logo

Kara Müftü’nün Ölüm Kalım Hikâyesi ve 25-30 Yıl Gizlediği Sırrı Neydi? 2. son bölüm

Kara Müftü’nün Ölüm Kalım Hikâyesi ve 25-30 Yıl Gizlediği Sırrı Neydi? Fevzi Numan Cebeci Namı Diğer Kara Müftü Atatürk’ün Huzurunda

-Bak Hoca, sen de diğerleri gibi bu listeye göre idam edileceksin. Ancak, hiç kimse benden habersiz idam edilemez. Sana bir sualim var, vereceğin cevaba göre adını listeden çizerim veya çizmem asılırsın, dedi ve gözlerime veya yüzüme baktı. Dondum kaldım. Elimdeki sigara izmariti parmağımı yakınca kendime gelip çekidüzen verdim ve
-Paşam sualiniz neydi merak ettim? dedim.
-Demek merak ettin öylemi? Güzel! Aslında zor bir soru değil, çok kolay bir sual! Çünkü sorudan ziyade bu mevzuda fikrin nedir, diye sual edeceğim. Önce beni dikkatle dinle, sonra soruma cevap verirsin. Ben bu vatan için geceyi gündüze kattım, yaz-kış demeden büyük fedakârlıklar yaptım. Gençliğimi vatanın selâmeti için harcadım. Ama günah da işledim. Dinî vecibeleri yerine getiremedim. İslâm’ın şartlarını îfâ edemedim. Sorum şu; ben bu vaziyette iken, cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi?’ dedi.
-Aman Allah’ım! Ben bu tezadı nasıl halledeceğim? Şaştım kaldım. Cennete gidersin desem, dinim elden gider, canım kurtulur. Cehenneme gidersin desem canım elden gider, dinim kurtulur. Burada kar yok, hangisini tercih etsem zarardayım. Ancak zararın biri büyük, diğeri küçük… Diye düşünürken aklıma müstakim (doğru) düşünmek için zaman kazanmak lâzım diye bir fikir geldi.
-Paşam, bana bir sigara içimlik müddet ver de düşünüp öyle cevap vereyim, olur mu? Hem yanınızda sigara içmekten sıkılıyorum, izin verirseniz koridora çıkayım olur mu? Dedim. O da:
Bak Gara oğlan! Dedim
-Olur, yak bakalım. Dedi. Ben de bir sigara alıp koridora geçtim. Bir taraftan sigarayı somuruyor, öte yandan kendi kendimin hasmı gibi konuşuyorum. Bak Garoğlan! Dedim. Sen dünyayı mı tercih edersin, yoksa ahireti mi? Sen Allah’ın rızasını mı istersin, yoksa üç günlük dünya safâsı mı dilersin? Derken ne diyeceğim aklıma geldi! Zaten dumanım başımdan çıktığı için, elimdeki sigara da birkaç somuruşta bitmişti. Gazi Paşanın odasına girip dedim ki. –
Paşam! Sualinize cevap vermeden önce, şuradan bir kulüp alıp yaksam olur mu? Zîrâ bu narin sigaralar iki somuruşta bitiyor. O da gülerek;
-Hay hay buyur, istediğini al yak, dedi. Ben de kalınca bir kulüp sigarası alıp yaktım. Belki son içtiğim sigara olabilir diye düşündüğüm için, pervasızdım. Çünkü vereceğim cevaplar ağır olacaktı ve Allah korkusu, başka korkuları silip-süpürdü.
Paşam! Cevabım ağır gelebilir
-Paşam! Cevabım ağır gelebilir. Doğru bildiğimi ve kalbimin kanaatini, vicdanımın tasdiki ile söyleyeceğim. Eğer sen, bu vatan ve millet için yaptığın hizmetleri şan ve şeref için değil de Allah rızası için yaptıysan, muhakkak Allah sana mükâfatını verecektir. Bu mükâfat cennet de olabilir. Eğer sen işlediğin haramlar ve terk ettiğin farzlar için tövbe edip hâlini düzeltmezsen; Allah, kıyamet günü çatır çatır bunun hesabını sana sorar. Hesabını kaybeden de cehenneme gider. Ben, cennet ve cehennemin hâkimi ve sâhibi değilim. Dünyada yaşarken, hiç kimse için “sen cennetliksin veya cehennemliksin” denilemez. Hükmüm ve cevabım bundan ibarettir, dedim ve sustum. Bana bakıp;
