logo

21 Ağustos 2020

Keşişin Havuzu

Bu sıcak havalarda, kendini iyi hissedebilmesi için insanın şimdi Keşişin Havuzu’nda olması gerekir ve doya doya yüzmesi. İnsan Keşişin Havuzu’nda negatif enerjisini tertemiz sulara bırakır, arınır.
Biz Develililer daha bisiklete binmeyi öğrenmeden Keşişin Havuzu’na atarız kendimizi, yüzmeyi öğreniriz. İyi yüzme bilmek için insanın bu işe daha çocuk yaşta başlaması gerekir. Ben yüzmeyi öğrendiğimde daha ilkokula yeni başlamıştım.
Yüzmek dünyanın en rahatlatıcı sporu, spor da diyemiyorum bambaşka bir şey çünkü. Yüzerken bütün üzüntüleriniz, dertleriniz uçar gider. Çok enerji harcadığınız için iyice acıkırsınız, yediğiniz yemekler tatlanır, kendinizi çok iyi, mutlu, sağlıklı, dingin hissedersiniz. Bu hissin bilimsel açıklaması da yüzerken serotonin hormonu salgılanmasıdır vücudun. Güzeldir.
Uçmaya en yakın spor dalı yüzmektir. O kadar ki; iyi bir yüzücü iseniz özellikle havuzda bir baştan öbürüne doğru yüzüp dururken bir süre sonra uçuyormuş gibi olur, yerçekimine hepten meydan okuyormuş gibi hissedebilirsiniz kendinizi.
Çok özlediğim, dünyanın en güzel aktivitesidir. Rahatlatır, insanı kendine getirir. Çok farklı bir zevk verir. Şayet benim gibi daha çocukken bu işe başladıysanız, yüzerken hiç yorulmazsınız. İlk metreleri yüzerken kendinizi sanki yorgunmuş gibi hissedersiniz, en fazla 300 metreden sonra bu yorgunluktan eser kalmaz ve akşama kadar yüzebilirsiniz. Baştan teninizi ürperten soğuk su, yavaş yavaş ısınır, terlemeye başlarsınız. Her seferinde kendinizi biraz daha aşmak istersiniz. Deniz asla havuzla kıyaslanamaz. Denizde yüzmek bambaşkadır. Kulvarlar olmasa da, yüzdüğünüz mesafenin tam ne kadar olduğunu bilmeseniz de, yüzdükçe yüzersiniz. Ama bu denizin de tanıdık bir deniz olması gerekmektedir. Zira klişedir ama gerçekten denizle şaka olmaz. İsterseniz dünyanın en iyi yüzücüsü olun, deniz yine de sizi içine çekebilir. O nedenle temkini elden bırakmadan bildiğiniz, alışkın olduğunuz denizde, bildiğiniz yerlere kadar yüzmelisiniz.
Her yaşta yapılabilecek dünyanın en güzel sporu yüzmek. Vücudun her tarafını çalıştırır. Birçok spor, doktorlar tarafından belli yaşlardan sonra yasaklanır ama bir doktorun özel durumlar hariç hastasına yaşından dolayı yüzmeyi yasakladığını hiç görmedim. Sadece yaşlandıkça insanın yüzme temposu düşer bu da gayet doğaldır.
Hayatta en çok zevk aldığım tek spor dalı yüzmek. Yüzmek insanın içini rahatlatır. Hele ki o maviliklerin içinde kaybolmak anlatılmaz bir duygu. Hayatın kendisini görebilirsin, hayatın gelip geçiciliğini anlarsın, o bomboş maviliklerin arasında. Tabii ki bu dediğim zevkleri tadabilmesi için insanın ya deniz kıyısında ya da Keyişin Havuzu’nun bulunduğu Develi gibi bir Anadolu kasabasında doğup çocuk yaşta yüzmeyi öğrenmesi, iyi bir yüzücü olması gerekir.
İçinizden ‘amma da abartıyorsunuz illa da Keyişin Havuzu mu olması gerekir, havuz her yerde var.’ dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama o havuzların hiç biri Keyişin Havuzu gibi doğal havuz değil, hepsi klorlanmış. 40 dakika klorlanmış havuzda yüzen yüzücüler de havuzda bulunan dezenfeksiyon ürünlerinin yaptığı zararlardan dolayı kanser riskine neden olan kan lenfositlerinde çekirdek bozulmaları başlar, genlere zarar verici toksik maddeleri idrarda çoğalır, akciğeri döşeyen hücrelerde geçirgenlik artar.
