ise hava hareketlerini meydana getirmektedir. Bir hava kütlesi mevcut durumundan daha fazla ısınırsa atmosferin yukarısına doğru yükselir ve...
  • GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ ÜZERİNE

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    “Terk edilmek, ölümün öteki adıdır” Bu söz 1924 yılında Kayseri'den Yunanistan'a göçürülen bir Rum/Karamanî vatandaşımıza aittir. Elbette bir insanın ve milletin köklerinden koparılması çok zor bir olaydır. Değil vatandan ayrılış, gurbete düşmek bile ayrı bir acıdır. Bunu ancak yaşayanlar iyi bilir. Örnek olarak bu gerçeği acı tecrübeleriyle yaşayan talihsiz Şehzade Sultan Cem bir gazelinde şöyle belirtir: Gahi vatan gurbetlenir, gâhi gurbet vatanlanır. Ki, ne pahasına ! Edebiyatımızda; halk felsefesi olan atasözlerimizde, deyimlerimizde ...
  • ŞİŞEDEN ÇIKAN MEKTUP

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

      Şişeden çıkan mektubu Ali Atalay ağabeyim bana gönderdi.Çağdaş Develi Gazetemiz okuyucularıyla paylaşmak istedim.İşte o mektup. Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını anlatıyor. “Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültes...
  • SABIRSIZLIK GÜNÜ

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Gerçek hayatta işler her zaman bizim istediğimiz hızda yürümez. Hayatımızda zaman zaman meşakkatli, zor, doğal engeller, beklenmedik olaylar ve çeşitli güçlüklerle karşılarız. Bu durum bazılarımızı ziyadesiyle yorar ve yıpratır. Bu nedenle hayatı her an aynı seviyede yaşamak zordur. Yaşadığımız süreçte herkesin sabrını zorlayan ya da taşıran bazı durumlar vardır. Sabır, İnsanın başına gelen kötü olaylar, kaza ve belalar karşısında telâşa kapılmadan dayanıp direnmesidir. Sabır hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Sabır, baştan çıkartıcı et...