-Bravo kara hoca’ dedi ve eliyle oturmamı işaret etti. Hayret! Verdiğim cevaba kızmadı ve beni azarlamadı. Tersine beni tasdik etti. Herhalde benimle eğlenmiyor diye düşündüm. Nitekim konuşmaya başladı. Ve dedi ki:
Asılan hocaların bir kısmı yağcılıktan gitti
-Asılan hocaların bir kısmı müdâhaneden (yağcılıktan) gitti. Bana “cennetliksin” dediler. Bir kısmı da cehennemliksin dediği için öldüler. Hâlbuki sen, medeni cesaretinle doğru bildiğin gibi konuştun. Bu yüzden seni tebrik ederim. Cesur insanları halk sever. Halkın sevdiğini de ben zâyî etmek istemem. Bana bak Hoca! Bana erkekçe ve mertçe söz vereceksin. Buna hazır mısın? Dedi. Ben de;
-Hazırım paşam, bu ne sözü? Dedim.
-Bak elimdeki listede üstü çizilen birkaç kişiden biri olacaksın. Bunlar senin gibi yiğit adamlar. Benimle konuşup görüştüğünü unutacaksın. Ailenden hiç kimseye ve dostlarına ve akrabalarına anlatmayacaksın ve bir daha ölünceye kadar aleyhime tek kelime konuşmayacağına dâir söz verip mukaddesâtın üzerine yemin edeceksin, dedi.
Ben de söz verip yemin ettim
-Ben de canıma minnet söz verip yemin ettim.
Ve nihayet Kara Müftü, Kayseri hapishanesine mevcutlu olarak (kendi ifadesiyle kıran artığı olarak) geri gönderilir. Bunca sıkıntıdan sonra, Ağır Ceza Mahkemesi, göstermelik bir murâfaadan (duruşmadan) sonra, idamdan berâtına karar verir. Mahkemeleri elinde tutan tek adam yönetimleri, (!) her devirde böyle yapa gelmiştir. Kara Müftü, “ölünceye kadar, hiç kimseye anlatmayacak ve aleyhine de tek kelime etmeyecek” sözüne rağmen bize bunu niye anlattığını şöyle açıkladı.
“Sözlü akdim, mukayyed değil mutlak ve muğlaktı. Yâni, kim ölünceye kadar belirtilmediği ve kayıt altına alınmadığı için ikimiz de yaşarken konuşamazdım. Bu akit mutlak olduğu için sustum. Ama o benden önce ölünce söz mukayyet (kayıtlı) olmadığı için bu sefer muğlak (karışık) oldu. Benim konuşmama şartım, o mu ölünceye kadar yoksa ben mi ölünceye kadar belirtilmediği içi, bir kişinin ölmesi ve muğlaklık sebebiyle akit münfesih sayılırdı. Buna rağmen Gazi Paşa 38 yılında ölünce kimseye dememe alışkanlığım bir müddet devam etti ve bu hâdiseyi, ölümünden 15-20 sene sonraya kadar da hiç kimseye anlatmadım… Sonra yaşlandım, mademki cevazı var, benimle mezara gitmesin diye de size anlattım.”
Bu sırrı ilk kez benimle paylaşan ve gün ışığına çıkaran, konuşmanın tanığı değerli hemşehrim, ağabeyim öğretim üyesi Abdülkadir Etöz hocama teşekkür eder saygılarımı sunarım.
KARA MÜFTÜ’YE MERSİYE
Düşmana karşı durdular
Yanında yoktu ordular,
Şüheda canlar verdiler,
KARA MÜFTÜ gibileri.

Savaşmaya fetva verdi,
Cenge hazır olun der’di,
Görevde huzura erdi,
KARA MÜFTÜ gibileri.

Haksızlara pek battılar,
Onlarda bühtan ettiler,
Hücre zindanda yattılar,
KARA MÜFTÜ gibileri.

