logo

İSTİKLAL SAVAŞINDA DEVELİ YETİMHANELERİ (1)

Dünyada bugün yedi milyar insanın yaşadığı var sayılır.Bu nüfusun 2.2 milyonu çocuktur.153 ile 210 milyonu da yetim ve kimsesizdir.Elbette bu yetim ve kimsesiz çocuklar her daim insana hizmet duygusuyla yaşayan insanları,devletleri meşgul etmiştir.
Tarihe göz gezdirdiğimizde bu kimsesiz çocuklar hakkında bir yetimhane açma fikri ilk defa Sümerlerde görülmektedir. Demek ki yıllar boyunca yetim çocuklar sadece insanları değil, devletleri de meşgul etmiştir.
Tarihe bir göz gezdirdiğimizde MS.16. ve 17. Asırda yetimleri Avrupa’da kiliseler korumuşlardır. Görülen o dur ki ilk defa 1572 yılında Almanlar yetimhane kurmuşlardır.
İslâm’ın ilk yıllarında Mescid-i Nebevi yanına kurulan “suffalar” da yetimler barındırılmıştır. Türk coğrafyasında Moğol istilasından 50 yıl sonra Tebriz’de külliyeler civarında kurulan binalar yetimlere bakılmıştır. Selçuklular bu konuyu vakıflar ve ahi sistemi ile çözmüşler ve çocukları sokağa terk etme yerine mesleklere yönlendirmişlerdir. Mesleki dayanışma yetim çocuklar arasında mesleki dayanışma yerinde gençler arasındaki birlik ve beraberliği tesiste önemli hizmetler görmüştür.Osmanlılarda ise bu gelenek 1.Dünya savaşı’ na kadar aynı gelenek devam ederek yerlerini Çocuk Islah Evleri, Sanayi Mektepleri kurulmuştur.
Develi insanı kahramandır,yüreklidir.Ne zaman vatan tehlikeye düşmüştür.”gayrısı ayrıntıdır !”Nitekim 1.Cihan Savaşı ve İstiklal Savaşlarında Develi insanı çok şehit vermiştir.
Galiçya’dan Yemen’e, Sarıkamiş’tan Çanakkale cephelerine kadar bu can vatan için Yüce Allah’ın Cennet’de vad ettiği yere kavuşmak için canlarını hiçe saymışlar ve şehit olmuşlardır.
Sadece Çanakkale’de 201 ,sadece Haçın /Saimbeyli ‘nin Ermenilerden kurtarılması için 113 şehit vatan için,namus için, din için can verdiler ve Saimbeyli’yi Fransızların desteğindeki Ermenilerden temizledi. Temizlediler ama geride de nice yetimleri bırakarak.
Develi’de, azınlıklarda modern okul 1757 yılında Aşağı Everek’teki kilise/Fatih Camii yanına yapılan özel Ermeni okulu ile başlar.
Daha sonra Bahçebaşı’nda Protestan Okulu ile Fenese’de açılan okullar ile Ermenilerin yoğun olduğu köylerdeki okullar dikkat çekicidir.
1911 Reşadiye Rum Okulu, Yetimhanesi,öğrenci ve öğretmenleri
Azınlıklar içerisinde nüfusları az olan ve Ayakostan /Reşadiye ‘de bulunan Rumların okulu yanında ilk defa 1911 yılında bir de yetimhane açılmıştır.Bu okulların ve yetimhanenin bakımı ve işletmesi bir vakıf tarafından idare edilmeye çalışılmıştır.Bir ara Haçın/Saimbeyli Amerikan Koleji Müdürü Parker 40’a yakın Ermeni öğrenciyi Develi’ye getirerek bir yetimhane açmış fakat Develi insanının duyarlılığı sayesinde bu öğrenciler gerisin geriye tekrar Saimbeyli’ye gönderilmiştir. Ama bu Parker siyasi nüfuzunu kullanarak bugünkü İstiklal İlk Okulu’nu müsaade almadan kaçak olarak bir Ermeni kız kulu olarak açmıştır!Nitekim misyonerler Ermeni ve Rumların bulunduğu Develi’den İstiklal harbine kadar ellerini çekmek istememişlerdir.
Ayrıca 1919 yılında başlayan Haçın Harbi sırasında misyonerler ve özellikle Amerikan Koleji yetkililerinin teşvikiyle Develi huzurlu bir bölge olarak görülmüştür ki bir yetimhane açmak amacıyla buradaki Ermeni yetim çocuklarından bazılarını Develi’ye getirmişler ise de Develi halkının yine sağduyusuyla buna müsaade edilmemiştir.
Türklerde ise ilk modern okul 1885 yılında Yukarı Develi’de Develizade Ahmet Ağa’nın konağında açılmıştır. Bu okul bir evde açılmıştır. Daha sonra da Everek’te Rüştiye, Dumlupınar, Merkez, İstiklal ve Zafer Okulları eğitime başlamıştır.

Not; Yazarın yazı ile ilgili resimlere ulaşmak için aşağıdaki linki tıklayınız. Resimleri büyütmek için tekrar üzerine tıklayınız!

Çağdaş Develi Gazetesi, 10 Mart 2017, Sayfa 2

Share
1.327 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Derneğin Hafızası Kitabını Neden Yazmaya Gerek Duydum?

    18 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan bugüne derneğimize hizmet eden değerli büyüklerimizi anmak ve bizden sonra gelecek yönetimlere ışık tutmak için bu kitap kaleme alınmıştır. Amaç derneğin yazılı hafızasına bir katkı sunmaktır. Çünkü toplumun hafızası olan kitaplar kültürel bir mirastır, kitaplar gönülden gönüle giden bir yoldur. Her dönemde Başkanların ve yönetimlerin karşılaştığı zorluklar, yaptıkları fedakârlıklar ve hizmetler hiçbir zaman küçümsenemez. Dernekçilik bir gönül, sevda ve fedakârlık işidir. Hemşehrilerinin dertlerine ortak olmak, hastalara ve yoksul...
  • DÜNYA PİKNİK GÜNÜ

    18 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Havaların ısınmaya başladığı ilkbahar aylarından itibaren piknikler, hafta sonlarının en keyifli aktiviteleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Pikniğe gitmek için kimimiz deniz kenarını, kimimiz ormanı, kimimiz su veya göl kenarını, kimimiz de parklar gibi doğal ortamlar veya bir açık alanı tercih ediyoruz. Piknik, yemek yemek, eğlenmek için açık alanda yapılan günübirlik gezintidir. Piknik, kelimesinin kökeni Fransızca “pique-nique” kelimesinden gelmekte olup, anlamı “Suyu, yeşilliği olan, gezinti yapılacak yer” olarak tanımlanmaktadır....
  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...