logo

KEÇİ PEYNİRİ GÜNÜ

Peynir kelimesi modern Türkçeye, Farsça sütten yapılmış manasına gelen “Panir” kelimesinden geçmiştir. Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir. Türkiye koyun ve keçi varlığında dünyanın ve Akdeniz Havzasının önde gelen ülkeleri arasındadır.
Keçi peyniri, adından da anlaşılabileceği gibi keçi sütünden elde edilmektedir. Keçi sütü insan sağlığına birçok fayda sağlayan çok sağlıklı bir süttür. Kıvamı kaşar peyniri ve beyaz peynir arasında hissedilen ne çabuk dağılan ne de sert olan keçi peyniri dünyanın hemen her yerinde beğenilerek tüketilmektedir.
Keçi peyniri ile ilgili bir araştırma yapıldığında, keçilerin hayvanlar aleminin gurmesi olduğu, keçilerin damak tadı sayesinde insanların kahve dahil birçok yiyecek ve içeceği keşfettiği, insan oğlunun beslenmesinde önemli ve akıllı seçiciler olduğu ortaya çıkmıştır.
Ağzının tadını bilen keçiler, tabiattaki en güzel kokulu ve tatlı bitkileri, meyveleri tercih ederler. Taze sürgünleri ve yaprakları severler. İnekler ve koyunlar gibi önüne konulan her yemi yemezler. Bu sebeple keçilerin yetiştirilmesi oldukça zahmetlidir. Sütü de az olduğu için keçi peyniri dünyanın en pahalı peynirleri arasında yer almaktadır. Kahvaltı sofralarında olduğu kadar yağda kızartılarak da servis edilebilen keçi peynirinin lezzeti adeta tarifsizdir. İnek sütüne kıyasla daha beyaz renge sahiptir ve daha az tuzlu bir tadı vardır.
Dünyada yaklaşık 300 farklı keçi ırkı vardır. Malta keçisi, boynuzsuz bir keçi türüdür ve Saanen keçisi ile birlikte dünyadaki en çok süt veren keçilerden biridir. Uzun beyaz kürkleriyle öne çıkan Kaşmir ve Ankara keçileri, tiftiklerinin oldukça popüler olduğu keçi ırkları arasında yer almaktadır. Ülkemizde Dağ Keçisi, Kara Keçi, Maltız keçisi hem süt hem de peynir üretimde kullanılan keçi türleri arasında yer almaktadır.
Her yıl 25 Haziran’da, “Keçi Peyniri Günü” kutlanmaktadır. Bugüne kadar kayıt altına alınabilen 193 peynir çeşidine ev sahipliği yapan ülkemiz, keçi sütü ve keçi peyniri üretiminde dünyada da söz sahibi olmaya çalışmaktadır. Ancak, sahip olduğu iklimsel özellikleri ve biyolojik çeşitliliği sayesinde binlerce yıldır süregelen zengin bir peynir üretim kültürü oluşan Türkiye, ne yazık ki bu büyük avantajını gereğince kullanamamaktadır.
Keçi peyniri besin değeri açısından zengindir. 100 gram keçi peyniri 21 gram yağ ve 22 gram protein içermektedir. Potasyum, sodyum, fosfor, kalsiyum gibi mineral içeriği ile dikkat çeken keçi peyniri, yüksek oranda A vitamini ve demir de içermektedir. Keçi peyniri kolesterol içeriği düşük bir peynir türüdür. Özellikle kolesterol hastaları, hamileler, emzikliler ve çocuklar tarafından tüketilmesi önerilen keçi peyniri Türk mutfağında özel ve önemli bir yere sahiptir.
Keçi sütünde yüksek oranda fosfor vardır. Çok fazla et ve balık yemeyen ya da yiyemeyenler fosfor ihtiyacını keçi sütüyle giderebilir. Anne sütüyle beslenemeyen bebekler keçi sütü içebilir. Çünkü yapısı anne sütüne çok benzemektedir. Astım, alerji, sindirim sistemi rahatsızlıkları, hazım sorunları, cilt hastalıkları, bebek egzamaları ve varise iyi geldiği belirtilmektedir. Hazmı kolaylaştıran, cilde iyi gelen keçi sütündeki bakteri miktarı diğer hayvanların sütünden daha azdır.
Keçi peyniri vücudu kanserden korumaktadır. Keçi peyniri vücudun kötü tümörlerle savaşım aktivitelerini de desteklemektedir. Keçi peyniri bağışıklık sistemini güçlendirmekte olup, çok besleyici ve sağlıklıdır.
Keçi peynirinin kendine özgü bir kokusu vardır. Bu koku bazı insanları rahatsız edebilir. Satın alınan keçi peyniri kendine özgü kokusundan farklı olarak hoş olmayan kokular yaymaya başladıysa bu yanlış saklama koşullarından ileri gelebilir. Aşırı keçi peyniri tüketimi bağırsak hareketlerini hızlandırarak ishale neden olabilir. Isıtılmış sütten yapıldığı için keçi peyniri zehirlenmesi yaşanabilir.
Vitamin ve mineraller bakımından çok zengin, kolay sindirilebilen ve alerji yapmayan bir peynir türü olduğu için, özellikle kahvaltı sofralarından eksik olmadığı için her zaman taze tüketilerek lezzetini yitirmemektedir. Hem eti hem sütü hem de tiftiği açısından bakıldığında keçi yetiştiriciliğinin önemli bir üretim alanı olduğunu da unutmayalım.

Share
156 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...