Bir cengâver karayağız,
Bileceğiz-soracağız,
Rahmet ile anacağız.
Kara müftü gibiler.

Tanrı yaptılar Nemrudu,
Putçular sorgusuz vurdu,
Çok yiğitler karşı durdu,
KARA MÜFTÜ gibiler.

Söyleyene suç yazıldı,
Konuşan başlar ezildi,
Sayısız kuyu kazıldı,
KARAMÜFTÜ gibileri.

Dülgeroğlu söyler sözü,
İçi dışı birdir özü,
Milletin dimağı-gözü
KARA MÜFTÜ gibileri.
Dülgeroğlu Sabit
10 Temmuz 2020

Çağdaş Develi Gazetesi, 24 Temmuz 2020, Sayfa 7

Share
6.121 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Necati DEVELİOĞLU Dönemi : ( 25.11.2001 – 09.11.2003)

    14 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    24.11.2001 Tarihinde Yapılan Olağan Genel Kurul yapılarak yeni yönetim belirlendi. Buna göre; Başkan: Necati Develioğlu, 2.Başkan: Coşkun Aksu, Muhasip: Mehmet Papak, Genel Sekreter: Ramazan Kaya, üyeliklere; Mehmet Bingöl, Prof. Dr. Burhan Kuzu, Hayrettin Ertekin, Nevzat Çulhaoğlu, Mehmet Paksoy seçildiler. Develili olarak belli bir kariyeri ve birikimi olan, ülkemiz genelinde, gerek resmi, gerekse STK'larda lider durumda olan medar-ı iftiharlarımız; Başbakan Yardımcısı Sayın Hüsamettin Özkan, Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Öz...
  • DÜNYA BİYOLOĞLAR GÜNÜ

    14 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    16 Nisan tarihi her yıl ülkemizde “Biyologlar Günü” olarak kutlanmaktadır. Biyologlar, canlı sistemini ve onunla ilişkili tüm sistemleri inceleyen, anlayan, anladıklarından yepyeni şeyler üreten, ürettiğini yine canlılar ve çevresindekiler için faydalı hale getiren bilim insanlarıdır. Biyologlar, biyoloji çerçevesinde tüm araştırmalarını yapar ve çalışmaları yürütürler. Biyoloji, gelecek nesiller için sağlık, çevre, gıda, enerji gibi başlıca alanlarda sürdürülebilir bir topluma önemli ölçüde katkılar sunan ve hızla gelişen bir bilimdir. Biyolo...
  • DEVELİ’DE KUMAR VE KUMARHANELER-1

    14 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Cumhuriyet Gazetesi'nin 4. Nisan 2021 tarihli ekinde Tayfun İşbilen tarihî binalar ile kumarhaneler arasındaki bağı ortaya koyan kısa fakat özlü bilgiler veren bir yazısı dikkatimi çekmişti. “Casino binaları mimarisi kadar tarihteki ziyaretçileriyle de ünlüdür. Rus yazar Dostoyevski ve Tolstoy, Baden Baden de büyük paralar kaybetmiştir.” Diyordu yazar 1935-2.Hükümet Konağı ve Şehir Kulübü Bu sütunlarda daha önce “Develi'de Eğlence Dünyası” adlı Bir dizi yazı yazmıştık. Bu yazılarımızda insanlarımıza keyif veren tütün, sigara, kahve, enfiye, ş...
  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: (21.04.1996-25.11.2001)

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: ( 21.04.1996-25.11.2001) Yapılan olağan Genel Kurul toplantısı sonunda: Başkan; Muzaffer Aksu, 2. Başkan; Selim Develioğlu, Sekreter; Orhan Deveci, Muhasip; Mehmet Papak, Yönetim Kurulu Üyelerine; İhsan Bingöl, Mahir Sevimay, Hüseyin Eren, Orhan Deveci, Mahmut Gürcan seçildiler. Yeni görev bölümü Fatih Kaymakamlığı'na bildirildi. Dernek yetki belgeleri yeniden düzenlendi. Muhasip üye Mehmet Papak'a yetki belgesi çıkarıldı. Büyükçekmece'ye şube olarak verilen iznin genel k...