Yüzme havuzlarına sık gidenlerde kanser riski artmakta. Ayrıca dezenfeksiyon ürünleri, üreme sistemi sorunlarını beraberinde getirmekte, düşük, ölü doğum ve doğumsal anomali riskinde artışa neden olabilmekte, bağışıklık sistemini baskılamakta, merkezi sinir sistemini bozabilmekte, kalp ve damar sistemine ve böbreğe zarar verebilmekte ve solunum sistemi rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Düzenli olarak havuzlarda yüzenlerde bu zararlı ürünler vücuda geçmektedir. Bu nedenle insanlar deniz, okyanus, göl ya da Keşişin Havuzu gibi kendi kendini temizleyen doğal ortamlarda yüzmelidir.
Develi halkına bir nimet olarak bağışlanan Keşişin Havuzu’nda soğuk su bir kayanın arasından kaynıyor ve havuzun öbür başından taşan sular akıp bir dereye karışıyor. Su böylece yenilenmiş, tazelenmiş oluyor. Develi denizlerden uzak olmasına rağmen Keşişin Havuzu sayesinde Develililer her zaman temiz sularda hiç bir riske girmeden yüzme öğreniyor. İnsanlar istediği zaman kendini Keşişin Havuzu’nda temiz ve soğuk suların kolları arasına bırakıyor. Sıcak havalarda serinliyorlar.
Keşişin Havuzu, Erciyes Dağı’nın zirvesindeki kar ve buzullardan eriyen sularla besleniyor. Bu sebepten suları temiz, berrak ve soğuk. Yaz aylarında yöre halkını yıllardır bu sularda serinletiyor.
Keşişin Havuzu kendimi özgür hissettiğim ilk yerdir. Kısa bir sürede yüzmeyi öğrendikten sonra, kendimi berrak suların kollarına bırakmanın zevki hiç bir yerde bulamadım. Suyun verdiği eşsiz hazzı ben ilk defa Keşişin Havuzu’nda tattım. Gerçi denizde yüzmenin tadı da bir başkadır. Dalgaların arasından sanki ufuk çizgisinde bir ödül varmış gibi ona doğru yüzerek ilerlemek enfes bir duygu. Şayet benim hayatıma Keşişin Havuzu girmeseydi; ben bu tadların hepsinden yoksun kalacak, serinlemek için bir camız gibi koca gövdemi suya sokacak, ıslanıp geri çıkacaktım.
Zamanında bu havuzun bir keşişe ait olduğu bilinmektedir, ama bu keşişin kim olduğu ve hangi amaçla yaptığı maalesef belli değil. Sadece keşişin Develi’den taşınınca havuzu Müslüman bir Türk’e sattığı bilinmektedir. Havuz ilçemizin sembolü haline gelmiştir. Surp Krikor Suyu olarak bilinen bu havuza zaman içerisinde ‘Keşişin Havuzu’ denilmiş. Keşişin Havuzu 400 yıllık bir geçmişe sahip. Develili olup da burada yüzmeyen yoktur. İlçede 7’den 70’e herkes yüzmeyi burada öğrenmiştir. Yıllar içerisinde buradan taşınıp giden insanlar bile buraya gelerek çocukluk anılarını yüzerek tazeler. Su, içilecek derecede temizdir. Yüzmenin yanı sıra havuzun suyu tarımda da kullanılıyor. Buradan akan su kanallarla tarım alanlarına ve bahçelere gitmektedir. Burası tarihi bir alan olmanın dışında bizim için çok değerli bir yerdir. Çocuklarımız özellikle yaz tatillerinde okuldan fırsat bulunca burada serinler. Yazın hiç boş kalmayan bir havuzdur.
Bir akşamüstü, kalabalık biraz dağılınca sakin ve serin bir suda, hafif kulaçlarla, suyun verdiği huzurdan başka bir şey düşünmeden Keyişin Havuzu’nun temiz sularına kendinizi atmanın zevki başka bir yerde bulamazsınız. Yıl boyunca biriktirdiğiniz yorgunluklardan kurtulmanızı sağlar. Bir de birkaç kulaçtan sonra sırt üstü yatarak gökyüzünü, güneşin batışıyla birlikte aldığı yeni renkleri izlerseniz, tamamen arınmış olarak sudan çıkabilirsiniz.
Havuzda, gölde, denizde veya her nerede olursa olsun insanı hem fiziksel, hem de psikolojik olarak rahatlatan eylemdir yüzmek. Develi’de misin? Canın mı sıkkın, sinirin mi bozuk koş gel Keyişin Havuzu’na azıcık yüzünce bir şeyciğin kalmaz.
İsmail Samur, Emekli Öğretmen

Çağdaş Develi Gazetesi, 21 Ağustos 2020, Sayfa 7

Share
8.061 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

10+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...